29 Temmuz 2026 Çarşamba
Tekirdağ’ın Şarköy ilçesi Uçmakdere Mahallesi’nde yılın ilk 6 ayında yaklaşık 20 bin kişi yamaç paraşütüyle uçuş yaptı.
Marmara Denizi manzarası ile Ganos Dağı eteklerindeki doğal güzellikleri bir arada sunan Uçmakdere, yerli ve yabancı ziyaretçilerden ilgi görüyor.
Doğal yapısı ve yamaç paraşütüne elverişli rüzgarıyla dikkati çeken mahallede uçuşlar, rüzgarın durumuna göre 250 ve 600 metre rakımlı pistlerden gerçekleştiriliyor.
Tandem ve bireysel uçuşlar yapan paraşüt tutkunları, Marmara Denizi kıyıları ile ormanlık alanların oluşturduğu manzarayı havadan izleme imkanı buluyor.
İstanbul başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçilerin yanı sıra farklı ülkelerden sporcuların ilgi gösterdiği bölgede sezon yoğun geçiyor.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Ömer Faruk Karaküçük, AA muhabirine, Uçmakdere’nin doğa turizmi ile ekstrem sporları bir araya getiren önemli destinasyonlardan biri olduğunu söyledi.
Bölgenin dört mevsim yamaç paraşütüne elverişli olduğunu belirten Karaküçük, “Gerek mevsim şartları itibarıyla gerekse yazın gelmesiyle beraber Uçmakdere’de yamaç paraşütünde çok eğlenceli, keyifli zamanlar yaşanıyor. Yıl içerisinde ilk 6 ayda yaklaşık 20 bin ziyaretçimiz yamaç paraşütünü deneyimledi ve talepler de yoğun şekilde devam ediyor.” dedi.
Ziyaretçilerin bölgenin doğal güzelliklerini gökyüzünden izleme fırsatı bulduğunu ifade eden Karaküçük, Uçmakdere’nin adrenalin tutkunlarının gözde rotaları arasında yer aldığını dile getirdi.
Yıl boyunca 40 bini aşkın kişinin yamaç paraşütü deneyimi yaşamasını beklediklerini anlatan Karaküçük, Tekirdağ’ın doğal güzellikleri ve İstanbul’a yakın konumuyla ziyaretçilere keyifli bir tatil imkanı sunduğunu kaydetti.
Paraşüt pilotu Gökhan Baran da Uçmakdere’nin yerli ve yabancı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördüğünü belirterek, bölgede yamaç paraşütü yapanların eşsiz manzara eşliğinde unutulmaz bir deneyim yaşadığını söyledi.
Doğan Can CESUR- Mehmet Kaan KURT / İSTANBUL – KAĞITHANE’de iddiaya göre tadilat nedeniyle çıkan gürültü yüzünden iki kardeş arasında tartışma başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Atilla Ş. (35), kardeşi Özcan Ş. (47) ile yeğeni Hamza Ş.’yi (23) bıçakladı. Bunun üzerine Atilla Ş.’nin diğer yeğeni Agah Sırrı Ş. (21), amcasına pompalı tüfekle ateş etti. Olayın ardından ambulansla hastaneye kaldırılan 3 yaralının hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Agah Sırrı Ş. Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekiplerince hastanede yakalanırken, evinde yapılan aramalarda çok sayıda silah ele geçirildi.
Olay, dün saat 21.00 sıralarında Seyrantepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aynı binada yaşayan Atilla Ş. ile kardeşi Özcan Ş. arasında, Özcan Ş.’nin evinde yaptığı tadilattan kaynaklanan gürültü nedeniyle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışmada iddiaya göre Atilla Ş., yanında bulunan bıçakla kardeşi Özcan Ş.’yi yaraladı.
AMCASINI POMPALI TÜFEKLE VURDU
Babasını korumak için araya giren Hamza Ş. de iddiaya göre Atilla Ş. tarafından bıçaklandı. Bu sırada Özcan Ş.’nin diğer oğlu Agah Sırrı Ş., pompalı tüfekle amcası Atilla Ş.’ye ateş etti. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralanan Atilla Ş., Özcan Ş. ve Hamza Ş., sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan 3 yaralının hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.
AMCASINI VURAN YEĞEN HASTANEDE YAKALANDI
Olayın ardından çalışma başlatan Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri, Agah Sırrı Ş.’yi Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gözaltına aldı. Şüphelinin evinde yapılan aramada 1 pompalı tüfek, 1 kuru sıkı tabanca, 1 tabanca, 7 tüfek şarjörü, 167 av tüfeği kartuşu ve 34 tabanca mermisi ele geçirildi. Atilla Ş.’nin evinde yapılan aramada ise herhangi bir suç unsuruna rastlanmadı.
ŞÜPHELİLERİN TOPLAM 15 SUÇ KAYDI ÇIKTI
Atilla Ş.’nin poliste daha önceden ‘Kasten yaralama’ ve ‘Uyuşturucu madde kullanmak’ başta olmak üzere 12, Özcan Ş.’nin ‘Kasten yaralama’ ve ‘Hakaret’ suçlarından 2, Hamza Ş.’nin ise ‘Kasten yaralama’ suçundan 1 kaydının bulunduğu öğrenildi. Agah Sırrı Ş.’nin suç kaydının olmadığı öğrenilirken, olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Aydın’ın Kuşadası ilçesine 2 kruvaziyer demirledi.
Ege Port Kuşadası Limanı’na yanaşan Bahamalar bayraklı “Odyssey Of The Seas” ve “Norwegian Viva”dan çoğunluğu ABD vatandaşı 9 bin 150 turist indi.
Turistler, tur programı kapsamında İzmir’in Selçuk ilçesindeki Efes Antik Kenti ile Meryem Ana Evi’ni gezdi.
Tura katılmayanlar ise kent merkezinde alışveriş yaptı.
Hakkari’de öğrenciler, Erol Hanlıgil Basketbol Okullarınca üç bin rakımlı Mergabütan Yaylası’nda düzenlenen kampa katıldı.
Kamp kapsamında basketbol antrenmanlarının yanı sıra bisiklet, kano, trekking, futbol, voleybol, langırt ve müzik etkinlikleriyle buluşan öğrenciler, doğayla iç içe vakit geçirdi.
Basketbol okullarının kurucusu Erol Hanlıgil, çocukların gelişiminin yalnızca spor salonlarıyla sınırlı olmadığını belirtti.
Çocukların doğayı seven, paylaşmayı bilen, sorumluluk sahibi ve güçlü karakterli bireyler olarak yetişmelerini hedeflediklerini ifade eden Hanlıgil, şöyle konuştu:
“Mergabütan Yaylası’nda gerçekleştirdiğimiz bu kamp, Hakkari’de alanında öncü bir organizasyon oldu. Öğrencilerimizin mutluluğu ve kazandıkları deneyimler bizim için en büyük başarıdır. Sportif eğitimlerimizin yanı sıra çocukların sosyal, kültürel ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak projelerimizi üretmeye devam edeceğiz.”
Yazın artan nüfusla birlikte su ihtiyacının fazlalaştığı Bodrum’da alternatif kaynak oluşturacak Ekinanbarı Desalinasyon ve İçme Suyu Temini Projesi ile yılda 20 milyon metreküp içme ve kullanma suyu elde edilecek.
Yeryüzündeki suyun büyük bölümünü oluşturan okyanus ve denizler, artan su ihtiyacına rağmen doğrudan kullanılamıyor. Tuz ve diğer minerallerin uzaklaştırılmasıyla deniz suyunu kullanılabilir hale getiren desalinasyon teknolojisi, başta kurak iklime sahip ülkeler olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde su arzını güvence altına almak için yaygınlaşıyor.
Su kaynaklarının çeşitlendirilmesine yönelik bu tür teknolojik çözümler, Türkiye’de de özellikle su stresi yaşayan bölgelerde alternatif kaynak oluşturmak amacıyla gündeme geliyor.
Proje, Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünce hayata geçirildi. Projede, tuzluluk içeren su kaynağının ileri arıtma teknolojileri kullanılarak içme ve kullanma suyu kalitesine getirilmesi hedefleniyor.
Kurulacak tesisle yaklaşık 200 bin kişinin bir yılda tükettiği su miktarına karşılık gelen 20 milyon metreküp içme ve kullanma suyu temin edilecek.
“Artık denizden su temin etmek son derece önemli bir alternatif”
Proje koordinatörü İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Görgün, AA muhabirine, projenin, Muğla’nın iklime karşı dirençliliğini artırmak ve arz güvenliğini sağlamak için son derece stratejik bir yatırım olduğunu söyledi.
Ekinanbarı’ndaki suyun doğrudan deniz suyu olmadığını ancak tuzluluk ve mineral içeriği nedeniyle ileri arıtma teknolojileriyle daha düşük maliyetle değerlendirilebilecek bir kaynak olduğunu belirten Görgün, ” Bodrum’un tamamı, Milas’ın 11 mahallesi ve Güllük ilçesi için tuzlanmış bir kaynağı kontrollü, güvenilir ve sürdürülebilir bir şekilde içme ve kullanma suyuna dönüştürme projesi, Türkiye için örnek hatta şu ana kadar yapılmış en büyük proje olacak.” dedi.
Görgün, Bodrum’da yaz ayları ve tatil dönemlerinde artan nüfusla mevcut su kaynaklarının yetersiz kaldığına işaret ederek, şunları kaydetti:
“Şu anda Bodrum’un kaynağı, Mumcular ve Geyikli barajları ile bazı kuyular. Barajlardaki ve kuyulardaki su seviyeleri de giderek aşağıya doğru düşüyor çünkü suyumuz iklim değişikliğinin etkileriyle kurak bir dönemde olduğumuz için giderek azalıyor. Nüfusun giderek artmış olması, yer yer tarımsal ve endüstriyel bazı faaliyetlerin de olması nedeniyle yer altı sularımız da maalesef kirleniyor. Dolayısıyla artık denizden su temin etmek son derece önemli bir alternatif.”
Arıtma sonrası oluşan atık tuzlu su balık çiftliklerinde ham madde olarak kullanılacak
Görgün, Bodrum ve Milas gibi kritik bölgelerde su arzının güvence altına alınmasının, hane halkının yanı sıra turizm, hizmet sektörü, halk sağlığı ve bölgesel ekonomi için stratejik önem taşıdığı vurguladı.
Su temini sistemlerindeki en önemli çevresel konulardan birinin, oluşan konsantre tuzlu suyun yönetimi olduğuna değinen Görgün, şu ifadeleri kullandı:
“Haritada baktığınızda Bodrum Havalimanı’nın hemen güneyinde çok sayıda balık çiftliği var. Bu balık çiftlikleri de balık üretirken tuzlu sulara ihtiyaç duyuyorlar ve buradan çıkan tuzlu suya talip oldular. Dolayısıyla basit bir borulamayla, oldukça da yakın zaten, bu balık çiftliklerine tuzlu su vererek burada bir simbiyotik ilişki kurmayı planlıyoruz. Bizim bir atığımız var, başka bir üreticinin bizim atığımıza ihtiyacı var yani onun ham maddesi olacak.”
Görgün, arıtma tesisinin ihtiyacının, Bodrum ve Muğla’da kurulacak güneş enerjisi sistemleriyle karşılanarak maliyetin daha da düşürüleceğini kaydetti.
“1 metreküp suyu 0,5 dolar ile 1 dolar arasında arıtabiliyoruz”
Suudi Arabistan’ın her gün 17 milyon, Çin’in ise yaklaşık 15 milyon metreküp suyu denizden temin ettiğine dikkati çeken Görgün, Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail’in de su ihtiyaçlarının büyük bölümünü denizden karşıladığını aktardı.
Görgün, su arıtma ve benzeri teknolojilerin maliyetinin, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre edilen sistemlerle önemli ölçüde düştüğünü belirterek, “1 metreküp suyu 0,5 dolar ile 1 dolar arasında arıtabiliyoruz. Bugün su kıtlığı yaşanan kentlerimizde bu rakamların üzerinde tatlı su temin ediliyor. Dolayısıyla bu sistemler artık rekabetçi hale geldi.” dedi.
Türkiye’de özel sektörün uzun süredir denizden su temini tesisleri kurduğunu anlatan Görgün, sanayi kuruluşlarının yanı sıra İstanbul Havalimanı’nın deniz suyunun alternatif su kaynağı olarak kullanımı konusunda öncü bir yatırım hazırlığında bulunduğunu dile getirdi.
Görgün, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığına işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Desalinasyon su krizinin tek çözümü değildir ama doğru yerde, doğru teknolojiyle ve doğru çevresel kontrollerle önemli bir çözümdür. Türkiye’nin su yönetiminde artık üçlü bir yaklaşıma ihtiyaç var. Önce suyu verimli kullanacağız. Kayıp kaçağı azaltacağız. Atık suyu yeniden kullanacağız. Sonra ikinci olarak mevcut tatlı su kaynaklarını kirletmeyeceğiz. Üçüncü olarak da iklim değişikliğinin kaçınılmaz etkilerine karşı deniz suyu, acı su gibi alternatif kaynakları planlı biçimde devreye alacağız.”