03 Ağustos 2026 Pazartesi
Kars’ın Akyaka ilçesinde uzun yıllar vahşi depolama alanı olarak kullanılan bölge, yürütülen çevre düzenleme çalışmalarıyla rafting eğitim alanına dönüştürüldü.
Valilik koordinesinde, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Türkiye Kano Federasyonu işbirliğinde Akyaka Kanyonu’nda ilk kez düzenlenen Rafting Temel Eğitim Kampı’na farklı illerden 60 sporcu katıldı.
Dokuz gün süren kampta sporcular, uzman antrenörler eşliğinde rafting branşına ilişkin teorik ve uygulamalı eğitim aldı. Katılımcılara takım çalışması, güvenlik, kürek kullanımı, bot kontrolü ve zorlu parkurlarda hareket teknikleri anlatıldı.
Arpaçay Nehri kıyısında oluşturulan eğitim parkuru ise bir dönem vahşi depolama alanı olarak kullanılan bölgenin ıslah edilmesiyle sporcuların hizmetine sunuldu. Çevre kirliliğiyle anılan alan, yapılan çalışmaların ardından doğayla uyumlu bir su sporları merkezine dönüştürüldü.
Kampın son gününde düzenlenen programa katılan Kars Valisi Ziya Polat da sporcularla birlikte Akyaka Kanyonu’nda rafting yaptı.
Vali Polat, gazetecilere, Akyaka Kanyonu’nun su sporları açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Kars’ın turizmde olduğu gibi su sporlarında da marka kent olmasını hedeflediklerini belirten Polat, Akyaka Kanyonu’nun tanıtımı için Valilik, Kaymakamlık, İl Özel İdaresi, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Kano Federasyonunun işbirliği içinde çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.
Bu yıl ilk kez rafting temel eğitim kampı düzenlediklerini dile getiren Polat, “60 gencimizi rafting sporu ile buluşturduk. Federasyonlarımızın sadece bir kez gelip gitmesini değil, bu organizasyonların kurumsallaşmasını istiyoruz. Büyük ihtimalle gelecek yıl Kano Federasyonumuzla gelişim kampını yine burada gerçekleştireceğiz. Ayrıca Türkiye Rafting Şampiyonası’nın bir ayağını da Akyaka Kanyonu’nda yapmayı planlıyoruz.” dedi.
Polat, Çıldır Gölü’nde de üçüncü kez yelken yarışlarına ev sahipliği yapacaklarını belirterek, Kars’ın dört mevsim spor yapılabilen bir kent olma yolunda ilerlediğini kaydetti.
Kampa Diyarbakır’dan katılan Mustafa Can Ataş da kampın oldukça verimli geçtiğini, Amasya’da yapılacak Anadolu Yıldızlar Ligi yarışlarına hazırlandıklarını dile getirdi.
Rafting Antrenörü Oğuzhan Ateş, kamp kapsamında daha önce rafting deneyimi bulunmayan ya da sınırlı deneyime sahip sporculara temel eğitim verdiklerini kaydetti.
Sporculara temel kürek teknikleri, nehir anatomisi ve güvenlik konularında eğitim verdiklerini aktaran Ateş, Akyaka Kanyonu’nun suyu, akışı ve doğal yapısıyla rafting için önemli bir potansiyel taşıdığına işaret etti.
Artvin Çoruh Üniversitesi öğretim görevlisi ve kampın nehir güvenliği uzmanı Fikri Özkan da Kars’ın su sporları açısından önemli bir doğal değere sahip olduğunu, bölgede planlanan projelerin hayata geçirilmesiyle Akyaka Kanyonu’nun önemli bir su sporları merkezi haline gelebileceğini ifade etti.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir’in, Filistinlilerin tutulduğu cezaevlerinin çevresine hendek kazıp içine timsah yerleştirme planını mahkeme engelledi. Bakan, mahkemeyi “teröristlerin yanında olmakla” suçladı. İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir’in, Filistinli tutukluların kaldığı cezaevleri çevresine hendek kazdırıp içine timsahlar yerleştirme planı yargı tarafından şimdilik iptal edildi.
İsrail medyasının aktardığına göre, Ben-Gvir’in planlarını ihtiyati tedbir kararıyla durduran Kudüs Bölge Mahkemesi, kararın gerekçesinde “hayvanların sıhhati ile ilgili endişelerini” dile getirdi.
İsrail merkezli bir hayvanları koruma örgütü, timsahların koruma altındaki tür olarak sınıflandırılması talebinde bulunmuş ve İsrail Çevre Bakanı İdit Silman’ı, Nil timsahları ile ilgili sınıflandırmayı yaparken bilimsel raporları görmezden gelmekle suçlamıştı. Örgütün gerekçelerini haklı bulan Mahkeme, konu ile ilgili bir soruşturma yürütülmesine karar verdi.
Mahkemenin ekosistem endişesi
The Times of Israel adlı haber sitesinin aktardığına göre Bakan Silman, geçen ay Nil timsahının statüsünü koruma altındaki türden “gözetim altındaki yaban hayvanı”na çevirmiş ve bu durum Ben-Gvir’in planlarının önünü açmıştı.
Statü değişikliğinin hemen ardından ise Negev Çölü’ndeki Ketziot Hapishanesi’nde pilot proje için çalışmalara başlanmıştı.
İsrail Doğa ve Parklar İdaresi, çalışmalara başlanmasını eleştirmiş ve yerli olmayan yırtıcı hayvanların bölgeye getirilmesinin ekosisteme yönelik riskleri konusunda uyarılarda bulunmuştu. İlgili açıklamada, hayvanların güvenlik aracı olarak kullanılması değil, koruma altında canlılar olması gerektiği vurgulanmıştı.
Ben Gvir: Mahkeme teröristlerin tarafında
Haaretz gazetesinin haberine göre Ben-Gvir kararın ardından Kudüs Bölge Mahkemesi’ni gerekli caydırıcı önlemleri engellemek ve “teröristlerin tarafını tutmakla” suçladı.
Dünya üzerinde, mahkümlar için ek bir güvenlik bariyeri olarak içinde timsahların olduğu hendeklerle çevrili bilinen resmi bir cezaevi bulunmuyor.
KNA / ET,MUK
NEVŞEHİR’de jandarmanın düzenlediği uyuşturucu operasyonunda 6 şüpheli yakalandı.
İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Nevşehir, Avanos, Ürgüp ve Gülşehir Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde uyuşturucu ticareti yapan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Bu kapsamda belirlenen adreslere düzenlenen operasyonlarda 6 şüpheli yakalandı. Yapılan aramalarda 248 kök kenevir bitkisi, 274 gram esrar, 4 gram kenevir tohumu, 2 adet sentetik hap ve esrar öğütme aparatı ele geçirildi. Gözaltına alınan 6 şüpheli, ilçe jandarma komutanlıklarına götürüldü.
ŞAM (AA) – MUHAMMED KARABACAK – Yüz yılı aşkın süredir farklı coğrafyalara uzanan sürgünlerin izlerini ruhlarında taşıyan Çerkeslerin hikayesi, Suriye’deki iç savaşın ardından yeni bir göç dalgasıyla devam ederken, savaşın ilk yıllarında çocuk yaşta Türkiye’ye sığınan Taya ve Zeyd Recep kardeşler 12 yıl sonra geldikleri Şam’da ülkenin geleceğine umutla baktıklarını söyledi.
Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına, oradan Golan Tepeleri ve Şam’a uzanan sürgün yolculuğu, 2011’de Suriye’deki iç savaş sonrası Türkiye’ye uzanan yeni bir göç dalgasıyla Çerkeslerin kolektif hafızasındaki canlılığını koruyor.
İç savaşın başladığı dönemde henüz 9 yaşında olan Taya ve 6 yaşında olan Zeyd, 2014 yılında yaşadıkları Şam’ın Rukneddin Mahallesi’ni terk ederek İstanbul’a sığınmak zorunda kaldı.
Atalarının yaşadığı sürgünlerin kendi kuşaklarında da tekrarlanmasının yarattığı endişeyi taşıyan Recep kardeşler, bir yandan kimlik ve kültürlerini koruma mücadelesi verirken, diğer yandan da eğitimlerini sürdürdü.
Taya Recep İstanbul’da Yeni Yüzyıl Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde, Zeyd Recep ise Gebze Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde öğrenimine devam ediyor.
Çocuk yaşta ayrıldıkları Şam’a, 12 yıl sonra Suriye-Türkiye Çerkes Gençlik Buluşması vesilesiyle gelen kardeşler, hasret kaldıkları şehirlerine, akrabalarına ve çocukluk hatıralarının izlerini taşıyan sokaklara kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.
Geçmişte yaşanan sürgünlerin izlerini taşısalar da Suriye’nin geleceğine umutla bakan kardeşler; kimlik, aidiyet ve kültürel bağların gelecek nesillere aktarılmasının önemine dikkati çekiyor.
Yıllar sonra ilk kez doğdukları kente dönen kardeşler, AA muhabirine, bu yolculukta yanlarında yalnızca anılarını değil; kimlik, aidiyet ve geleceğe dair düşünce ve sorgulamalarını da taşıdıklarını anlattı.
“Yıkılmış evlere baktıkça altında insanların öldüğünü düşünüyorsunuz”
Yeni Yüzyıl Üniversitesi öğrencisi Taya, Şam’a gelene kadar heyecan hissetmediğini ancak havalimanında dayısını gördüğü anda yaşadıklarının gerçek olduğunun farkına vardığını söyledi.
“Bir yere gidiyordum ama nereye gittiğimi bilmiyordum. Havalimanında bizi bekleyenleri görünce her şey gerçek oldu.” diyen Taya, çocukluk anılarının büyük bölümünü hatırlamasa da kendisini yabancı hissetmediğini dile getirdi.
Doğduğu eve yeniden gittiğinde yaşadığı duyguyu anlatan Taya, “Ev küçülmüş gibiydi. Çocukken bana çok büyük görünürdü. Ama sokakları görünce bütün taşlar yerine oturdu.” ifadelerini kullandı.
Şam’a giden yol boyunca savaşın izlerini gördüğünü belirten Taya, “Yıkılmış evlere baktıkça altında insanların öldüğünü düşünüyorsunuz. Bu, insanı derinden etkiliyor.” dedi.
“Bir parçam Suriyeli Çerkes, bir parçam Türkiyeli Çerkes”
Ailesinin kültürel bağları koparmamak için büyük çaba gösterdiğini anlatan Taya, bundan dolayı çocukluğunu Çerkes derneklerinde geçirdiğini ifade etti.
Türkiye’de ve Suriye’de aynı sıcaklığı hissettiğini dile getiren Taya, “Buraya geldiğimizde başka bir yere gelmiş gibi hissetmedik. Aynı samimiyet, aynı bağ burada da var.” diye konuştu.
Kendisini nasıl tanımladığı sorusuna ise Taya “Bir parçam Suriyeli Çerkes, bir parçam Türkiyeli Çerkes. İkisinden de vazgeçemem.” yanıtını verdi.
Türkiye’deki Çerkeslerin farklı toplumlarla evliliğe daha açık olduğunu, Suriye’deki Çerkeslerin ise kültürel devamlılığı koruma konusunda daha hassas davrandığını belirten Taya, her iki toplumun da ortak hedefinin dil ve kültürü yaşatmak olduğunu vurguladı.
“Buradaki gençlerin gözlerindeki hırsı ve isteği gördüm”
Şam’da düzenlenen Türkiye- Suriye Çerkes Gençlik Buluşması’na katıldığını aktaran Taya, “Konuştuğumuz konulardan biri de gençleri bir arada tutmak, aynı bölümlerde okuyan öğrencileri birbirleriyle buluşturmak ve karşılıklı destek olmalarını sağlamak oldu.” dedi.
Suriye’deki Çerkes gençlerinin geleceğe yönelik hedeflerinden etkilendiğini dile getiren Taya, “Buradaki gençlerin gözlerindeki hırsı ve isteği gördüm. Enerjileri gerçekten hissediliyor. Bu hırsları çok motive edici ve güçlü.” diye konuştu.
“Türk halkı çok güzel bir misafirperverlik gösterdi”
Türkiye’de yaşayan Suriyeliler adına Türk halkına teşekkür eden Taya, Türkiye’nin savaş yıllarında Suriyelilere gösterdiği misafirperverliğin unutulmayacağını söyledi.
Taya, “Türk halkı çok güzel bir misafirperverlik gösterdi. Çok sabretti, çok yardım etti. Bazı şeyleri görmezden geldi, bazılarına tepki gösterdi. Biz de zaman zaman bazı şeylere üzüldük ancak Suriyeliler olarak onlara olan borcumuzu ödeyemeyiz.” ifadelerini kullandı.
“Sanki sürgün, Suriyeli Çerkeslerin kaderinde tekrar eden bir gerçeklik”
Gebze Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği öğrencisi Zeyd ise ailesinin kökeninin İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ndeki Ayin Zivan köyüne dayandığını söyledi.
Çerkeslerin tarih boyunca savaşlar ve sürgünlerle karşı karşıya kaldığını belirten Zeyd, “Kafkasya’dan sürgün edildik. Daha sonra Golan işgal edildi. Ardından Suriye savaşı nedeniyle yeniden yer değiştirmek zorunda kaldık. Sanki sürgün, Suriyeli Çerkezlerin kaderinde sürekli tekrar eden bir gerçeklik.” dedi.
Kendisini “Suriyeli Çerkes” ya da “Türkiyeli Çerkes” şeklinde tanımlamaktan ziyade yalnızca “Çerkes” olarak gördüğünü ifade eden Zeyd, “Kimliğimin merkezinde Çerkeslik var. Bu aidiyet bütün sınırların üzerinde duruyor.” diye konuştu.
“Yıkım çok büyük ancak gençlerde güçlü bir motivasyon görüyorum”
Zeyd, ülkenin kısa sürede toparlanmasının kolay olmadığını ancak geleceğe iyimser baktığını belirterek, “Yıkım çok büyük ancak gençlerde güçlü bir motivasyon görüyorum. Yavaş yavaş iyileşeceğine inanıyorum.” dedi.
Şam’daki Çerkes gençlerin kendilerini çok iyi misafir ettiğini anlatan Zeyd, “Kendi kültürümüze yakışır şekilde güzel misafir ettiler. Onların da umutlu olduğunu gördük. Aralarında çok sayıda üniversite öğrencisi vardı. İnşallah daha iyi yerlere gelecekler.” diye konuştu.
Zeyd, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çok ciddi bir yıpranma sürecinden sonra ülkenin toparlanması kolay değil. Bir anda büyük bir iyileşme beklemek gerçekçi olmaz. Ancak önümüzdeki süreçte iyimserim. Suriye’nin yavaş yavaş düzeleceğine inanıyorum.
Tarihe dönüp baktığımızda çok az şeyi hatırlayacağız; asıl hatırlanacak olan, bizim Türk halkı ile kurduğumuz iletişim ve ilişki köprüleri olacak.”
LOS ANGELES, 3 Ağustos (Xinhua) — ABD’nin batı bölgelerinde kavurucu sıcaklar etkili oldu. Rekor seviyelere yaklaşan sıcaklıkların, hastalık ve orman yangını riskini artırdığı belirtiliyor.
ABD Ulusal Hava Servisi, Kaliforniya, Arizona, Nevada ve Utah’ın bazı bölgeleri için aşırı sıcaklık uyarıları yayımlarken, ülkenin güneybatısındaki bazı çöl bölgelerinde sıcaklıkların 49 santigrat dereceye ulaşması bekleniyor.