HAMDİ DİNDİREK / GÖKÇE KARAKÖSE – Osmanlı’nın ilk öğretmen okulundan saray yapılarında eğitim veren liselere, ilk sivil liselerden yüzyılı aşan Anadolu liselerine uzanan İstanbul’un köklü eğitim kurumları, asırlardır yalnızca öğrenci yetiştirmiyor, aynı zamanda şehrin kültürel hafızasını ve eğitim mirasını da geleceğe taşıyor.
Anadolu Ajansının (AA) “Asırlık Mektepler” başlıklı dosya haberi kapsamında Türkiye’de farklı dönemlerde kurulan, yüzyılı aşkın geçmişe sahip ve bugün de eğitim vermeyi sürdüren köklü okulların tarihi, mimari özellikleri, eğitim anlayışı ve gelecek vizyonu ele alınacak.
AA, kapsamlı dosya haber çalışmasında, her gün köklü eğitim kurumlarından birini, okul yöneticileriyle yapılan söyleşiler eşliğinde okuyucuyla buluşturacak.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kimi saray yapılarında, kimi vakıf eserlerinde, kimi ise eğitim amacıyla inşa edilen özgün binalarda faaliyet gösteren okullar, İstanbul’un kültürel mirasının ayrılmaz parçaları arasında bulunuyor.

Yüzyılı aşkın süredir eğitim veren birçok okul, tarihi dokularını korurken çağın ihtiyaçlarına uygun eğitim anlayışıyla da faaliyetlerini sürdürüyor.
İstanbul’un silüetinin ayrılmaz parçaları haline gelen bu tarihi okullar, mimari değerlerinin yanı sıra yetiştirdikleri bilim insanları, sanatçılar, devlet adamları ve düşünce insanlarıyla da Türkiye’nin eğitim tarihinde önemli bir yer edindi.
Bugün de özgün mimarileri korunarak eğitim vermeyi sürdüren bu kurumlar, geçmişin birikimini çağdaş eğitim anlayışıyla buluşturarak yeni nesilleri yetiştirmeye devam ediyor.
“Bu okulları yaşatmak bizim en önemli görevimiz”
Köklü eğitim kurumlarının geçmişten geleceğe uzanan eğitim geleneğindeki yerini ve bu mirasın korunmasına yönelik çalışmaları AA muhabirine anlatan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, kentte şanlı tarihi aktaran çok güzel binalar olduğunu kaydetti.
Yentür, “Neredeyse şehrin kültürüyle, tarihiyle eşdeğer okullarımız var. İstanbul’un mimarisini, tarihi özelliklerini, sosyolojisini yansıtan eğitim binalarımız var. Türk eğitim tarihinin ulu çınarları var.” dedi.
Okul mimarilerinin şehrin mimarisini yansıtan bir felsefe olduğunu belirten Yentür, “Tarihi kimliği ve misyonuyla bugün öğrencilerimize hizmet veren bu okullar, Türkiye’yi yarınlara taşıyacak güçlü bir neslin yetişmesine katkı sağlayan altyapısıyla, tarihi duvarları arasında çocuklarımız ve gençlerimizle çok daha anlamlı bir hale geliyor. Aslında İstanbul’un silüetine baktığınız zaman da bu tarihi eğitim binaları, şehrin bir nişanesi olarak şehri geleceğe taşıyan, geçmişin izlerini, hatıralarını taşıyan bir anıt eser olarak devam etmekte.” ifadelerini kullandı.
Geleceğe ışık tutan okullardan bazılarına değinen Yentür, şöyle devam etti:
“Millet Caddesi üzerinde Osmanlı’nın ilk öğretmen okulu var. Darülmuallimin-i Ali, Ahmet Cevdet Paşa tarafından kurulmuş, hala fen lisesi olarak devam ediyor. Fetih’le beraber 1453’ten itibaren hemen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin karşısındaki Davutpaşa Anadolu Lisemiz hem semte hem İstanbul’a hizmet etmekte. İlk sivil lise diyebileceğimiz Vefa İdadisi… Pertevniyal Valide Sultan’ın hayrıyla kurulmuş, yüzyılları aşan kimliğiyle öğrencilerimize hizmet eden Pertevniyal Lisesi… Sultan Abdülhamit Han’ın bize eseri ve mirası, Boğaz’ın en güzel binalarından Kabataş Erkek Lisesi hala yüzyılı aşan varlığıyla İstanbul’umuza, Türkiye’mize hizmet etmeye devam ediyor. İlk kılıçhane olarak kurulan Sultanahmet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz var. Gerçekten konumuyla, eğitim, öğretim durumuyla halen İstanbul’un hafızasındaki en taze okullarımızdan. Sıbyan mektebi dediğimiz taş binalardan yapılmış, özellikle camilere yakın bölgedeki okullarımız, Fatih ve Üsküdar semtinde halen çocuklarımıza ilkokul, ortaokul olarak hizmet vermeye devam ediyor.”
Eğitim yuvalarının kente değer kazandırdığını dile getiren Yentür, şunları kaydetti:

“Bunları yaşatmak bizim en önemli görevimiz, 26 eğitim binamızın restorasyonu ve güçlendirmesi tamamlandı, devam edenlerimiz var. Eğitim öğretimi de aksatmadan, uygun yerleri ayarlayarak, tarihi restorasyonuyla yenilenerek, eğitim kurumu olarak devam etmesi gerçekten son derece anlamlı. İstanbul’umuzda yaklaşık 140 tarihi okul binamız var. En güzeli ilk kuruluşundan bugüne öğrenciyle var olmuş bu binalar, bugün de öğrenciyle devam ediyor. İnşallah geçmişi en güzel şekilde geleceğe taşıma mirasını bizler sürdüreceğiz.”
“Bu tür okulların ihya edilmesi, varlığını sürdürmesi son derece önemli”
Marmara Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Satan da Tanzimat Fermanı’nın Osmanlı İmparatorluğu’na getirmiş olduğu İttihad-ı Anasır yaklaşımıyla beraber bütün milletlerin bir arada eğitim yapabilecekleri bir ortamın oluşturulmasının amaçlandığını, böylece Osmanlı vatandaşı bilinci oluşturulmaya çalışıldığını söyledi.
Prof. Dr. Satan, 1860’lı yıllardan itibaren hazırlanan Maarif Kanunu’yla devletin eğitimde daha belirleyici ve merkezi bir rol üstlendiğini, Milli Eğitim anlayışı çerçevesinde eğitime müdahil hale geldiğini anlattı.
Bu dönemden sonraki okullaşmalara bakıldığında devletin varlığını, gücünü gösteren ciddi yapıların ortaya çıktığını aktaran Satan, şunları kaydetti:
“Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden sandığımızdan çok daha fazla bir eğitim mirası söz konusudur. Bu genellikle ihmal ettiğimiz bir alan. 19. yüzyılda ve özellikle 2. Abdülhamit döneminde eğitime büyük bir önem verilmiş, eğitimin yaygınlaştırılması için büyük çaba gösterilmiş. Bu dönemde ciddi bir okullaşmadan bahsedebiliriz. Bu okullar gerek mimari yapısı, gerek eğitim müfredatı, yetiştirmiş oldukları öğrenciler itibarıyla Cumhuriyet’i de doğrudan etkilemiş hatta Cumhuriyet’in kuruluş kadrolarının yetiştiği okullardır.”
Satan, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde bu okulların isimleri ve eğitim sistemlerinde yaşanan değişiklikler nedeniyle tarihsel geçmişlerinin yeterince bilinmediğini, bunun da genel bir sorun olduğunu ifade etti.
Geçmişle bir bağ kurulması gerektiğini vurgulayan Satan, şunları dile getirdi:
“Bu bağ kurulduğu zaman tarihi okulların misyonunun ve özelliklerinin hem orada eğitim alanlara hem de o civarda yaşayanlara çok daha anlamlı şeyler hissettireceğini düşünüyorum. Tarihi okulların iklimi ve atmosferi öğrenciler için de son derece önemli. Çünkü eğitim, sonuçta öğrenciye birtakım şeylerin kazandırıldığı bir süreç ve o mimari yapı ister istemez öğrenci üzerinde etki oluşturuyor. Dolayısıyla hem estetik hem de fonksiyonel olan bu yapılar, öğrencilere tarihin getirdiği mirası da bir şekilde aktarıyor. O yüzden bu tür okulların ihya edilmesi, eğitimde kullanılması ve varlığını sürdürmesi son derece önemli. Milli Eğitim Bakanlığı da tarihi okulların ortaya çıkarılması ve korunmasına son yıllarda ayrıca önem veriyor. Bunun devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bilgi eksiklerini gidererek ve yapıyla toplum arasındaki bağı yeterince kurarak daha iyi neticeler alacağımızı düşünüyorum.”

Nurdağı’nda elektrikli motosikletlerini mescitte şarj eden kişiler 45 lira bıraktı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.