01 Ağustos 2026 Cumartesi
KARADENİZ ve Doğu Anadolu bölgelerinde yapılan envanter çalışmalarında popülasyonu arttığı belirlenen ayılar, indikleri yerleşim yerlerinde yaşayanları tedirgin ediyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şağdan Başkaya, “Ayı aç kaldığı için değil, popülasyonu arttığı için ilçe merkezine iniyor. Ormanlarda alan daralması yaşanıyor. Buna çözüm üretilmelidir, sayımları yapılmalı ve ne kadar ayının avlanacağı tespit edilmelidir” dedi.
Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde yapılan envanter çalışmalarında önceki yıllara göre sayılarının hızla arttığı belirlenen ayılar, yerleşim alanı bulmak için indiği ilçe, köy ve kent merkezlerinde yaşayanları tedirgin ediyor. Yiyecek arayışındaki ayılar, yayla ve mezra evlerinin yanı sıra arı kovanlarına zarar verirken, kırsalda karşılaştığı kişilere de saldırabiliyor. Bölgede ayı popülasyonunun özellikle son yıllarda arttığına dikkati çeken uzmanlar, ayıların açlıktan değil, popülasyon artışı kaynaklı alan daralması nedeniyle yerleşim yerlerine kaydığını belirtiyor.
‘AYILAR AÇ KALDIĞI İÇİN DEĞİL, ALAN ARAYIŞI İÇİN SAHAYA İNER’
KTÜ Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şağdan Başkaya her yıl popülasyondaki artış nedeniyle kent merkezlerine inen ayıların ölümlere ve ciddi yaralanmalara neden olduğunu belirterek, kontrollü avlanma çağrısında bulundu. Prof. Dr. Başkaya, “Ayı popülasyonundaki artış devam ediyor. Arttığını da yıllardır yaptığımız envanterler ve çalışmalarla ortaya koyuyoruz. Bugün fotokapan çalışmaları ve diğer sayım teknikleriyle beraber belli bölgelerde ayıların ne durumda olduğunu kendimiz sürekli takip ediyoruz. Farklı bölgelerdeki arazilere bakıyoruz. Ayı popülasyonu her geçen yıl artıyor. ‘Aç kaldığı için şehre indi’ diye söylemler duyuyoruz. Ayı aç kaldığı için ilçe merkezine inmez. Köylümüz de bu artışın farkındadır. 10 milyon insan 1927’de kırsalda yaşıyordu bugünse 5 milyon insan yaşıyor. Bugünün 5 milyon insanı kırsalda ayının alanına daha az giriyor. Etkileşim ve insan-ayı kavgası eskisi kadar değil. Ayıların daha fazla otlak alanı var. Ayı çoğunlukla otobur bir hayvandır. Ayıların yüzde 10’u et yer. Ayı aç kaldığı için değil, popülasyonu arttığı için ilçe merkezine iniyor. Ormanda başka ayılar var ve alanı sahiplenmişler. Alan daralması yaşanıyor ve doğan ayılar büyüyor. Her yerin sahibi var bu yüzden başka alanda yer arıyor. Orman alanının dışına çıkmasının sebebi popülasyonun artmasıdır, alan arayışı için saha dışına çıkıyorlar” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’DE YILDA 2 KİŞİ AYI SALDIRISI SONUCU ÖLÜYOR’
Bölgede birçok insanın ayı ile karşılaştığını ve ayılardan kurtulmak için kendi çözüm yollarını bulmaya çalıştığını anlatan Prof. Dr. Başkaya, “Türkiye’de yılda 2 kişi ayı saldırısı sonucu ölüyor, birçok kişinin de kalıcı hasar aldığını görüyoruz. Ciddi ölümler ve yaralanmaların olduğu ülkede tedbir alınmalıdır. Romanya’da ciddi saldırılar sonucunda 500 ayının avlanmasına izin çıktı. Hırvatistan’da yılda 150 ayı avlanıyor. Çok ayıya denk gelebileceğiniz Finlandiya’da av için yılda 150-300 kota veriliyor. Amerika Birleşik Devletleri, 40-50 bin civarında kara ayı avlıyor. Artan popülasyonda insanlarla karşılaşması her an gerçekleşebiliyor. Ayı Artvin’de, Trabzon’da, Tunceli’de Kastamonu’da da avlanıyor. Vatandaş ayıdan kurtulmak istiyor. Buna çözüm üretilmelidir, sayımları yapmalı ve ne kadar ayının avlanacağı tespit edilmelidir” diye konuştu.
ARDAHAN’da tünelde traktör ile hafif ticari aracın çarpıştığı kazada 3 kişi yaralandı. Kaza nedeniyle ulaşıma kapanan yolda araç kuyruğu oluştu.
Kaza, Çıldır-Aktaş Sınır Kapısı güzergahındaki Aşık Şenlik Tüneli’nde meydana geldi. Tünele ot toplama makinesiyle giren traktör ile hafif ticari araç çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle traktör ikiye ayrılırken, hafif ticari araç kullanılamaz hale geldi. Kazada 3 kişi yaralandı. İhbarla kaza yerine sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekibinin müdahalesinin ardından Ardahan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Kaza nedeniyle Aşık Şenlik Tüneli bir süre trafiğe kapandı. Tünel girişlerinde onlarca TIR ve araç kuyruğu oluşurken, ekipler yolu yeniden ulaşıma açmak için çalışma başlattı.
Kazayla ilgili inceleme sürüyor.
HATAY’da 6 Şubat depremlerinde evleri ağır hasar alan Hasan Akdeniz (17), Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) Türkiye 434’üncüsü oldu. Kaldıkları konteyner kentte ders çalışma alanına dönüştürdüğü boş konteynerde sınava hazırlanan Akdeniz, doktor olmak istediğini söyledi.
Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinde Hatay’da ağır hasar gören evlerinden ailesiyle birlikte yara almadan kurtulan Hasan Akdeniz, önce çadırda, ardından konteyner kentte yaşamını sürdürdü. Akdeniz, 12’nci sınıfta boşalan bir konteyneri ders çalışma alanına dönüştürerek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) burada hazırlandı. Akdeniz, başarılı geçen sınavda, sayısal alanda Türkiye 434’üncüsü oldu. Üniversitede tıp fakültesi okumak istediğini söyleyen Akdeniz, “Depremden sonra Hatay’ın en önemli eksiklerinden birinin sağlık alanında olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden iyi bir doktor olmak istiyorum” dedi.
Sınava düzenli ve planlı bir şekilde hazırlandığını anlatan Akdeniz, bazı günler ders çalışma süresinin 12 saate kadar çıktığını, yorulduğunu ancak hiç pes etmediğini söyledi.
HATAY’da Ahmet Aziz Reyhan (26), gündüz elinde tornavida ve ekipmanla elektrikçilik yaparak geçimini sağlarken, gece ise gitarıyla sokağa çıkıyor.
Mersin Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Elektrik Programı mezunu olan Ahmet Aziz Reyhan, eğitimi aldığı mesleğinin yanında müzik tutkusunu da sürdürüyor. Gündüz elinde tornavida ve ekipmanlarla elektrikçilik yaparak geçimini sağlayan Reyhan, geceleri de gitarıyla sokağa çıkıyor. Reyhan, 7’den 70’e her yaştan kişiyi, sanatıyla etrafında topluyor. Mesleğinin elektrikçilik olmasına rağmen müzik tutkusunu hiçbir zaman kaybetmediğini kaydeden Reyhan, “İlk gitarımı çocuk yaşlarda harçlıklarımla aldım. Profesyonel müzik eğitimi almadım ancak kendimi geliştirerek yoluma devam ediyorum. Gündüzleri elektrik ve dekorasyon işiyle uğraşıyorum, akşamları ise sokak müziği yapıyorum. Müziğe başlama hayalim, insanların hayatında bir tebessüm olabilmekti. Gitarımı sırtıma alıp şehir şehir, köy köy dolaşmayı, özellikle çocukların yüzünü güldürmeyi istiyorum” dedi.
BALIKESİR’in Susurluk ilçesinde dün başlayan orman yangınına müdahale sürüyor. Alevlerin büyük ölçüde kontrol altına alındığı bölgede günün ilk ışıklarıyla birlikte havadan müdahale de yeniden başladı.
Susurluk ilçesi kırsal Yıldız Mahallesi’nde dün saat 13.00 sıralarında tarım arazisinde çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle ormana sıçradı. İhbarla bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 7 uçak, 4 helikopter, 26 arazöz, 11 itfaiye aracı, 11 su tankeri, 2 dozer, 2 kepçe, 3 TOMA, 4 ilk müdahale aracı, 4 hizmet aracı ve 395 personelle yangına müdahale edildi. Alevlerin yaklaştığı 438 nüfuslu Yıldız, 333 nüfuslu Bozen ile 228 nüfuslu Gökçeağaç mahallelerini tahliye ihtimaline karşı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nce 4 otobüs, Susurluk Belediyesi tarafından 4 minibüs bölgeye yönlendirildi. Havanın kararmasıyla havadan müdahale sona ererken, ekipler karadan yangınla mücadelesini gece boyu sürdürdü. Alevler Kepsut ilçesine doğru ilerlerken, meşe, karaçam, kızılçam, kayın ve gürgen ağaçlarından oluşan ormandaki yangında 450 hektarlık alan zarar gördü. Rüzgarın da hızını azaltmasıyla yangının ilerleyişi kısmen kontrol altına alındı.
GÜNÜN AYDINLANMASIYLA HAVADAN MÜDAHALE YENİDEN BAŞLADI
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte helikopter ve uçaklarla havadan müdahale çalışmaları yeniden başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sanal medya hesabından yapılan açıklamada bölgedeki çalışmaların devam ettiği belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:
“Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, başta Balıkesir/Susurluk olmak üzere yurdumuzun farklı noktalarında devam eden orman yangınlarına yönelik havadan müdahalelerimizi tüm gücümüzle yoğunlaştırdık. Orman kahramanlarımızın gece boyunca yürüttüğü kara mücadelesi ise yeni günde de aralıksız bir şekilde devam ediyor. Hava ve kara unsurlarımızın güçlü koordinasyonuyla, yangınları tamamen kontrol altına alana kadar sahadaki nöbetimiz sürecek.”