a
  • 81ilhaberi.com
  • Gündem
  • Eğitim-İş: MEB’in MESEM yanıtları üstü örtülmeye çalışılan çocuk cinayetlerini gözler önüne sermektedir

Eğitim-İş: MEB’in MESEM yanıtları üstü örtülmeye çalışılan çocuk cinayetlerini gözler önüne sermektedir

Eğitim-İş, MEB'in MESEM kapsamında hayatını kaybeden öğrencilere ilişkin açıkladığı veriler arasında çelişki olduğunu belirterek, "Bakanlığın birkaç ay arayla TBMM'ye sunduğu iki ayrı yazılı cevabı, üstü örtülmeye çalışılan çocuk işçiliğini ve cinayetlerini gözler önüne sermektedir" açıklamasını yaptı.

ad826x90
ad826x90

(ANKARA) – Eğitim-İş, MEB’in MESEM kapsamında hayatını kaybeden öğrencilere ilişkin açıkladığı veriler arasında çelişki olduğunu belirterek, “Bakanlığın birkaç ay arayla TBMM’ye sunduğu iki ayrı yazılı cevabı, üstü örtülmeye çalışılan çocuk işçiliğini ve cinayetlerini gözler önüne sermektedir” açıklamasını yaptı.

ad826x90

Eğitim-İş Sendikası, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) hayatını kaybeden öğrencilere ilişkin milletvekillerinin soru önergelerine verdiği yanıtlara ilişkin açıklama yaptı. “MESEM eğitim değil, çocuk işçiliği, sömürü ve cinayet düzenidir başlığıyla” başlıklı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“MEB, üç ay arayla verdiği iki resmi yanıtta önce 13, ardından 37 çocuğumuzun yaşamını yitirdiğini bildirdi. Aradaki fark bir istatistik tartışması değil, çocuklarımızın yaşamıdır. MEB gerçekleri derhal açıklamalı ve hesap vermelidir! Milli Eğitim Bakanlığı, TBMM’ye sunulan yazılı soru önergesine 3 Eylül 2026’da verdiği resmi yanıtta verileri gizleme ve gerçeklerin üzerini örtme çabasını bizzat belgelemiştir. Bakanlığın birkaç ay arayla TBMM’ye sunduğu iki ayrı yazılı cevabı, üstü örtülmeye çalışılan çocuk işçiliğini ve cinayetlerini gözler önüne sermektedir. Bakanlık, 23 Haziran 2026 tarihinde TBMM’ye verdiği resmi yanıtta; MESEM’lerin faaliyete başladığı 2016’dan bu yana geçen 10 yıllık dönemde 3 bin 80 iş kazası yaşandığını ve 13 çocuğun hayatını kaybettiğini beyan etmiştir. Aradan henüz 3 ay geçmemişken, 3 Eylül 2026’da başka bir yazılı soru önergesine verdiği yanıtta ise yalnızca 2025 ve 2026 yıllarında 9 bin 950 iş kazası gerçekleştiği ve 37 çocuğun yaşamını yitirdiği açıklanmıştır. Anlaşılan o ki Milli Eğitim Bakanlığı gerçekleri tam olarak açıklamak istemiyor ya da okullarda ve MESEM’lerde ne olup bittiğini takip edebilecek denetim ve tespit mekanizmalarına sahip değil.

Her iki ihtimal de Bakanlığın, çocukların yaşam hakkını sermayenin kar hırsına kurban ettiğinin ve anayasal suç işlediğinin kanıtıdır. Açıklanan iki farklı veri göz önünde bulundurulduğunda; son 3 ay içerisinde 6 binden fazla iş kazasının yaşandığı, 24 çocuğumuzun daha ölüme sürüklendiği görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı 3 ay içinde açıkladığı iki veri arasındaki farkı derhal açıklamak zorundadır. Üstelik bakanlığın itiraf ettiği toplam 9 bin 950 kaza ve 37 ölüm, yalnızca buzdağının görünen yüzüdür. Yaralandığı halde hastaneye götürülmeyen, kazası kayıtlara geçirilmeden çalıştırılmaya devam ettirilen yüzlerce çocuk bu bilançoda yoktur! Kendi çocuklarına her türlü imkana sahip özel okulları uygun görenler, yoksul halkın çocuklarına güvencesizliği ve ölümü reva görmektedir.”

ad826x90

“KAMU KAYNAKLARINI SERMAYEYE AKTARARAK ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ MEŞRULAŞTIRIYORSUNUZ”

ad826x90

Açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’na şu sorular yöneltildi:

“Çocukları örgün eğitimde tutmak için mi okul sıralarından koparıp ağır sanayiye ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak sunuyorsunuz? İstismarı engellemek için mi fiziksel ve psikolojik şiddete uğradıkları, hiçbir can güvenliği bulunmayan denetimsiz iş yerlerine emanet ediyorsunuz? Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek için mi kamu kaynaklarını sermayeye aktararak çocuk işçiliğini meşrulaştırıyorsunuz? Okul terkini ve erken yaşta evliliği önlemek için mi 14-18 yaşındaki çocukları sistemin içinde tutma bahanesiyle örgün eğitimden fiilen koparıyorsunuz?”

Açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi:

“Bakanlık, anayasal hükümle koruması altında olması gereken çocukları istatistik oyunlarıyla sermayeye feda etmekten derhal vazgeçmeli ve sadece son 2 yılda MESEM kapsamında hayattan koparılan 37 çocuğumuzun hesabını vermelidir. Çocuk işçiliğini meşrulaştıran, onlarca çocuğumuzun yaşamını sermayenin kar hırsına feda eden katıksız sömürü mekanizması olan MESEM uygulamasına son verilmeli; mesleki eğitim çocukların yaşamını, eğitim hakkını ve gelişimini esas alan güvenli, bilimsel ve kamusal okul ortamında verilmelidir.”

ad826x90

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

EMEP’li Karaca’dan Pülümür’de maden projelerine karşı mücadele eden köylülere ziyaret

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.