28 Temmuz 2026 Salı
Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun cinayetinin ardından başlatılan soruşturma genişleyerek devam ediyor.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinesinde Erzurum İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, sabah saatlerinde 15 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi.
Sözcü’nün haberine göre soruşturma kapsamında, Tunceli eski Valisi Tuncay Sonel döneminde adli süreçte usulsüzlük yaptıkları ve delillere müdahale ettikleri iddia edilen şüphelilere yönelik Nevşehir, İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’nın da aralarında bulunduğu illerdeki 21 adrese baskın yapıldı.

Operasyonlarda aralarında Nevşehir Emniyet Müdür Yardımcısı Ertuğrul Aslan, 1 emniyet amiri, 1 başkomiser, 1 komiser, 1 başpolis, 10 polis memuru, 1 bilgisayar işletmeni ve 3 emekli polisin yer aldığı 18 şüpheli gözaltına alındı. Firari 1 şüphelinin ise yakalanmasına çalışılıyor.
Öte yandan tutuklu eski Vali Tuncay Sonel hakkında, bir kadını tehdit ettiği, telefonunu değiştirdiği, aracına takip cihazı yerleştirerek yurt dışına gitmesine zorladığı yönündeki iddialara ilişkin işlemlerin de sürdürüldüğü bildirildi.

Soruşturmanın en dikkat çekici detaylarından biri ise tutuklu eski Vali Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in ifadesinde ortaya çıktı. Handan Sonel’in resmi olarak beyan ettiği ve soruşturma dosyasına giren aileye ait taşınır ve taşınmaz mal varlıkları şu şekilde sıralandı:
ADANA’da, eski eşi biyolog Dilan Öztürk’ü (33), çocuklarının gözü önünde tabancayla 10 el ateş edip yaraladığı gerekçesiyle tutuklanan Ali Kaplan (34) hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, “Bana hakaret etti. Sinirlenerek yanımda bulunan tabancayı çıkardım fakat Dilan’ın elime hamle yapmasıyla tabanca patladı” savunmasını yapan Kaplan hakkında, 3 ayrı suçtan 16 yıldan 28 yıla kadar hapis cezası istendi.
Çukurova ilçesi Güzelyalı Mahallesi’nde oturan biyolog Dilan Öztürk, psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğünü öne sürdüğü iş insanı Ali Kaplan’dan 3 yıl önce boşandı. Öztürk, boşanmanın ardından tehditlerine maruz kaldığı eski eşi hakkında uzaklaştırma kararı aldırdı. Tehditler son bulunca bu kararı uzatmayan Öztürk, 26 Mart’ta çocukları A.K. (5) ile Ş.K.’yi (7) okula götürmek için hazırlandı. Sabah saatlerinde eski eşini arayan Ali Kaplan, çocuklarıyla görüşmek istediğini belirterek telefonda konuştu. Bir süre sonra Öztürk, çocuklarıyla apartmandan çıktığı sırada Ali Kaplan ile karşılaştı. Eski eşinin önünü kesen Ali Kaplan, belinden çıkardığı tabancayla 10 el ateş ederek bacaklarından yaraladı. Daha sonra otomobilini eski eşinin üzerine sürdüğü öne sürülen Kaplan, çevredekilerin müdahalesiyle kaçtı. Olayın ardından Çukurova İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek teslim olan Ali Kaplan, ifadesinde, “Çocuklarımın gözleri önünde kazayla oldu. Benim yaralama gibi bir düşüncem yoktu” dedi.
TUTUKLANDI
Sorgusunun tamamlanmasının ardından Ali Kaplan, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Ali Kaplan hakkında hazırlanan iddianame, Adana 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İddianamede, olay günü 2 çocuğunu okula götürmek amacıyla evinden çıkan Dilan Öztürk’ün, Ali Kaplan ile karşılaştığı, sanığın belinden çıkardığı tabancayla Dilan Öztürk’ü bacaklarından yaraladığı ve ardından tehdit ettiği belirtildi. Çevredeki kişilerin müdahalesi üzerine bölgeden ayrılan Ali Kaplan hakkında, ‘Boşandığı eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ ve ‘Silahla tehdit’ suçlarından 16 yıldan 28 yıla kadar hapis cezası istendi.
DAVA 30 TEMMUZ’DA
İddianamede savunmasına da yer verilen Ali Kaplan, “Olay günü çocuklarımı okula götürmek için Dilan’ın evinin önüne gittim. Burada kendisi bana hakaret etti. Bu duruma sinirlenerek yanımda bulunan tabancayı çıkardım fakat Dilan’ın elime hamle yapması ile tabanca patladı. Devamında tabancayla 2 ya da 3 kez toprak alana doğru ateş ettim” ifadelerini kullandı.
Dilan Öztürk, 30 Temmuz’da görülecek dava ile ilgili sanık Ali Kaplan’ın hak ettiği cezayı almasını ve adaletin yerini bulmasını istedi.
Pınarhisar Kaymakamı Enver Özderin, hane ziyaretlerini sürdürüyor.
Özderin, ilçede yaşamını sürdüren Naim ve Rabia Veyzioğlu çifti ile Ali ve Adile Karaduralı çiftini evlerinde ziyaret etti.
Ziyaretlerde çiftler ile sohbet eden Özderin, ailelerin isteklerini dinledi.
Özderin, her fırsatta hane ziyaretlerinde bulunduğunu ifade ederek, vatandaşların yanlarında olmaya devam edeceğini belirtti.
Yol yapım çalışması
Pınarhisar ilçesinde yol yapım çalışmaları sürüyor.
Pınarhisar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, yeni imara açılan yollarda asfaltlama çalışmasında bulunuyor.
Belediye Başkanı İhsan Talay da çalışmaları takip ederek yetkililerden bilgi aldı.
Yeni ulaşım akslarıyla ilçe trafiğini rahatlatmaya çalıştıklarını ifade eden Talay, ekiplerin en kısa sürede çalışmaları tamamlayıp yolların trafiğe açılacağını kaydetti.
ADALET Bakanı Akın Gürlek, uyuşturucu satıcılarına yönelik Gaziantep merkezli 14 ilde eş zamanlı başlatılan ‘Narko Kapan Gaziantep Operasyonu’nda 548 şüphelinin tespit edildiğini, 382’sinin gözaltına alındığını duyurdu.
Bakan Akın Gürlek, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Gaziantep sokakları zehir tacirlerinden temizleniyor. Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve şehirlerimizin güvenliğini hedef alan uyuşturucu baronlarına, torbacılara ve bunların dijital ağlarına hiçbir alan bırakmıyoruz” dedi.
Bakan Gürlek, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, İl Emniyet Müdürlüğü’nün 6 ay yürüttüğü teknik ve fiziki çalışmalar sonucunda, sokaklarda uyuşturucu ticareti yapan şüphelilere yönelik, bu sabah ‘Narko Kapan Gaziantep Operasyonu’ gerçekleştirildiğini belirtti. Bakan Gürlek, “Operasyon kapsamında 548 şüpheli tek tek tespit edildi. Şüphelilerden 75’inin ceza infaz kurumlarında bulunduğu belirlendi. Gaziantep merkezli 14 ilde eş zamanlı başlatılan operasyon kapsamında şu ana kadar 382 şüpheli gözaltına alınırken, 4’ü yurt dışında firari olmak üzere kalan 91 şüpheliye yönelik işlemler sürüyor” ifadelerini kullandı.
Operasyona katılan ekipleri tebrik eden Bakan Gürlek, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, İçişleri Bakanlığımızla kol kola; uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelede devletimizin bütün imkanlarını seferber etmeye devam ediyoruz. Evlatlarımızın geleceğine kasteden zehir tacirleri bilmelidir ki devletimizin nefesi daima enselerinde olacaktır” dedi.
EKOLOJİK Araştırmalar Derneği (EKAD) Kızılot Proje Koordinatörü Fatih Polat, derelerin Akdeniz’e döküldüğü tatlı sularda yaşayan Nil kaplumbağalarının ‘kritik tehlike altında’ bir tür olduğunu, bunun en büyük iki nedeninin, dere kenarlardaki yapılaşma ve olta balıkçılığı olduğunu kaydetti.
EKAD Kızılot Proje Koordinatörü Fatih Polat, Türkiye’de derelerin Akdeniz’e döküldüğü tatlı sularda yaşayan Nil kaplumbağaları üzerine yaptığı çalışmalarda, Antalya’da yeni yuvalama alanları tespit etti. Nil kaplumbağasının (Trionyx triunguis) göl ve nehir gibi tatlı sularda yaşayan bir tür olduğunu belirten Fatih Polat, “Aynı zamanda tuz toleransı nedeniyle denize de çok rahat bir şekilde çıkıp, yaklaşık 55 metre derinliğe kadar ulaşabilen kaplumbağa türlerinden biri. Yumuşak kabuklu kaplumbağa diye geçer. Bunların kabuklarının sırt kısmı tamamen deriyle kaplıdır, yelpaze şeklinde” dedi.
TÜM AKDENİZ KIYILARINDA YAŞIYOR
Akdeniz’de Dalyan-Dalaman tarafından başlayıp, Asi Nehri’nin olduğu kısma kadar habitatı olan bir tür olduğunu belirten Polat, “Ama en yoğun yer, Dalyan-Dalaman bölgesi ve Seyhan Nehri’nin olduğu kısım, Adana tarafları. Bu türün yaşadığı, yuvalayabildiği en geniş alanlardan biri, buralar biraz daha bakir alanlar. Diğer alanlarda ise çok fazla çalışma yapılmamış” diye konuştu.
POPÜLASYONU 1000’İN ALTINDA
En son 2001 yılındaki çalışmalara göre Türkiye genelinde 1000 bireyden az Nil kaplumbağası olduğunu kaydeden Fatih Polat, “Fakat ben bunun doğru olmadığına inanıyorum. Çünkü 2018 yılından beri bu türle ilgili çalışmalar yürütüyorum. Şimdi de yüksek lisans test konum aynı zamanda. 8 yıllık çalışma sonucunda türün özellikle Antalya’da birçok noktada çok fazla popülasyonu olduğunu gördüğüm dereler var” dedi.
‘ÇOK CİDDİ TEHDİT ALTINDA’
Bu konuda birçok yayın yaptıklarını, yuvalama yapılan 4-5 yeni bölge tespit ettiklerini anlatan Polat, “Bunlarla ilgili de çalışmalarımız var. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) Kırmızı Listesi’ne göre 2021 yılından beri tamamen ‘kritik tehlike altında’ olan bir tür. Diğer deniz kaplumbağalarına nazaran çok ciddi tehdit altında. Tabii ki türü tehdit eden en büyük faktörler insan yapılaşması” diye konuştu.
YAPILAŞMALAR EN BÜYÜK TEHDİT
Özellikle derelerin denize dökülen alanlarının çok yoğun şekilde yapılaşması ve betonlaşmasını en büyük tehdit olarak gösteren Fatih Polat, pandemiden sonra hobi haline gelen olta balıkçılığının verdiği zararların da yüksek olduğunu söyledi. Polat, “Çünkü hayvan etçil ve otçul besleniyor. Oltaların ucundaki yemleri yutmak istediği için de kanca içinde kalıyor ve ölümüne neden oluyor” dedi.
TURİSTLER ELLE BESLEME YAPIYOR
Özellikle otellerin olduğu bölgelerde turistlerin elle besleme yapmasının da zararlı olduğunu kaydeden Polat, “Mesela Manavgat’ta bir iki noktada böyle bir yer tespit ettik. Turistler bunları caretta sanıyor ve otelden kahvaltıdan çıkarken aldıkları simit, ekmek, yumurta, beyaz peynir gibi besinlerle besliyorlar. Uzun süreli besleme türün yapısında ciddi bozukluğa sebebiyet verecektir” diye konuştu.
‘YUVALAMA ALANLARI YOK OLUYOR’
Antalya’da yaklaşık 20-25 derede inceleme yaptıklarını belirten Polat, “Her bir derede 50’nin üzerinde bireyi çok net görebiliyoruz. Bu alanların tamamına baktığımızda ben 1000 bireyin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili de detaylı bir çalışma yürüteceğiz. Ama 1000 bireyden fazla bile olsa şöyle bir durum var. Yuvalama alanları yok olduğu için arka taraftan çok fazla yavru suya giriş yapamıyor” dedi.
DERELERDEKİ KAYALAR YUVA YAPMAYI ENGELLİYOR
Çalışma yaptıkları birkaç alanda yuvalama alanlarının çok daraldığını dile getiren Polat, “Özellikle suyun kıyıya yakın olan alanlarına çok fazla kayalık konulması vejetasyonun (bitki türleri topluluğu) yok olmasına sebebiyet veriyor. Hayvan çıkamıyor ve yuva yapamıyor. Hayvanlar da sıkışınca yumurtalarını suya bırakabiliyor. Çünkü yumurtlayacak bir yer bulamadıkları için böyle sorunlar oluyor” diye konuştu.
ÜST ÜSTE YUVA YAPMAK ZORUNDA KALIYORLAR
Dar alanlar kaldığı için üst üste yuvalamalar olduğunu söyleyen Polat, “Mesela 5 metrekarelik bir alanda 30-35 yuva tespit ediyoruz. Alan dar ve üst üste olduğu için birbirlerinin yuvalarına zarar veriyorlar. Bu da yavru başarısını düşürüyor. Aslında yuvalama çok fazla da olsa alanların olmaması türün neslini daha da tehlikeye sokuyor” dedi.
30 YUMURTADAN YARISI ÇIKABİLİYOR
2018’den beri Belek, Manavgat ve Alanya bölgesinde çalıştıklarını dile getiren Fatih Polat, “Ortalama bir yuvada yaklaşık 30 santim kadar çukur kazıyorlar. 30 santimlik çukurun içerisine de ortalama 25-30 yumurta bırakıyorlar. Belek ve Manavgat bölgesinde yavru çıkış başarısını yüzde 45 olarak hesapladık. 30 yumurtadan yaklaşık yarısı çıkabiliyor” diye konuştu.
‘SU İÇERİSİNDE ÇOK FAZLA ÖLÜM OLUYOR’
Nil kaplumbağalarının da deniz kaplumbağaları gibi erişkinliğe 15-20 yıl sonra ulaşabildiğini kaydeden Polat, “15-20 yıllık sürede su içerisinde çok fazla ölüm oluyor. O nedenle kaç bireyin erişkin hale geldiğine dair bir çalışma yapılamadı. Ama tahminimiz gerçekten çok az. Sayı olarak vermek büyük bir çalışma istiyor ama carettalardaki gibi 1000 bireyden 1 ya da 2’sinin erişkin hale gelip, yine o kumsallara yuvalamaya geldiğini düşünüyoruz” dedi.