03 Ağustos 2026 Pazartesi
BÜYÜKÇEKMECE’de 4 katlı binanın 4’üncü katındaki dairenin su tesisatından kaynaklandığı öne sürülen sızıntı nedeniyle 3’üncü katta oturanlar mağdur oldu. 3 aydır mağduriyet yaşadıklarını söyleyen kiracı Gürhan Karakaş, tavandan sızan suyun alt katlara kadar ulaştığını belirtti. Karakaş, “2 Mayıs’tan beri giderek artan su sızıntısından dolayı biz şu anda açıkçası burada evin içerisinde suyla yaşam mücadelesi veriyoruz. 3 aydır evinin içerisindeki su sızıntısından dolayı oluşan mağduriyetimiz var ve bir türlü bu sıkıntımız giderilmedi. Evin içerisinde son 3 aydır sağlıksız koşullar altında yaşamaktayız ve her gün evin içerisinden suyu çekpasla çekiyoruz, dışarı atıyoruz çünkü başka gidecek bir yer de yok” dedi.
Olay 2 Mayıs Cumartesi günü Büyükçekmece Atatürk Mahallesi’nde meydana geldi. Bina sakinin iddiasına göre binanın 4’üncü katındaki dairenin su tesisatından kaynaklandığı öne sürülen sızıntı 3’üncü katta yaşayan dairenin tavanına zarar verdi. Yaklaşık tavanlardan sızan suyun alt katlara kadar ulaştığını belirten dairede kiracı olarak oturan Gürhan Karakaş, her yere başvuırduklarını ancak sorunun bir türlü çözülemediğini öne sürdü. Binada yaşayanlardan bazılarının binayı terk etitğini söyleyen Karakaş, üst katta oturan kiracı hakkında suş duyurusunda bulundu.
‘2 MAYIS’TA BAŞLADI YAVAŞ YAVAŞ ARTTI’
Karakaş, ” Evimizdeki su baskını 2 Mayıs’ta başladı. Damla damla olarak başladı fakat daha sonra yavaş yavaş artmaya başladı. Bütün eşyalarımızın hepsinin üzerine damladı, tepedeki kaplamadan yavaş yavaş sızmaya başladı. Banyodaki kaplamanın üzerinden yavaş yavaş sızdı oradan başladı. Ardından evin her tarafını kapladı. Hemen gerekli mercilere haber verdik. İlk önce ev sahibimize haber verdik. Üst kattaki komşuya haber verdik. Üst kattaki komşunun ev sahibiyle görüştük. Polise gittik, kaymakamlığa gittik, başvuruda bulunduk. Savcılığa gittik, savcılıkta da görüşme sağladık fakat dosyamız kapatıldı, gerek görülmedi. Elektrik tesisatımıza geldiğini belirttik suyun ve yangın çıkma riskinden bahsettik; çünkü burada kayıp düşme olayımız da olabilir. Eşimin ve benim hayatımız tehlikeye girdi fakat hiçkimse bize yardımcı olmadı. En sonunda da doğal olarak biz de sanal medya ve haber ajansları üzerinden yardım çağrısında bulunduk” dedi.
‘O, BANYOYU KULLANAMAYACAK DİYE EVİ KULLANAMAZ HALE GELDİK’
Karakaş, “Kendisi aslında ilk başta izin vermişti fakat daha sonra bu tesisatın onarımı ve tespiti için gelen insanlar olunca bunları dışarı çıkarttı. Bunun sebebi de evindeki tadilata izin vermiyormuş. Burada ailesi banyoya giriyormuş, kullanamazmış fakat o kullanamayacak diye biz burada evi kullanamaz hale geldik. Bütün odalarımızın hepsi mahvoldu ve eşim bu durumdan çok etkilendi. Rutubetten dolayı hastalandık ve biz de burada yaşayamayacak hale geldik. Kimsenin yardım etmemesi de bizi ayrıca üzdü. Yukarıdaki komşumuz kentsel dönüşüme gireceğini söyleyerek yaptırmak istemedi; fakat buranın henüz kağıdı çıkmamıştı, karotları yeni alınmıştı. Yasal olarak devlet 3 ay oturma süresi vermekte ve henüz daha buranın riskli raporu bile çıkmadı. Şu anda sadece müteahhitlerle anlaşma içerisindeler fakat bu bizim bu şekilde risk içerisinde yaşayacağımız manasını asla taşımamalı. Bizim de normal insanlar gibi yaşamaya, sağlıklı koşullarda barınmaya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
‘EŞYALARIMIZI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ BİR ŞEKİLDE’
Karakaş, “2 Mayıs’tan beri giderek arttı, son 2 günde daha da yüksek bir sızıntı var. Muhtemelen boru patlağı varsa bile yaptırmadıkları yer daha da büyüdüğü için sızıntı giderek arttı. Bütün kapılar, yatak odası dahil olmak üzere her yere ulaştı. Biz de artık evin içindeki eşyaları söküp koruma altına almaya çalışıyoruz çünkü herşey çok pahalı, almak çok zor, alım gücü düşük ve biz de ne yapalım eşyalarımızı bir şekilde korumaya çalışıyoruz. 2 Mayıs’tan beri giderek artan su sızıntısından dolayı biz şu anda açıkçası burada evin içerisinde suyla yaşam mücadelesi veriyoruz. 3 aydır evinin içerisindeki su sızıntısından dolayı oluşan mağduriyetimiz var ve bir türlü bu sıkıntımız giderilmedi. Evin içerisinde son 3 aydır sağlıksız koşullar altında yaşamaktayız ve her gün evin içerisinden suyu çekpasla çekiyoruz, dışarı atıyoruz çünkü başka gidecek bir yer de yok. Bu su sadece bize gitmedi. Alt kata da indi. Bir alt katımız da var. Şu anda insanlar eşyalarını taşıyıp gittiler ve onun alt katına da yakında inecek. Alt kattaki evlere de indi. Bir alt katımız orası da kötü durumdaydı fakat oradaki insanlar eşyalarını alıp gittiler. Şu anda onlara da muhtemelen ulaşamayız” diye konuştu.
‘EV SAHİBİ DE KAPIYI AÇTIRAMADI; TAMİRATA İZİN VERMEDİLER’
Karakaş, “Ev sahibi kimseyle konuşmadı. O da yukarıdaki vatandaşa kapıyı açtıramadı. Üst kattaki kiracı olan komşumuzun ne kadar iletişime geçmeye çalışırlarsa çalışsınlar hiçbir zaman kendileri karşılık vermedi, olumlu dönüş yapmadı ve tamirata hiçbir zaman izin vermediler. Ondan dolayı da mağduriyetimiz sürekli devam etti. Ev sahibi de görüşme gerçekleştirdi. Kendileri şu anda Ankara’dalar, kiracılarının da izin vermediğini belirtti. İlk başlarda ev sahibi kendisi izin vermediğini söylemişti. Daha sonra bizim görüşmelerimizdeki bu WhatsApp mesajları ve diğer konuşma kayıtları herşey mevcut. İzin vermesine rağmen yukarıdaki komşumuz hiçbir şekilde tadilata yanaşmadı. Yukarıdaki komşumuzun ev sahibi onları da mahkemeye verdi. Gerekli bütün mercilere başvurmamıza rağmen ki itfaiye eve geldi kontrol yaptı. Su sızıntısını tespit etti, bize bir evrak düzenledi hayati tehlike ve elektrik tesisatına geldiğiyle alakalı. Fakat herhangi bir çözüm bulamayınca biz de sosyal medya üzerinden sesimizi duyurmaya çalıştık” dedi.
(VAN) – Rojin Kabaiş’ın babası Nizamettin Kabaiş, kızının ölümüne ilişkin ürütülen soruşturmanın etkin yürütülmediğini öne sürerek, üniversitedeki güvenlik kameraları, cep telefonu incelemesi ve DNA çalışmalarına ilişkin sürecin hızlandırılmasını talep etti.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’ın babası Nizamettin Kabaiş, yaptığı basın açıklamasında kızının ölümüne ilişkin soruşturmanın etkin yürütülmediğini iddia etti. Olayın aydınlatılması açısından kızının cep telefonunun incelenmesinin kritik önemde olduğunu belirten Kabaiş, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “Telefon asit kuyusunda da olsa biz o telefonu açarız” sözlerini hatırlattı.
Kabaiş, “Madem açabiliyorsunuz, neden iki yıldır bize bu acıyı yaşatıyorsunuz? Neden telefonu İspanya’ya, Çin’e gönderiyorsunuz? Bu telefonun açılması çok önemlidir. Olayın mutlaka aydınlanacağına eminim” dedi.
Kızının ölümüne ilişkin soruşturmada üniversite yönetiminin de araştırılması gerektiğini öne süren Kabaiş, “Üniversiteyle ilgili neden bir sorgulama yapmıyorsunuz?” diye sordu.
“Ü NİVERSİTENİN KAMERA KAYITLARI NEREDE?”
Kızının kaybolduğu noktada güvenlik kulübesi ve döner güvenlik kamerası bulunduğunu belirten Kabaiş, üniversite yönetiminin aileye söz konusu kameranın çalışmadığını söylediğini ancak daha sonra Adalet Bakanlığı’na gönderilen yazıda üniversitedeki kameraların arızalı olmadığının bildirildiğini ileri sürdü.
Kabaiş, “Madem hiçbir kamera bozuk değil, o görüntüler nerede? Rojin’in telefonu neden açılmıyor? İki erkek DNA’sı neden bulunmuyor? Biz acı çekiyoruz” şeklinde konuştu.
“SORUMLU ÜNİVERSİTE YÖNETİMİDİR”
Kızının ölümüne ilişkin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin sorumlu olduğunu söyleyen Kabaiş, şunları kaydetti:
“Üniversite ile ilgili şu ana kadar herhangi bir kişi gözaltına alınmadı. Sorumlu üniversitedir. Sorumlu yurttur. Rektördür ve yurdun yönetimidir. Bunların hem büyük ihmalleri vardır hem de bize 17 saat sonra haber verdiler. Ayrıca rektör, kendisi gelip otopsiye müdahale etti. Delilleri kararttı. Özel olarak savcıyla görüştü. Başka bir odaya gitti. Rojin’in otopsisine başlanmadan önce her iki salona da girdi. Rojin’in cansız bedeninin bulunduğu odaya da girdi. Delilleri kararttı. Bu nettir, kesindir. Ben bunu biliyorum. Rica ediyorum, Adalet Bakanı bu konuyu takip etsin.”
“REKTÖRLE İLGİLİ İDDİALAR ARAŞTIRILMALI”
Rektör hakkında bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmadığını savunan Kabaiş, otopsinin gerçekleştirildiği geceye ait görüntülerin incelenmesini talep etti. Rektörün saatlerce hastaneden ayrılmadığını öne süren Kabaiş, bu durumun soruşturulması gerektiğini söyledi.
Kızının kaybolmasının ardından öğrencilerin düzenlediği eylemlere müdahale edildiğini iddia eden Kabaiş, üniversite yönetiminin emniyet güçlerini kampüse çağırdığını ve öğrencilerin şiddete maruz kaldığını ileri sürdü.
GÜLİSTAN DOKU ÖRNEĞİNİ HATIRLATTI
Kabaiş, Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku dosyasını örnek göstererek, “Tunceli’de de bu olay oldu. Orada da aynı şekilde devletin valisiydi. Gülistan Doku için valiye 78 tane soru soruyorlar. Neden Rojin Kabaiş için Van Üniversitesi’nin rektörüne soru sormuyorlar? Bunun sebebi nedir?” dedi.
Yaklaşık 2 bin 500 kişinin DNA örneğinin inceleneceğinin ifade edildiğini ancak şu ana kadar yalnızca 400-500 kişinin DNA’sının incelendiğini öne süren Kabaiş, “Biz aile olarak gerçekten çok büyük acılar çekiyoruz. Çocuğumuza ne olduğunu bize söyleyin” dedi.
Mollakasım bölgesindeki çok sayıdaki villa ve iş yerinin güvenlik kameralarının da soruşturma kapsamında incelenmesi gerektiğini ifade eden Kabaiş, dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle bilgi alamadıklarını belirterek, olayın bir an önce aydınlatılmasını istedi.
Muğla’nın Fethiye ilçesinde çıkan orman yangınından etkilenen tarım alanlarında hasar tespit çalışmaları sürdürülüyor.
Yeşilüzümlü Mahallesi’nde meydana gelen orman yangınının ardından İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri zarar gören alanlarda inceleme başlattı.
Yürütülen saha çalışmaları kapsamında zeytinlikler ve üzüm bağları ile badem, armut, erik ve incir bahçelerinde oluşan zararlar yerinde değerlendirilerek kayıt altına alınıyor.
Görevliler ayrıca, bölgedeki üreticilere hasar tespit süreci ve izlenecek yol hakkında bilgilendirme yapıyor.
Olay
Yeşilüzümlü Mahallesi’ndeki ormanlık alanda 30 Temmuz’da yangın çıkmış, kontrol altına alınan yangın rüzgarın etkisiyle yeniden başlamıştı. Yanan bölgede 31 Temmuz’da tekrar çıkan orman yangını, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alınmıştı.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) işbirliğinde ÇEKÜL Vakfı Kurucusu Prof. Dr. Metin Sözen anıldı.
“Kavramdan Uygulamaya, Kentten Geleceğe” temasıyla Büyükşehir Belediyesi meclis salonunda Prof. Dr. Sözen için vefatının birinci yılında anma programı düzenlendi.
Programın ilk oturumunda, “Metin Sözen’in Sözlüğü” başlığı altında Sözen’in koruma anlayışını şekillendiren kavramlar ele alınarak, günümüz koruma çalışmalarındaki karşılıkları, Türkiye’deki uygulamaları ve gelecekteki kullanım alanları değerlendirildi.
Oturumda Prof. Dr. Ayşe Güliz Bilgin Altınöz, Prof. Dr. Evrim Ölçer Özünel, Prof. Dr. Ünal Akkemik ve Doç. Dr. Tulga Albustanlıoğlu konuşma yaptı.
ÇEKÜL Vakfı tarafından kültürel mirasın belgelenmesi, dijitalleştirilmesi ve erişilebilir hale getirilmesi amacıyla yürütülen Rota Miras ve Ortak Bellek projelerinin tanıtımları da gerçekleştirildi.
Programın ikinci oturumunda ise kültür odaklı kalkınma anlayışı ile kültürel mirasın şehirlerin sürdürülebilir gelişimine katkısı Gaziantep örneği üzerinden değerlendirildi.
Oturuma, önceki dönem Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Koruma Daire Başkanı Gamze Maraş, Şehitkamil Belediyesi Kültürel Miras Müdürü Osman Özgan ile Yesemek Alan Başkanı ve ÇEKÜL Saha Sorumlusu Zafer Okuducu katıldı.
Programın ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile ÇEKÜL Vakfı Genel Sekreteri Ilgın Sözen, Ekim 2026’da başlayacak ÇEKÜL Yerel Etki ve Öncülük Programı için Niyet ve İşbirliği Beyanı’nı imzaladı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, programdaki konuşmasında, “Bizim medeniyetimizde anne ile babanın ve hocanın eli öpülür” diyerek şunları kaydetti:
“Biz bütün hocalarımızın elinden öpüyoruz. Şehrin ruhunu iyi bilmek lazım. Bizim medeniyetimizde ilim çok önemlidir. Biz ilmin arkasından gideceğiz. Okuyacağız. Metin Sözen’in ruhunu, ilmini, hayata bakış açısını çocuklarımıza öğretmek istiyoruz. Gaziantep bize emanet. Emanetin emin ellerde olması için Metin hocanın ilmiyle, hikmetiyle hareket etmemiz lazım. Zamanın ruhunu yakalamamız lazım. Yaşatan dünyaya geçmemiz lazım. Metin Hocalar kolay yetişmiyor. Bizlerin en büyük sorumluluğu Metin Sözen gibi hayatta iz bırakacak bir nesli yetiştirmek.”
Düzce’de oltaya takılan batağan, Düzce Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) veterinerleri tarafından kurtarıldı.
Korugöl Tabiat Parkı’na gelenler, gölette çırpınan ve uçamayan bir kuş gördü. Kuşun, balık tutmak için göle atılan oltaya takıldığını fark eden vatandaşlar, DKMP Düzce Şube Müdürlüğü ekiplerine bilgi verdi.
Sudaki batağana ulaşan ekipler, kanatlının ayaklarına takılan iğne ve misinaları çıkardı.
Kontrollerinin ardından batağan, gölete geri bırakıldı.