a
  • 81ilhaberi.com
  • Gündem
  • Erkan Baş’tan Mekke Anlaşması tepkisi: “Bu ülkenin gençlerinin İsrail uğruna ölüme gönderilmesine asla izin vermeyiz”

Erkan Baş’tan Mekke Anlaşması tepkisi: “Bu ülkenin gençlerinin İsrail uğruna ölüme gönderilmesine asla izin vermeyiz”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Mekke Anlaşması'na ilişkin, "Dünden beri bütün milletvekilleri anlaşma metnini arıyorlar Meclis'te, henüz kimsenin eline ulaşmadı" dedi. Baş, "Bu ülkenin yoksul çocuklarının, bu ülkenin emekçilerinin, bu ülkenin gençlerinin İsrail uğruna ölüme gönderilmesine asla izin vermeyiz" ifadelerini kullandı.

ad826x90
ad826x90

(ANKARA)- Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Mekke Anlaşması’na ilişkin, “Dünden beri bütün milletvekilleri anlaşma metnini arıyorlar Meclis’te, henüz kimsenin eline ulaşmadı” dedi. Baş, “Bu ülkenin yoksul çocuklarının, bu ülkenin emekçilerinin, bu ülkenin gençlerinin İsrail uğruna ölüme gönderilmesine asla izin vermeyiz” ifadelerini kullandı.

ad826x90

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baş, konuşmasına geçen hafta İstanbul’da meydana gelen selde yaşamını yitiren yurttaşların yakınlarına başsağlığı, hastanede tedavisi süren TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’a geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı.

İktidarın ülkeye “yeni bir skandal dışında verecek hiçbir şeyi olmadığını” savunan Baş, yaşananların siyasi sorumluluğunun tartışılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Her gün yeni bir isim, yeni bir iddia, yeni bir para trafiği, yeni bir soruşturma çıkıyor karşımıza. Açıkçası bu skandalları teker teker anlatmaktan harap düşmüş durumdayız. O yüzden bugün tekrar tekrar bu skandalların ayrıntılarına girmek istemiyorum. Çünkü daha önemli bir mesele var. Açık söyleyeyim, kimin ne kadar para kazandığından, hangi yöneticinin görevden alınıp alınmadığından çok daha önemli meselemiz; bu memleketin nasıl yönetildiği meselesidir, bu memleketi kimin kimler için yönettiği meselesidir. Bu ülkede kimlerin çalıştığı, kimlerin çaldığı, kimlerin kazandığı, kimlerin kaybettiği, kimlerin zenginleştiği, kimlerin yoksullaştığı meselesidir ve her şeyden önemlisi, bütün bunların hesabını kimin vereceği meselesidir.”

ad826x90

“BİRİNDE İNSANLAR KURU EKMEK HESABI YAPIYOR, ÖTEKİNDE FONDAN NE KAZANACAKLARINI HESAPLIYORLAR”

ad826x90

İşçilerin uzun çalışma saatlerine rağmen kira, fatura ve çocuklarının eğitim giderlerini karşılamakta zorlandığını söyleyen Baş, emeklilerin ve öğrencilerin yaşadığı geçim sıkıntısına da değindi. Baş, şunları kaydetti:

“Bir üniversite öğrencisini düşünelim. Bir taraftan okuyor, bir taraftan çalışıyor. Barınacak yer bulamıyor. Bir öğün yemeğin bile hesabını yapmak zorunda. Yıllarca okuyor, ailesinin büyük çabasıyla eğitimini bir şekilde tamamlıyor ama sonra iş bulamıyor. İş bulsa kendi hayatını idame ettirecek kadar bile bir maaş alamıyor. Evlilik zaten hayal, ev sahibi olmak hayal. Gelecek üzerine düşünmek bile artık bir hayal haline gelmiş.”

Ülkedeki kaynakların ve zenginliğin nasıl paylaşıldığının sorgulanması gerektiğini belirten Baş, “Türkiye’de artık çok açık iki dünya var. Birinde insanlar kuru ekmek hesabı yapıyor, ötekinde fondan ne kazanacaklarını hesaplıyorlar. Birinde ‘Kaç saat fazla mesaiye kalırsam kaç para, kaç yüz lira, kaç bin lira daha ay sonunda elime geçer’ diye bakıyoruz, öbüründe finansal işlemlerle milyarlarca lira kazanan insanlar var. Emekliler 50 liranın, 100 liranın hesabını yapıyor, ötekisi 100 milyonları hesaptan hesaba aktarıyor” dedi.

İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Baş, üretim ve hizmet alanlarında çalışanların yoksullaştığını savunarak, “Biz bu düzeni değiştirmek dışında bir çare bulabilir miyiz? Biz bu ekonomik sistemi topyekün alaşağı etmek dışında bir çare bulabilir miyiz” diye sordu.

ad826x90

“BU KADAR KURUM VARKEN BU İŞ NASIL OLDU?”

Kamuoyunda “fon vurgunu” olarak anılan konuya ilişkin Meclis’te görüşülen düzenlemeyi değerlendiren Baş, komisyon raporuna göre 455 bin yatırımcının doğrudan etkilendiğini söyledi. Küçük birikimlerini değerlendirmeye çalışan yurttaşların da mağdur olduğunu belirten Baş, denetim kurumlarının sorumluluğuna işaret ederek şöyle konuştu:

“Bu ülkede sermaye piyasalarını denetlemekle görevli kurum yok mu? SPK yok mu? Var. Borsa İstanbul var, Takasbank var, Merkezi Kayıt Kuruluşu var, MASAK var, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu var, Hazine ve Maliye Bakanlığı var, Merkez Bankası var. ya devletin bir sürü kurumu var, değil mi? Peki bu kadar kurum ne işe yarıyor? Bu kadar kurum varken bu iş nasıl oldu?”

Finansal İstikrar Komitesi’nin konuyu 2 Aralık 2025’te görüştüğünü, uluslararası endeks kuruluşlarının ise Haziran 2026’da uyarıda bulunduğunu ifade eden Baş, komisyon raporunda Cumhuriyet Başsavcılığının 26 Şubat 2025’te ilgili kurumlara yazı yazdığı bilgisinin de yer aldığını aktardı. Baş, “Kime bildirildi? Hangi kurum ne zaman harekete geçti? Kimler görevini zamanında yerine getirmedi?” sorularını yöneltti.

“BU 440 KİŞİ KİM?”

ad826x90

Fonlardan önceden parasını çektiğini öne sürdüğü 440 büyük yatırımcının kimliklerinin açıklanmasını isteyen Baş, bu kişilerin iktidarla bağlantılı olduğuna ilişkin kuşku taşıdığını belirterek şunları söyledi:

“Bu soruyu bıkmadan, usanmadan soracağız. Bu 440 kişi kim? Bunların arasında nasıl bir bağ var? Bakın ben iddia ediyorum, bunların çok büyük bir çoğunluğu Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezinde ve Beştepe’de ya da onlarla bağlantılı olan kişiler. Hodri meydan! Yani burada çok ciddi bir siyasi kuşkuyu dile getiriyorum. Bu olağan dışı işlemlerin iktidar çevresinde hayata geçtiğini söylüyorum. Yapılacak iş nedir? Açıklarsın, biter ya. ya kimler kazanmış? Kimler kaybetmiş? Kimler zamanında parasını çekmiş? Kimler önceden haberdarmış? Kimler denetimle yükümlüymüş? Kimler yükümlülüklerini yerine getirmemiş?

Hırsız var hırsız. Kaç tane Fatma Betül var? Peki AKP Genel Merkezi’nde, Beştepe’de, Genel Merkez’de kaç Fatma Betül var, kaç milletvekili var? Kaç bakan var, kaç genel başkan yardımcısı var? Bunları sormayacak mıyız? Ömer Çelik’in, Hayati Yazıcı’nın, Ömer Bolat’ın, Hasan Doğan’ın, Akın Gürlek’in adı geçiyor?”

“BU SİSTEMDE SİYASETİN BÜTÜN SORUMLULUĞU SİSTEMİN TEPESİNDEKİ İSİMDEDİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi sorumluluğu bulunduğunu söyleyen Baş, ilgili görevlere yapılan atamalara dikkati çekerek şöyle konuştu:

“Bu Fatma Betül Sayan’ı bakan olarak atayan kimdi? Genel başkan yardımcısı olarak atayan kim? Bu SPK Başkanı’nı kim atadı? Ondan önceki SPK Başkanı’nı kim atadı? Bunların altında kimin imzası var ya? Bu sistemde siyasetin bütün sorumluluğu bu sistemin tepesindeki isimdedir. O da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kimse bundan kaçamaz.”

Erdoğan’ın gelişmelerden yeni haberdar olduğu yönündeki söylemleri de eleştiren Baş, “Biraz önce izliyorum, Tayyip Erdoğan grup toplantısında konuşuyor, ‘Bu işin sonuna kadar gideceğiz’ diyor. Yandaş medya da alkışlıyor. Bakın ben size bir şey söyleyeyim: Önce başına kadar bir gidelim. Sonuna kadar gitmek için başını bulmak lazım. Önce saraya kadar bir gidelim, önce saraya kadar gidilmesi lazım” dedi.

“KAZANÇ OLUNCA KİŞİSEL, ZARAR OLUNCA TOPLUMSAL OLMAZ”

Kanun teklifindeki “gönüllü geri ödeme” yaklaşımını eleştiren Baş, mağdurların zararlarının giderilmesi gerektiğini ancak bunun bedelinin toplumun tamamına yüklenemeyeceğini belirtti. Baş, şunları kaydetti:

“Devlet mağdurları koruyacaksa önce bu işten büyük servet kazananlardan hesap soracak. Çok açık. Bu işten büyük servet kazananlardan hesap sorulacak. Şöyle bir şey yok: Ben mağdurları koruyorum diye 86 milyonu mağdur etmeye kimsenin hakkı yok. Yani insanlar ölüm pahasına madenlerde çalışırken devlete vergi ödüyorlar. Çoluğunun çocuğunun rızkından ayırıp devlete vergi ödüyorlar. Bu devletin bütçesi böyle oluşuyor. Alacaksınız bunu, kendi yandaşlarınızı korumak için değerlendireceksiniz. Bunu kabul etmiyoruz. Yani kazanç olunca kişisel, zarar olunca toplumsal olmaz. Kim haksız kazanç elde ettiyse onların bu işin bedelini ödemesi lazım.”

“AKIN GÜRLEK İSTİFA ETMELİ”

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in eşinin SPK’de görev yaptığını belirten Baş, bu durumun çıkar çatışması yarattığını savundu. Baş, “Akın Gürlek istifa etmeli. SPK başta olmak üzere ilgili kurum yöneticilerinin ve denetim sorumlularının hepsi görevden alınmalı, görevlerinden uzaklaştırılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde derhal bir komisyon kurulmalıdır. Bütün siyasi bağlantılar ve bu siyasi bağlantılarda adı geçen herkesle ilgili soruşturma yürütülmelidir” dedi.

Hiç kimsenin siyasi parti üyeliği nedeniyle suçlu sayılamayacağını, ancak iktidara yakınlığı nedeniyle de yargı süreçlerinden muaf tutulamayacağını belirten Baş, Erdoğan’a ilk uyarının ne zaman ulaştığının, hangi talimatları verdiğinin ve hangi ihmalleri tespit ettiğinin açıklanmasını istedi.

Baş, Türkiye Diyanet Vakfı’nda Filistin için toplanan bağışların da söz konusu fonlara yatırıldığına ilişkin basına yansıyan bir iddia bulunduğunu,  bunun dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.

“SARAY İÇİN BAŞKA, EMEKÇİ İÇİN BAŞKA HUKUK OLMAZ”

Gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamaları da eleştiren Baş, Halk TV’ye kayyum atanması ve yayın durdurulmasının yurttaşların haber alma hakkını engellediğini ifade etti. Baş, şöyle konuştu:

“Bir gazetecinin soru sorması, bir milletvekilinin görevini yapması, yurttaşın protesto etmesi, muhalefetin eleştirmesi bir soruşturma konusu olamaz. Bir iktidar tarafından tutuklama gerekçesi yapılamaz. Zorla, baskıyla insanları susturamazsınız. Saray için başka, emekçi için başka hukuk olmaz. Bakan için başka, gazeteci için başka hukuk olmaz. İktidara yakın olanlar için başka, muhalefette olanlar için başka hukuk olmaz. Bunlar bizim vazgeçmeyeceğimiz değerlerimiz, vazgeçmeyeceğimiz çizgilerimiz.”

Bir baro başkanının 70 avukatın hakim ve savcı olması için referans oldukları yönündeki açıklamasını da eleştiren Baş, hukuk eğitiminin ardından sınavlara giren ancak siyasi bağlantısı bulunmayan yurttaşların yaşadığı sorunlara dikkati çekti.

KIZILAY DÜZENLEMESİNE TEPKİ

Meclis gündemindeki Kızılay’a ilişkin düzenlemeyi de değerlendiren Baş, Kızılay’ın deprem döneminde çadır sattığını hatırlatarak, “Üzülerek söylüyorum, bu ülkedeki vicdan sahibi her insan Kızılay’ı depremde çadır satarken hatırlıyor” dedi.

Baş, “Tam bu hırsızlıkların ortasında Kızılay Kanunu’nu buraya getirip ‘Arada şunu da çıkartalım’ diye düşünmeleri de bu iktidara yakışıyor” ifadelerini kullandı.

“HENÜZ KİMSENİN ELİNE ULAŞMADI”

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki “Mekke Anlaşması”na ilişkin de konuşan Baş, iktidarın Filistin konusundaki açıklamalarıyla dış politika tercihleri arasında çelişki bulunduğunu savundu. Suudi Arabistan’ın İsrail’le ilişkilerini eleştiren Baş, anlaşma metnine milletvekillerinin ulaşamadığını belirterek şunları söyledi:

“Anlaşmayı Meclis’e gönderdiğinizi söylüyorsunuz. Dünden beri bütün milletvekilleri anlaşma metnini arıyorlar arkadaşlar Meclis’te, henüz kimsenin eline ulaşmadı. ya daha Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanmamış bir anlaşmanın yükümlülüklerini yerine getirmekten bahsediyorsunuz. Bakın çok açık, özellikle bu Yemen üzerinden söylüyorum. Yemen’deki çatışmanın, Yemen’deki savaşın Türkiye açısından nasıl sonuçları olacağını herkesin bir düşünmesi gerekiyor. Yani biz İsrail’in savunulması için, açık söylüyorum, İsrail’in savunulması için bu ülkenin yoksul çocuklarının, bu ülkenin emekçilerinin, bu ülkenin gençlerinin İsrail uğruna ölüme gönderilmesine asla izin vermeyiz.”

“ÜÇ Y’YE KARŞI GELİYORUZ DEDİLER, DÖRT Y’YLE MEMLEKETİ YÖNETİYORLAR”

İktidarın yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele vaatlerini yerine getirmediğini savunan Baş, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Şimdi herkes kendine sorsun. Eskisinden daha yoksuluz, eskisinden daha çok yasak var, eskisinden daha çok yolsuzluk yapılıyor. Bir de üstüne yalanı iktidar yaptılar. Yani ‘Üç Y’ye karşı geliyoruz’ dediler, dört Y’yle memleketi yönetiyorlar.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar ben Türkiye halkına, Türkiye emekçilerine, Türkiye gençlerine, kadınlara güveniyorum. Bu ülke Tayyip Efendi’nin çiftliği olmayacak. Eninde sonunda biz kazanacağız arkadaşlar. Hiç kimse moralini bozmasın, hiç kimse canını sıkmasın. Mutlaka yeneceğiz, mutlaka yeneceğiz.”

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Başakşehir’de araçtan inip kavga eden 2 sürücüye 360 bin lira ceza kesildi

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.