03 Ağustos 2026 Pazartesi
(ANKARA) – Gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun ailesi tarafından yapılan açıklamada, “Yargılaması süren bir dosyanın mahkeme dışında hangi gerekçeyle incelendiğinin açıklanmasını, Adalet Bakanı’ndan talep edilen randevunun gecikmeden verilmesini ve müvekkillerimizin endişelerinin doğrudan dinlenerek giderilmesini bekliyoruz. Adalet Bakanlığı’nı ve İçişleri Bakanlığı’nı, Oğuz Demir’in yakalanması için gerekli tüm adımları atmaya çağırıyoruz” denildi.
Gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun ailesi, Uğur Mumcu suikastına ilişkin yargı süreci ve adalet taleplerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993’te Ankara’da uğradığı bombalı suikast, Türkiye’nin hala bütün yönleriyle aydınlatılmayı bekleyen en ağır siyasal cinayetlerinden biridir. Müvekkillerimiz Şükran Güldal Mumcu, Şinasi Özgür Mumcu ve Özge Mumcu Aybars’ın değişmeyen talebi, cinayetin yalnızca uygulayıcılarıyla değil; karar veren, azmettiren, yönlendiren, koruyan ve varsa uluslararası bağlantılarıyla birlikte tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasıdır.
Bilindiği üzere Uğur Mumcu cinayeti, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleriyle birlikte Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş; suçlama konusu eylemlerin Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu’nun İran bağlantılı örgütsel yapısı içinde planlanıp işlendiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda Uğur Mumcu cinayeti özelinde, bombayı hazırlayan Ferhan Özmen ile gözcülük yapan Necdet Yüksel hakkında mahkumiyet kararı verilmiş, bu kararlar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş ve infaz süreci devam etmektedir.
“OĞUZ DEMİR YAKALANSIN” TALEBİ
Bombayı Uğur Mumcu’nun aracına yerleştirmekle suçlanan Oğuz Demir ise yakalanamadığı için dosyası tefrik edilmiş, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2020/265 Esas sayılı dosyasında yargılama halen derdesttir. Bu nedenle Uğur Mumcu davası, Oğuz Demir yönünden devam eden bir yargılamadır. Bu süreçte yargılamada Oğuz Demir’in yakalanması ve Türkiye’ye iadesinin sağlanması amacıyla Adalet Bakanlığı nezdinde de girişimlerde bulunulmuş; dosyaya yansıyan bilgiler doğrultusunda ilgili ülke makamlarıyla gerekli adli yardımlaşma ve iade süreçlerinin işletilmesi talep edilmiştir. Buna karşın, bugüne kadar kaçak sanığın yakalanarak yargı önüne çıkarılmasını sağlayacak somut bir ilerleme kaydedilememiştir.
“CİDDİ BELİRSİZLİK VE KAYGI YARATMIŞTIR”
Bu aşamada Adalet Bakanı’nın, zamanaşımına uğramamış yaklaşık 680 faili meçhul dosyanın incelendiğini ve Uğur Mumcu dosyasının da bu kapsamda ele alındığını açıklaması kamuoyuna yansımıştır. Yargılaması mahkeme önünde sürmekte olan bir dosyanın hangi amaçla, hangi kapsamda ve hangi usulle Bakanlık masasında ayrıca incelemeye alındığı müvekkillerimiz bakımından ciddi bir belirsizlik ve kaygı yaratmıştır. Bu açıklamanın hemen ardından Türkiye Gazetesi’nde yayımlanan ‘Mossad öldürdü, dindarlara yıktı! Uğur Mumcu suikastında derin kurgu’ başlıklı haber, bu kaygıyı daha da artırmıştır. Haberde, daha önce de yargılama sürecinde ve televizyon programlarında dile getirilen Mossad iddiası yeniden gündeme taşınmış; emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş’un beyanlarına dayanılarak kesinleşmiş yargı kararlarıyla tespit edilmiş sorumlulukların tartışmalı hale getirilmesine elverişli bir kamuoyu oluşturulmuştur.
“UĞUR MUMCU CİNAYETİNİN DAHA GENİŞ BİÇİMDE ARAŞTIRILMASINA KARŞI DEĞİLİZ”
Müvekkillerimiz adına açıkça belirtmek isteriz: Uğur Mumcu cinayetinin daha geniş biçimde araştırılmasına karşı değiliz. Beklentimiz, dosyanın tetikçilerle sınırlı kalmaması; azmettirici, karar verici, yönlendirici ve varsa dış bağlantıların somut delillerle ortaya çıkarılmasıdır. Ancak bu araştırma, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla belirlenmiş sorumlulukları ortadan kaldıracak, mahkum failleri aklayacak ya da kaçak sanığın yakalanması görevini perdeleyecek biçimde yürütülemez.
Nitekim aynı Mossad iddiası, bombayı hazırladığı kesinleşmiş yargı kararıyla kabul edilen Ferhan Özmen tarafından da yargılamanın yenilenmesi gerekçesi yapılmıştır. Ferhan Özmen müdafii, Erdoğan Karakuş’un açıklamalarını ‘yeni delil’ sayarak yargılamanın yenilenmesini ve infazın durdurulmasını istemiş; Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 12.03.2025 tarihli ek kararıyla bu talebi reddetmiştir. İtiraz üzerine dosyayı inceleyen Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi de 06.05.2025 tarihli kesin kararıyla, Erdoğan Karakuş’un Uğur Mumcu suikastına ilişkin soruşturmada görevli olmadığını, bu nedenle beyanlarının soruşturma dosyasına dayalı doğrudan bilgi niteliği taşımadığını özellikle vurgulamıştır. Mahkeme ayrıca, bu açıklamaların dosya kapsamındaki maddi olgularla desteklenmediğini, kişisel kanaat ve değerlendirme niteliğinde kaldığını, bu nedenle yargılamanın yenilenmesini gerektiren yeni ve ciddi bir delil olarak kabul edilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.
Bu durumda, soruşturmada görev almamış bir kişinin dosyaya dayalı doğrudan bilgi niteliği taşımayan ve kesinleşmiş merci kararında yeni delil olmadığı saptanan açıklamalarının yeniden kamuoyuna sunulması; gerçeğin ortaya çıkarılmasına değil, mahkumiyetleri kesinleşmiş faillerin
sorumluluğunu belirsizleştirmeye ve süren Oğuz Demir yargılamasını gölgelemeye hizmet edebilir.
Öte yandan iştirak halindeki suçlarda, zamanaşımını kesen usul işlemleri suça herhangi bir şekilde katılmış olup haklarında henüz soruşturma veya kovuşturma yürütülmemiş kişiler bakımından da sonuç doğurur. Oğuz Demir hakkında yakalama kararı bulunmakta, dosya Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde derdest olarak sürmektedir. Bu yönüyle Uğur Mumcu dosyası, Oğuz Demir bakımından zamanaşımına uğramamıştır. Buna karşılık, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla belirlenmiş örgütsel yapı ve failler bir yana bırakılarak, başka yapılar üzerine kurulacak yeni ve soyut her araştırmanın zamanaşımı engeliyle karşı karşıya kalabileceği açıktır.
“ADALET BAKANI’NDAN RANDEVU TALEP EDİLMİŞTİR”
Devletin öncelikli görevi, dosyanın zamanaşımı riski doğuracak biçimde yön değiştirmesine izin vermeden, derdest yargılamanın gereği olarak kaçak sanık Oğuz Demir’in bulunduğu yerin tespit edilmesini, yakalanmasını, yargı önüne çıkarılmasını ve mevcut delillerle ortaya konmuş bağlantıların tamamlanmasını sağlamaktır. Bu gelişmeler üzerine, yeniden inceleme sürecinin amacı, kapsamı ve yöntemi konusunda bilgi almak ve müvekkillerimizin kaygılarını doğrudan iletmek amacıyla, Uğur Mumcu’nun eşi Sayın Güldal Mumcu ile vekilleri Av. Turgut Kazan ve Av. Yalçın Akbal adına 27.07.2026 tarihinde Adalet Bakanı’ndan randevu talep edilmiştir. Ancak bugüne kadar bu talebe yanıt verilmemiştir. Yanıt verilmemesi, sürecin sınırlarına ve yönüne ilişkin belirsizliği daha da artırmaktadır.
Ayrıca Hizbullah ana davası başta olmak üzere benzer nitelikteki örgütsel yapılarla ilgili bazı dosyalarda, örgüt yöneticileri hakkında verilmiş ve kesinleşmiş ağır mahkumiyet kararlarının, mağdur ailelere usulüne uygun bildirim yapılmadan yürütülen yeniden yargılama süreçleriyle etkisizleştirildiğine; yıllarca aranmasına karşın yurt içinde bulunduğu ortaya çıkan kimi sanıkların serbest bırakıldığına ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler, müvekkillerimizin kaygılarını daha da artırmaktadır. Bu sebeple Uğur Mumcu dosyasında atılacak her adım, kesinleşmiş yargı kararlarını zayıflatmadan; maddi gerçeği tamamlayacak, eksik bağlantıları ortaya çıkaracak ve kaçak sanığın yakalanmasına hizmet edecek biçimde yürütülmelidir.
Bu çerçevede talebimiz açıktır: Uğur Mumcu suikastının tüm yönleriyle aydınlatılması, eksik bırakılan bağlantıların araştırılması, azmettirici ve karar vericilerin ortaya çıkarılması, kesinleşmiş yargı kararlarının etkisizleştirilmemesi ve Oğuz Demir’in gecikmeksizin yakalanarak adalet önüne çıkarılması için sürecin etkin, şeffaf ve hızlı biçimde işletilmesi. Bu beklentinin gereği olarak, yargılaması süren bir dosyanın mahkeme dışında hangi gerekçeyle incelendiğinin açıklanmasını, Adalet Bakanı’ndan talep edilen randevunun gecikmeden verilmesini ve müvekkillerimizin endişelerinin doğrudan dinlenerek giderilmesini bekliyoruz. Adalet Bakanlığı’nı ve İçişleri Bakanlığı’nı, Oğuz Demir’in yakalanması için gerekli tüm adımları atmaya çağırıyoruz.”
Kocaeli’nin Başiskele ilçesindeki Samanlı Dağları’nın Aytepe mevkisinde açan mor çiçekler, nektar arayan arı ve böcekleri ağırlıyor.
Çiçekler arasında dolaşan bombus arısı ile havada asılı kalarak beslenen uzun hortumlu güve türü, objektiflere yansıdı.
Yaz mevsiminde doğanın sunduğu renkli görüntüler, Aytepe’de kartpostallık manzaralar oluşturdu.
HATAY’ın Reyhanlı ilçesinde kuş tutkunu Abdulhamit Tokyaz (33), evinin damına kurduğu özel su arıtıcılı ve klimalı kümeslerinde her birinin değeri 50 ile 400 bin TL arasında değişen 100’e yakın posta güvercini besliyor.
İlçede yaşayan spor salonu işletmecisi Abdulhamit Tokyaz’ın henüz 13 yaşında başlayan kuş sevgisi, ilerleyen yıllarda tutkuya dönüştü. Hobisine evinin çatısında birkaç güvercin besleyerek başlayan Tokyaz, aradan geçen 20 yılda, her birinin değeri 50 ila 400 bin TL arasında değişen 100’e yakın ‘damızlık posta güvercini’ besler hale geldi. Kuşlarının konforunu da düşünen Tokyaz, kırmızı keşpir güllü, rubella güllü, keşpir ak kuyruk güllü, İspanyol, Arabistanlı güllü gibi çok sayıda türdeki posta güvercinleri için yaklaşık 700 bin TL değerinde kümes inşa etti.
‘OTOMOBİL TAKASI TEKLİF EDENLER OLDU’
Beslediği güvercinler hakkında bilgi veren Tokyaz, “Bu kuşların en büyük özelliği, tarihte haberleşme amacıyla kullanılan posta güvercinlerinin günümüzde renk ve desen kazanmış halleri olmalarıdır. Hepsi birbirinden güzel kuşlardır ve hepsini seviyoruz. Bu kuşlar piyasada oldukça tanınan ve sevilen, özellikle Hatay bölgesinde yoğun ilgi gören kuşlardır. En önemli özellikleri desenli ve güllü olmaları, ayrıca her kuşun kendine özgü farklı bir desene sahip olmasıdır. Bu yüzden oldukça fazla ilgi görüyorlar. Fiyat açısından da oldukça değerli kuşlardır. Arabistanlı güllü türündeki kuşun piyasa değeri yaklaşık 200 bin TL. Bazı özel türlerimin değeri 400 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Kuşlarımıza yoğun talep oluyor. Hatta 140 bin TL değerinde motosikletle takas yaptığımız kuşlar da oldu. Otomobil karşılığında takas teklif edenler de oldu. Türlerin fiyatları 50 ila 400 bin TL arasında değişiyor. Yurt dışından gelen kuşlarımızın değeri yaklaşık 150 bin TL. Rubella güllü fiyatları ise ortalama 70-80 bin TL değerinde” diye konuştu.
EN KALİTELİ YEM VE VİTAMİNLERLE BESLİYOR
İnşa ettiği kümese ilişkin bilgi de veren Tokyaz, “Kümesimiz yedi ayrı bölümden oluşuyor. İçerisinde su arıtıcısı, buzdolabı, klima ve kamera sistemi gibi tüm gerekli donanımlar mevcut. Kümesin iç tasarımında tamamen ahşabı tercih ettim. Hem daha doğal hem de görsel olarak daha şık durduğu için bu şekilde yaptım. Kümesin tüm işçiliği, ahşap kaplamaları, yuvalıkları ve genel tasarımı tamamen bana ait. Yapımı yaklaşık 3 ay sürdü ve her ayrıntısını kendi zevkime göre hazırladım. Bu işi hobi olarak gördüğüm için çok severek yaptığım kendi el işçiliğim kümesimizde alttan ve üstten olmak üzere havalandırma sistemlerimiz mevcut. Onlara gözümüz gibi bakıyoruz. İçme sularını arıtma suyundan veriyoruz. En kaliteli yemleri ve en iyi vitaminleri veriyoruz. Probiyotik, elektrolit ve multivitamin gibi desteklerin en kalitelilerini alıp kuşlarımıza veriyoruz. Onlara en güzel şekilde bakıyoruz” ifadelerini kullandı.
SULTANGAZİ’de iki otomobilin karıştığı kaza sonrası cadde savaş alanına döndü. Kazanın meydana geldiği dakikalarda polisin ‘Dur’ ihtarına uymayan motosiklet sürücüsü ise kazanın yaşandığı caddeye doğru ilerlemeye başladı. Oluşan trafik yoğunluğu ve kalabalık nedeniyle daha fazla ilerleyemeyen sürücü polis tarafından gözaltına alındı. Yaşananlar cep telefonu kamerasına yansıdı.
Olay, 2 Ağustos Pazar günü saat 15.30 sıralarında Cebeci Mahallesi 1. Cebeci Caddesi’nde meydana geldi. Seyir halindeki iki otomobilin karıştığı trafik kazası nedeniyle araçlarda hasar meydana geldi. Kaza nedeniyle cadde bir süre trafiğe kapanırken, çevrede toplanan vatandaşlar yaşananları uzun bir süre izledi.
POLİS KAZANIN YAŞANDIĞI CADDEDE YAKALADI
Aynı dakikalarda Esentepe Mahallesi’nde polisin şüphe üzerine ‘Dur’ ihtarında bulunduğu motosiklet sürücüsü kaçmaya başladı. Polis ekipleriyle sürücü arasında yaşanan takip,, kazanın meydana geldiği 1. Cebeci Caddesi’ne kadar devam etti. Kaza nedeniyle oluşan trafik yoğunluğu ve kalabalık nedeniyle ilerleyemeyen motosiklet sürücüsü, polis ekipleri tarafından caddede gözaltına alındı. Şüpheli polis merkezine götürülürken, kazaya karışan araçların kaldırılmasının ardından caddedeki trafik normale döndü.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gazeteci Fatih Altaylı’nın programına konuk oldu. Programa Yeni Parti rozetiyle katılan Özel; sosyal medyada gündem olan abdest görüntülerine ilişkin üzüntüsünü dile getirirken, Yüksek Seçim Kurulu’ndaki (YSK) temsilci krizine dair de dikkat çeken ifadeler kullandı.
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada çok konuşulan abdest alma görüntülerine değinen Özgür Özel, olayın bir ay 20 gün önce Kastamonu’da bir vatandaş tarafından çekildiğini belirtti. Görüntülerin kurgu gibi yansıtılmasına tepki gösteren Özel, şunları söyledi: “Kastamonu’da bir vatandaş çekmiş ve o gün paylaşmış, ‘Allah kabul etsin başkanım’ yazmış. Neredeyse bir ay 20 gün sonra bir şekilde dolaşıma girdi ve gündem oldu. Onu sanki biz paylaşmışız gibi düşünüyorlar, bundan utanç duyuyorum, üzülüyorum. Olacak iş değil yani. ‘Ben abdest alayım da sen çek’ falan, olacak iş değil.”
Dini hassasiyetleri üzerinden yapılan eleştirilere de yanıt veren Özel, “Hatuniye Camii’nin imamına, Hacerler Camii’nin imamına, cemaatine sorsunlar. Ben vakit namazı kılmam ama cuma kılarım. Bayram namazı kaçırmam. Yıllardır böyledir. Ama sanki abdest alırken kendimizi çekmişiz, servis etmişiz gibi anlaşılmasına üzüldüm” dedi.
Seçim güvenliği konusuna da değinen Özel, muhalefetle iş birliği yapılabileceğini ancak bu konuda umutlu olunmaması gereken tek tarafın CHP olduğunu öne sürdü. YSK’da temsilci bulundurma süreçlerinde yaşanan bir olayı ilk kez açıklayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yüksek Seçim Kurulu’nda, en yüksek oy alan dört parti temsilci bulundurabildiği gibi, yasaya göre Meclis’te grubu bulunan partiler de temsilci bulundurabiliyor. Biz grup kurarak bu hakkı elde ettik. CHP’nin çok liyakatli ve 15 yıldır görev yapmış Hadimi Bey’i hemen azletmişlerdi oradan. Biz kendisini yeniden görevlendirdik oraya.”
Özel, temsilci görevlendirmesi sırasında AK Parti ve CHP’nin ortak tavır aldığını iddia ederek şunları kaydetti: “Gittiğinde AK Parti karşı çıkıyor; ‘Yo, gelemez, olmaz’ falan filan. AK Parti’nin karşı çıkmasına karşı bizim YSK’da görevli bulundurabileceğimizi DEM Parti savunuyor, MHP savunuyor, bütün partiler savunuyor. AK Parti ile bir CHP karşı çıkıyor. Muhalefetin bir temsilci getirmesine DEM ve MHP birlikte destek verirken AK Parti ile CHP niye karşı çıkıyor?”
Olgun Kızıltepe Haberler.com
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.