a
  • 81ilhaberi.com
  • Gündem
  • Çocuklar ve gençler dijital mecralarda cinsel kimlik karmaşasının girdabına çekiliyor

Çocuklar ve gençler dijital mecralarda cinsel kimlik karmaşasının girdabına çekiliyor

- İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık: "Dijital platformlarda neredeyse her yapımın içerisinde LGBT propagandasına maruz kalıyoruz. Bu propagandanın sebep olduğu psikolojik etki, bir süre sonra cinsel kimlik karmaşası olarak karşımıza çıkıyor" "Bu propagandayı içselleştirdiğiniz andan itibaren başka bir alana savruluyorsunuz ve o alanda maruz kaldığınız içerikler, yediğiniz içtiğiniz gıdalardaki cinsiyet bükücü kimyasallar ve akranların çeşitli etkileriyle cinsel kimlik karmaşasının gençleri girdabına çektiğini görüyoruz"

ad826x90
ad826x90

İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, dijital platformlarda neredeyse her yapımın içerisinde LGBT propagandasına maruz kalındığını, bunun psikolojik etkisinin bir süre sonra cinsel kimlik karmaşasına dönüştüğünü belirterek, “Bu propagandayı içselleştirdiğiniz andan itibaren başka bir alana savruluyorsunuz ve o alanda maruz kaldığınız içerikler, yediğiniz içtiğiniz gıdalardaki cinsiyet bükücü kimyasallar ve akranların çeşitli etkileriyle cinsel kimlik karmaşasının gençleri girdabına çektiğini görüyoruz.” dedi.

ad826x90

Karabıyık, çocukların dijital mecralarda farklı cinsel yönelim içerikleriyle erken yaşta karşılaşması ve bu konuda ailelerin yaşadığı sorunlara ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Ekran süresi artan çocukların özellikle dijital mecralarda var olabilmek için erken yaşlarda farklı farklı kimliklerde performans sergilemeye çalıştığını belirten Karabıyık, Kahramanmaraş ve Siverek’teki okul saldırılarının ardından saldırgan profillerinin sosyal medya analizlerinin de bunu doğrular nitelikte olduğunu söyledi.

Karabıyık, “Saldırganın her bir sosyal medya platformunda farklı bir kimlikle var olmaya çalıştığını gördük. Bu bir kimlik buhranına işaret ediyor ve bu buhrana sebep olan da bu saldırılar.” değerlendirmesini yaptı.

ad826x90

Bu etkilerin tek bir mecrayla sınırlı olmadığına işaret eden Karabıyık, “Bu saldırılar organize bir şekilde ve bir ekosistem olarak geliyor. İşin içinde sanat, spor ve iş dünyası ile medya var, kültür ve sanat endüstrisi var. İşte bütün bunlar çocuklarımızın kimliğini hedef alıyor.” dedi.

ad826x90

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Aralık 2025’te medya ve sosyal medyayı “8. cephe” olarak nitelendirdiğini ve “Genç nesillerin zihinlerini ve kalplerini medya ve sosyal medya üzerinden ele geçirmeliyiz.” dediğini aktaran Karabıyık, sonrasında sosyal medya platformlarının algoritmik yapılarının çocuk ve gençlerin ekranlarda daha fazla zaman geçirmesine yol açtığını belirtti.

Aile Vakfı olarak Radyo ve Televizyon Üst Kuruluyla (RTÜK) işbirliğinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayesinde “Dijital Anafor Zirvesi”nde bu konuyu ele aldıklarını anımsatan Karabıyık, “Her ailenin salonunun ortasında meydana gelen bir Bermuda Şeytan Üçgeni’ne dikkat çekmeye çalıştık. Bu üçgenin bir köşesinde telefon ve tablet, bir köşesinde televizyonlar, bir köşesinde bilgisayar ekranı var. Eğer aile bağlarınız zayıflarsa, bu üçgenin anaforu, girdabı da çok kuvvetliyse çocukları ve gençleri içerisine çekip alıyor ve savurup bambaşka yerlere atıyor. İşte bu kimlik meselesinde saldırının en yoğunlaştığı alan da cinsel kimlik. Bu saldırının faili de LGBT lobileri.” diye konuştu.

“Psikososyal destekle bu psikolojik problem aşılabilir”

Karabıyık, LGBT propagandası ve dayatmasının farklı kültürel alanlar aracılığıyla çocukları ve gençleri etkilediğini, özellikle çizgi filmler, kitap, müzik endüstrisi, K-pop gibi akımlarla çocukları hedef aldığını dile getirdi.

ad826x90

Dijital platformlardaki içeriklere de değinen Karabıyık, “Dijital platformlarda, Netflix gibi platformların içeriklerine baktığınızda neredeyse her yapımın içerisinde LGBT propagandasına maruz kalıyoruz. Bu propagandanın sebep olduğu psikolojik etki, bir süre sonra cinsel kimlik karmaşası olarak karşımıza çıkıyor.” dedi.

LGBT lobisinin temel propaganda mesajının “Eşcinsellik doğal bir durumdur ve insan doğasında vardır.” olduğunu kaydeden Karabıyık, bu görüşün gençler üzerindeki etkisini 2022’de yaptıkları saha araştırmasında da tespit ettiklerini, 18-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 46,7’sinin bu görüşü benimsediğini aktararak, görüşün bilimsel verilerle çeliştiğini söyledi.

Görüşün benimsenmesinin ardından gençlerin farklı içerik ve çevresel etkilere maruz kaldığını belirten Karabıyık, “Bunu kabul ettiğiniz, bu propagandayı içselleştirdiğiniz andan itibaren başka bir alana savruluyorsunuz ve o alanda maruz kaldığınız içerikler, yediğiniz içtiğiniz gıdalardaki cinsiyet bükücü kimyasallar ve akranların çeşitli etkileriyle cinsel kimlik karmaşasının gençleri girdabına çektiğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Karabıyık, Aile Danışmanlık Merkezine yapılan gönüllü başvurular üzerinden bu sorunla karşılaşan gençlere destek sunduklarını, bugüne kadar 60 gence bu girdaptan çıkış imkanı sunduklarını bildirdi.

Elon Musk’ın çocuğuyla ilgili yaşanan süreci de örnek gösteren Karabıyık, şöyle devam etti:

ad826x90

“Elon Musk’ın çocuğu cinsel kimlik karmaşasına girdiğinde cinsiyet değiştirme talebiyle uzmanlara başvuruyorlar ve talep neticesinde uzmanlar onlara iki alternatif sunuyor: ‘Ya cinsiyet değiştirecek ya da bu psikolojik sorun onu intihara götürecek.’ Oysa biz diyoruz ki üçüncü yol mümkün, psikososyal destekle bu psikolojik problem aşılabilir. Tam burada dayatma devreye giriyor. Amerikan Psikiyatri Birliği diyor ki, ‘Bunu hastalık olarak kabul edemezsiniz.’ Dünya Sağlık Örgütü diyor ki, ‘Bunu hastalık olarak kabul edemezsiniz ve bunun tedavisiyle ilgili herhangi bir şey uygulayamazsınız.’ Halbuki psikososyal, psikolojik destek verebileceğiniz uluslararası kabul görmüş teknikler var. Bizim uzmanlarımız da bunların eğitimlerini alarak bu tekniklerle bu vakalarda bugüne kadar başarılı sonuçlar elde edebildi. Bu noktada ailelere düşen de buradan bir çıkış olduğunu bilmek, öncelikle çocuklarının bu anafora kapılmasına mani olmak. Bunun formülü, ekran süreleri ve o ekranlarda neye maruz kaldıklarının farkında olmak. Anne babaların dijital okuryazarlığı, ekran tecrübeleri de önem arz ediyor. Anne babaların ekran süresi makul seviyede olmalı, problemli ekran kullanımı olmamalı ki çocuklarda da bunu temin edebilsinler.”

Karabıyık, ailelerin bilinçlendirilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı ile “Aile Okulu” projesini hayata geçireceklerini, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün duyurularının takip edilmesi halinde ailelerin projeye başvurarak ücretsiz eğitimlerden yararlanabileceğini söyledi.

Cinsiyet değişikliği yaşının 25 yaşından sonrasına alınması için yasal düzenleme çağrısı

LGBT propagandasına ve dayatmasına karşı yasal düzenleme yapılması gerektiğine dikkati çeken Karabıyık, “Özellikle cinsiyet değişikliği yaşının ileri yaşlara, 25 yaş sonrasına alınması çok kritik bir düzenleme. Çünkü cinsel kimlik karmaşasına düşenlerin bu konudaki durumunun netleşmesi ancak o yaşlarda ortaya çıkıyor. O yaşları görmeden cinsiyet değişikliği ameliyatları sadece biyolojik ve psikolojik problemler getiriyor ve sonucu hüsran oluyor. Bu düzenlemelere acil ihtiyaç var.” dedi.

Cinsiyet değişikliği diye bir şey olmadığını, cinsiyet iptali olduğunu anlatan Karabıyık, doğuştan çift cinsiyetli olanların biyolojik yapısına ve fizyolojik durumuna uygun cinsiyetiyle hayatına devam etmesinin temin edildiği müdahalelerin cinsiyet iptali ameliyatları olduğunu aktardı.

Karabıyık, LGBT lobisinin cinsiyet değişikliğinin mümkün olduğu yönünde propaganda yaptığını belirterek, “Maalesef gençlerimiz zannediyorlar ki erkekken kadın, kadınken erkek olunabilir. Hayır, bu sadece insan kasaplığıdır. Olan şey cinsiyet iptalidir.” ifadelerini kullandı.

Doğuştan çift cinsiyetli olmayan kişilerin cinsiyet değişikliği sürecine girmesinin olumsuz sonuçlara yol açacağını vurgulayan Karabıyık, “Eğer siz çift cinsiyetli doğmadıysanız ki istatistiklerde bu 10 binde 2 ila 5 oranıdır, psikolojik olarak içine düştüğünüz cinsel kimlik karmaşası neticesinde cinsiyet değişikliği sürecine girerseniz hem biyolojik hem de psikolojik problemler yakanızı bırakmaz.” diye konuştu.

Çözümün psikoloji alanında aranması gerektiğini belirten Karabıyık, bu konuda destek almak isteyen gençler ve ailelerin vakfın Aile Danışmanlık Merkezine gönüllülük esasına göre başvurabileceğini sözlerine ekledi.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hizan Kaymakamı Öztürk, asfalt çalışmalarını inceledi

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.