28 Temmuz 2026 Salı
SAKARYA’nın Sapanca ilçesinde, motosiklet kazasında yaralandığı sanılan Duhan Sağıroğlu’nun (30), tabancayla vurulduğu ortaya çıktı. Sağıroğlu, hastanede hayatını kaybetti. Olaya ilişkin 1 şüpheli gözaltına alındı.
Olay, gece saatlerinde, Sapanca ilçesi Güldibi Mahallesi Taşlık Sokak’ta meydana geldi. Bir motosikletin sürücüsünün kontrolünden çıkıp kaza yaptığı ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ekipler, yerde yatan Duhan Sağıroğlu’nun yaralı olduğunu tespit etti. Sağlıkçıların ilk müdahalesinin ardından kaldırıldığı Sapanca Devlet Hastanesi’nde tedaviye alınan Sağıroğlu, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Sağıroğlu’nun cenazesi, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Korucuk Ön Otopsi Merkezi’ne gönderildi.
AKRABAYA GÖZALTI
Olayın ardından yapılan incelemede, Duhan Sağıroğlu’nun motosiklet kazasında değil, tabancayla vurulma sonucu öldüğü belirlendi. Sağıroğlu’nun, bilinmeyen nedenle tartıştığı akrabası Y.S. tarafından tabancayla vurulduğu tespit edildi. Ekiplerin çalışmasının ardından yakalanan Y.S. gözaltına alındı. Olaya ilişkin soruşturma sürüyor.
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meral Balcı, küresel güçlerin enerji ve ham madde ihtiyacının Afrika’ya ilgiyi artırdığını belirterek, Türk şirketlerinin kıtadaki yatırımlarında ticari kazancın yanı sıra yerel kalkınma ve istihdamı gözeten “kazan-kazan” anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Tunus’ta AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Balcı, Tunus’un Akdeniz’deki konumu ve Afrika kıtasındaki yeri dolayısıyla Türk şirketleri için önemli fırsatlar barındırdığını, ülkedeki Türk yatırımlarının artırılabileceğini ve Tunus’un Afrika pazarlarına yönelik faaliyetlerde bir merkez olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.
Balcı, küresel güçlerin Afrika’ya artan ilgisini, enerji ve madenler başta olmak üzere dünyadaki kaynaklara yönelik talebin artması ve kıtanın sahip olduğu zenginliklerle ilişkilendirdi.
Avrupa’nın enerji ve farklı madenlere ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken Balcı, bu ihtiyaçların karşılanmasında Afrika’nın giderek daha fazla öne çıktığını dile getirdi.
Afrika’nın uzun yıllar Batılı güçler tarafından kaynakları kullanılan bir kıta olduğunu vurgulayan Balcı, kıtanın kendi doğal zenginliklerinden yeterince faydalanamadığını ve bunun Afrika’daki yoksulluğun nedenleri arasında bulunduğunu belirtti.
Küresel güçlerin ve uluslararası şirketlerin bugün Afrika’ya yönelmesinin arkasında da kıtanın sahip olduğu kaynaklardan yararlanma arayışının bulunduğunu ifade eden Balcı, Afrika’nın ekonomik açıdan önemli ve henüz büyük ölçüde değerlendirilmemiş bir pazar olduğunu kaydetti.
“Türkiye’nin yaklaşımı farklı”
Türkiye’nin Afrika’ya yönelik yaklaşımının diğer aktörlerden ayrıldığını söyleyen Balcı, Türk şirketlerinin yatırım yaptıkları ülkelerde yalnızca ekonomik kazanç sağlamayı değil yerel ekonomiye katkıda bulunmayı da hedeflemesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin geçmişten gelen yaklaşımında yatırım yapılan bölgede insana ve yerel kalkınmaya önem verilmesinin bulunduğunu ifade eden Balcı, elde edilen ekonomik değerin yatırım yapılan ülkeye de katkı sağlaması gerektiğini belirtti.
Türk şirketlerinin de diğer şirketler gibi kar amacıyla hareket edeceğini ancak bunun yerel toplumun ekonomik süreçten yararlanmasına engel olmadığını belirten Balcı, şunları kaydetti:
“Türk şirketleri buraya geldiğinde tabii ki kendi faydaları için hareket edecekler, kar amacı güdecekler. Ancak bunu yaparken bölgede yaşayan insanlara hak ettikleri değeri vererek, oradaki insanların da kendi pastalarından pay almalarına fırsat vererek çalışmalarını yapacaklar.”
Türkiye’nin güçlü şirketlere sahip olduğuna dikkati çeken Balcı, Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığının koordinasyonu ile Türkiye’nin Afrika ülkelerindeki büyükelçilikleri vasıtasıyla Türk şirketlerine kıtadaki imkanlar konusunda tavsiyelerde bulunulduğunu belirtti.
Balcı, diplomatik temsilciliklerin bölgeyi yakından takip etmesinin Türk şirketlerin Afrika’daki faaliyetleri açısından önemli olduğu görüşünü dile getirdi.
“Tunus’taki yatırımlar daha fazla canlandırılabilir”
Tunus’un Türk şirketleri açısından yatırım potansiyeli taşıdığını belirten Balcı, Türk firmalarının ülkedeki faaliyetlerinin geçmişinin 1980’li yıllara kadar uzandığını hatırlattı.
Türk firması STFA’nın 1984’te Tunus’a gelen, altyapı ve inşaat alanında faaliyet gösteren öncü Türk şirketlerinden biri olduğunu aktaran Balcı, ardından farklı Türk şirketlerinin de ülkeye geldiğini söyledi.
Tunus’ta havalimanı işletmeciliğinden enerjiye kadar farklı alanlarda Türk şirketlerinin faaliyet gösterdiğini dile getiren Balcı, mevcut ekonomik ilişkilerin daha ileri seviyeye taşınabileceğini belitti.
Tunus’un Akdeniz’deki konumuna dikkati çeken Balcı, Türk şirketlerinin ülkede daha güçlü bir varlık oluşturabileceğini belirterek, “Şu an Tunus’taki şirketlerin durumuna baktığımızda daha fazla canlandırılabilir. Daha fazla şirketin buraya gelmesi sağlanabilir.” diye konuştu.
Türkiye’nin komşu Cezayir’de çok önemli yatırımlara sahip olduğunu ifade eden Balcı, benzer yatırımların Tunus’ta da gerçekleştirilebileceğini kaydetti.
Balcı, Tunus’un Akdeniz’deki konumunun Türk şirketleri açısından yalnızca ülkenin iç pazarına yönelik değil Afrika’ya açılmaya imkan sağlayacak bir merkez olarak da değerlendirilebileceğini savundu.
Turizm ve tarımda yatırım potansiyeli
Turizmin Türk şirketleri için Tunus’ta öne çıkabilecek sektörlerden biri olduğunu kaydeden Balcı, Türkiye’nin bu alandaki tecrübesine işaret etti.
Türk turizm şirketlerinin Tunus’ta yatırım yapabileceğini ifade eden Balcı, bu tür yatırımların iki ülkeye de ekonomik fayda sağlayabileceğini söyledi.
Balcı, “Türkiye turizm konusunda çok kuvvetli. Belli başlı turizm şirketleri burada iyi yatırım yapabilir. Bunun gerek Tunus’a gerek Türkiye’ye fayda sağlayabileceğini düşünüyorum.” dedi.
Tarımın da Türk şirketleri açısından değerlendirilebilecek alanlardan olduğunu belirten Balcı, Cezayir’deki Türk tarım yatırımlarını örnek göstererek benzer yatırımların Tunus’ta da gerçekleştirilebileceğini ifade etti.
Tunus’un kıyı kesimleri ile ülkenin güney ve güneybatısındaki farklı coğrafi özelliklere dikkati çeken Balcı, bu bölgelerin tarımsal yatırımlar açısından değerlendirilebileceğini söyledi.
Tunus’ta bazı alanlarda yabancı şirketlerin varlığının henüz sınırlı olduğunu savunan Balcı, bunun Türk şirketleri açısından fırsata dönüştürülebileceğini kaydetti.
Tunus’un Afrika’ya yönelik bölgesel merkez potansiyeli
Tunus’un coğrafi konumunun Türk şirketlerinin Afrika pazarlarına ulaşmasında kullanılabileceğini belirten Balcı, ülkede kurulacak üretim ve dağıtım yapılarının daha geniş bir coğrafyaya yönelik faaliyet gösterebileceğini söyledi.
Savunma sanayisinin de bu kapsamda değerlendirilebilecek sektörlerden biri olduğunu söyleyen Balcı, Afrika ülkelerinin insansız hava araçları ve farklı savunma sanayi ürünlerini dışarıdan temin ettiğine dikkati çekti.
Türkiye’nin savunma sanayisinde güçlü bir üretim kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Balcı, Türk savunma sanayisi şirketlerinin Afrika’ya yönelik faaliyetlerinde Tunus’un konumundan yararlanabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Balcı, Türkiye’deki kamu ve özel sektör savunma sanayisi şirketlerine işaret ederek “Onlar için de Afrika’ya açılan, Afrika’ya dağıtım yapacak bir üs olabilir.” dedi.
“Afrika’yı bilen insanlarla çalışılmalı”
Türk şirketlerinin Afrika’daki başarısında yatırım miktarı ve şirketlerin gücü kadar insan kaynağının da belirleyici olduğuna dikkati çeken Balcı, kıtaya gönderilecek yöneticilerin bölgeyi yakından tanıması gerektiğini vurguladı.
Afrika’nın kültürünü bilen, bölgede konuşulan dillere hakim ve yerel toplumlarla yakın ilişkiler kurabilen kişilerin şirketlerin yönetiminde görev almasının önemine işaret eden Balcı, “Afrika’yı bilen, tanıyan, buranın kültürüne hakim, dillerini konuşabilen liyakatli kişileri buraya göndermek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Tunus ve Cezayir’deki büyükelçilerinin yerel toplumlarla kurduğu çok etkileyici olumlu ilişkilere dikkati çeken Balcı, kamudaki bu yaklaşımın özel sektör yöneticileri açısından da yol gösterici olduğunu belirtti.
Balcı, “Bu tür yetkin yöneticilerin özellikle şirketlerde de olması, onların Afrika geneline açılması açısından önemli. Kişiler, şirketlerin önemli olduğu kadar önemli. Kültürü bilmeli, dilini bilmeli.” değerlendirmesinde bulundu.
“Gittiğiniz ülkeye saygı duymalısınız”
Afrika’da yatırım yapacak şirketlerin yerel toplumlara yaklaşımının ekonomik başarı açısından da belirleyici olduğunu vurgulayan Balcı, yatırımcıların gittikleri ülkelere “üstten bakan” bir anlayıştan kaçınması gerektiğini söyledi.
Karşılıklı kazanç ilkesinin Türk şirketlerinin Afrika’daki faaliyetlerinin merkezinde olması gerektiğini belirten Balcı, yerel istihdamın da bu yaklaşımın önemli unsurlarından biri olduğunu ifade etti.
Balcı, şirketlerin çalışanlarını mümkün olduğunca bölge halkından seçmesinin yerel insanların ekonomik faaliyete katılmasını ve yatırımlardan doğrudan fayda sağlamasını destekleyeceğini kaydetti.
Afrika’da kalıcı yatırım için yerel kültüre saygı, doğru insan kaynağı ve karşılıklı faydanın birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Balcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gittiğiniz ülkeye saygı duymalısınız. Üstten bakan bir yapıyla gelmemelisiniz. ‘Kazan-kazan’ı esas almalıyız. Biz kazanırken siz de kazanacaksınız. Çalışanları bölge halkından seçerek onlara iş verecek, onları ekonomiye katacaksınız. Yerel halkın da kazanç sağlamasını sağlayacaksınız.”
Kırıkkale İl Müftülüğü personeline yönelik Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) eğitimleri kapsamında madde bağımlılığı semineri düzenledi.
İl Müftülüğünden yapılan açıklayama göre, müftülük toplantı salonundaki seminerde, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde görevli sosyolog Havva Şensoy, personele madde bağımlılığıyla mücadele ile ilgili bilgiler verdi.
Seminerde, madde bağımlılığının birey, aile ile toplum yapısı üzerindeki tahrip edici etkilerine değinilirken, bağımlılıkla mücadelede toplumsal farkındalık oluşturmanın ve koruyucu önleyici tedbirlerin önemi vurgulandı.
İÇİŞLERİ Bakanlığı, 13 ilde düzenlenen siber suç operasyonlarında 127 şüphelinin yakalandığını, 86’sının tutuklandığını açıkladı.
Bakanlığın sanal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde son 6 günde düzenlenen operasyonlarda 127 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin; müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları, yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri, yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin reklamını yaptıkları, vatandaşların mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, sanal medya üzerinden ‘ikinci el araba ilanı, kapora bedeli’ temalarını kullanarak dolandırıcılık yaptıkları belirlendi. Şüphelilerin 86’sı çıkarıldıkları hakimliklerce tutuklandı, 21’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı, diğerlerinin işlemleri devam ediyor.
BEİJİNG, 28 Temmuz (Xinhua) — Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü, ABD’ye Çinli yapay zeka şirketlerini karalamaya ve yaptırımlarla tehdit etmeye son verme çağrısında bulunarak, somut olgu ve hukuki temelden yoksun bu tür eylemlerin, tipik bir yapay zeka hegemonyası olduğunu söyledi.
Medyada yer alan haberlere göre bazı üst düzey ABD’li yetkililer, gelişmiş ABD yapay zeka modellerinden “bilgi damıtma” yöntemiyle yararlanıldığı iddiasıyla Çinli yapay zeka şirketlerine soruşturma açılması yönünde açık çağrıda bulundu. Ayrıca “ABD fikri mülkiyetinin çalınması” iddiasıyla bu şirketlere yaptırım uygulanabileceği belirtildi.
Pazartesi günkü basın toplantısında söz konusu haberler ve içeriğindeki iddialar hakkında değerlendirmelerde bulunan sözcü, ABD’nin, bilim ve teknoloji ile ekonomi ve ticaret konularını siyasallaştırıp araçsallaştırmasına, ayrıca Çinli şirketleri her türlü asılsız bahaneyle karalamasına ve onlara yaptırım uygulamasına kesinlikle karşı olduklarını ifade etti.
ABD’nin, ilgili Çinli şirketler tarafından geliştirilen yapay zeka modellerinin piyasaya sürülme tarihleriyle ABD modellerinin piyasaya sürülme tarihlerinin birbirine çok yakın olması ve Çinli şirketlerin bazı modellerinin halihazırda kapasite açısından en üst seviyelere ulaşmış olması gibi gerçekleri göz ardı ettiğini vurgulayan sözcü, inovasyonun hiçbir tarafın tekelinde olmadığını söyledi.
Sözcü, uzun süredir temel araştırmalara yoğun şekilde odaklanan Çinli yapay zeka şirketlerinin, bilimsel ve teknolojik öz yeterliliğe ve güce olduğu kadar açıklığa ve işbirliğine de eşit şekilde önem verdiklerini belirtti. Sözcü, kapsamlı istişare, ortak katkı ve faydaların paylaşılması ilkelerini benimseyen bu şirketlerin, yapay zeka teknolojilerinin hızlı gelişimini desteklediğini ve ön uç kodlama yetenekleri gibi giderek artan sayıda alanda ilerleme kaydettiğini dile getirdi.
Sözcü, ABD’li birçok yapay zeka şirketininse araştırma, geliştirme ve eğitim süreçlerinde Çin modellerini bilgi damıtma uygulamalarında kullandığının anlaşıldığını vurguladı.
Öte yandan sözcü, ABD iş dünyasından birçok şirketin, Çinli yapay zeka şirketlerine yaptırım uygulanması yönündeki tehditlere açıkça karşı çıktığını hatırlattı. Sözcünün açıklamasına göre yaklaşık 200 ABD’li start-up, Çinli açık kaynaklı yapay zeka modellerine erişimin kesilmemesi gerektiğini, aksi halde bu durumun ABD’li şirketlerin rekabet gücünü zayıflatacağını savunuyor.
Sözcüye göre ABD’li bazı büyük çok uluslu şirketler, model damıtmanın sektör genelinde yaygın kullanılan bir teknik olduğunu ve ABD’li şirketlerin Çin menşeli açık kaynaklı yapay zeka modellerini kullanmasına izin verilmesi gerektiğini belirtiyor.
Sözcü, ABD’ye her iki ülkenin iş dünyasından gelen objektif ve rasyonel seslere kulak verme, hegemonyacı zihniyetinden vazgeçme ve Çinli şirketleri karalamaya ve yaptırımlarla tehdit etmeye son verme çağrısında bulunduklarını söyledi.
Sözcü, Çin’in çıkarlarına maddi zarar verecek her türlü eyleme karşı gerekli tüm önlemleri alacaklarını, ayrıca meşru ve yasal hak ve çıkarlarını kararlılıkla koruyacaklarını ifade etti.
Sözcü, ABD’nin iki ülke liderlerinin vardığı mutabakatı hayata geçirmesini, Çin ile aynı doğrultuda çalışmasını, yapay zeka konusunda diyalog ve iletişimi güçlendirmesini, yapay zekanın olumlu ve fayda sağlayan amaçlar için kullanılmasını ortaklaşa teşvik etmesini ve hem iki ülkeye hem de dünyanın diğer ülkelerine faydalı olacak şekilde yapay zeka yönetişimini ilerletip iyileştirmesini beklediklerini belirtti.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.