a

02 Ağustos 2026 Pazar

DİĞER YAZARLARIMIZ

AB’de Ceuta krizi: İçişleri bakanları acil toplanıyor

AB’de Ceuta krizi: İçişleri bakanları acil toplanıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya Fas’tan yaşanan kitlesel göç, AB’yi karıştırdı. 22 ülke acil tedbirler talep ederken, AB içişleri bakanları salı günü olağanüstü toplanacak. İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’da yaşanan göçmen krizi, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında krize yol açtı. İrlanda’nın yürüttüğü AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, AB İçişleri Bakanları salı günü acil toplanarak Ceuta’daki gelişmeleri ele alacak.

AB İçişleri Bakanlarının acil toplanmasını, hem İspanya Başbakanı Pedro Sánchez hem de 27 AB üyesinden 22’sinin devlet ve hükümet başkanı talep etti. 22 üye ülke lideri, imzaladıkları ortak bir mektupta, Fas ile sınırı bulunan İspanya toprağı Ceuta’daki son gelişmelerin “derhal ve koordineli” bir çözüm gerektirdiğini vurguluyor.

Mektupta, “göçmenlerin kitlesel şekilde kontrolsüz sınır geçişine kalkışmasının, göçün araçsallaştırılması veya Avrupa Birliği’ne düzensiz yollardan girmenin mümkün olduğu izlenimini yaratmasına izin verilemeyeceği” vurgulanıyor. Mektupta ayrıca, yasa dışı girişlerin sonradan yasal bir ikamete dönüşmesine de müsaade edilmemesi gerektiği savunuluyor. Madrid hükümeti, sene başında, ülkedeki iş gücü eksikliğini de gerekçe göstererek belli şartları yerine getiren yüz binlerce düzensiz göçmene ikamet izni verileceğini duyurmıştı.

İtalya ile İspanya arasında gerilim

İspanya’ya yönelik sert mektup için inisiyatifi, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen başlatmış; girişime Macaristan, İsveç ve Polonya dahil 22 ülke destek vermişti. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen bu adımı memnuniyetle karşılayarak Avrupa’yı düzensiz göçe karşı güçlendirecek bir sürecin başlatılması gerektiğini söyledi.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, İspanya ile vizesiz geçişi mümkün kılan Schengen kurallarının askıya alınmasını da talep ederken, bu konuda Finlandiya ile Danimarka’dan destek almıştı. İtalya, İspanya ile deniz ve hava trafiğinde bir aylığına yeniden sınır kontrolleri başlatırken, Madrid Schengen konusundaki tehdidin “demagojik” olduğunu kaydederek eleştirdi.

Hukukçular da mevcut AB mevzuatına göre böyle bir adımın mümkün olmadığını vurguluyor ve ayrıca Ceuta’nın Schengen serbest dolaşım bölgesinde olmadığını hatırlatıyor.

İspanya’nın Sosyalist Başbakanı Pedro Sánchez kendilerini eleştiren AB ülkelerini “bencillik ve hukuka aykırı bir tutum sergilemekle” suçladı.

Ceuta’da ne oldu?

AB’deki krizin fitilini, bu hafta 50 bin ila 60 bin civarında göçmenin Fas’tan kara ve deniz yoluyla Ceuta’ya ulaşması ateşledi. Sadece 84 bin nüfusa sahip ve 18,5 kilometrekare yüzölçümüyle İstanbul’un Esenler ilçesi büyüklüğünde olan Ceuta’da karmaşa yaşanırken, çok sayıda göçmenin yüzerek bu küçük Avrupa toprağına ulaşmayı denediği belirtildi.

Şimdiye kadar en az 67 göçmenin hayatını kaybettiği açıklanırken, İspanya İçişleri Bakanlığı, gelen göçmenlerin neredeyse tamamının gönüllü olarak Fas’a döndüğünü duyurdu. İspanya Ceuta’da güvenlik önlemlerini artırırken deniz kıyısına 500 metrelik yüzer bir barikatın kurulduğu da bildirildi.

Almanya Dışişleri Bakanı Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Johann Wadephul, AB Komisyonu’na dış sınırların korunmasına mutlak öncelik verilmesi çağrısında bulunurken, koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’li (SPD) Başbakan Vekili ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil ise ani kitlesel göçmen akınının bilinçli koordine edilmiş bir eylem olduğunu söyleyip İspanya ile dayanışma talep etti. AB’nin Göçten Sorumlu Komiseri Magnus Brunner ile İngiltere Başbakanı Andy Burnham da İspanya’ya destek mesajları iletti.

Fas’tan Ceuta’ya ani kitlesel göçe dair Fas makamları resmi açıklama yapmazken, insan kaçakçılarının Kuzey Afrika’daki İspanya toprağına sınırın açıldığı yönünde yaydığı yanlış haberlerin bunu tetiklediği tahmin ediliyor. Konuyu yakından takip eden gözlemciler ise Fas’ın göçmenleri diplomatik baskı aracı olarak kullandığı görüşünde.

Kuzeybatı Afrika ülkesi Fas, 1956’da bağımsızlığını kazandığından beri İspanya toprağı olan Ceuta ve Melilla üzerinde egemenlik iddiasında bulunuyor. İspanya ise mevcut statünün değiştirilmesine yönelik her türlü müzakereyi kesin bir dille reddediyor.

AFP,dpa/ETO,SÖ

Devamını Oku

İstanbul’da gece trafiğe çıkacaklar dikkat: Bu yollar kapatılacak

İstanbul’da gece trafiğe çıkacaklar dikkat: Bu yollar kapatılacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul’da 3, 4 ve 5 Ağustos’ta düzenlenecek bir etkinlik dolayısıyla trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlar belirlendi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, etkinlik kapsamında yarın, 4 Ağustos Salı ve 5 Ağustos Çarşamba günleri trafikte düzenleme yapılacak.

HANGİ YOLLAR KAPATILACAK

Bu kapsamda, etkinlik tarihlerinde 01.00-05.00 saatleri arasında Beylerbeyi köprü katılımı, Kısıklı Caddesi Altunizade köprü katılımı, Altunizade Kavşağı, Tophaneli Caddesi köprü katılımı ile D-100 kara yolu kuzey istikametinde 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yönüne Ümraniye-Şile ayrımlarından itibaren trafik akışı kapatılarak araçlar Ümraniye-Şile ve Altunizade istikametine yönlendirilecek.

İŞTE ALTERNATİF GÜZERGAHLAR

Alternatif güzergah olarak, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yerine Fatih Sultan Mehmet Köprüsü belirlenirken sürücüler D-100 kara yolu üzerinden Avrasya Tüneli, İDO Harem Arabalı Vapur İskelesi, TEM Otoyolu üzerinden de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü güzergahını kullanabilecek.

Devamını Oku

Van’da 10 günde 239 yangına müdahale edildi

Van’da 10 günde 239 yangına müdahale edildi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Van Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kent genelinde son 10 günde çıkan 239 anız, ot ve bahçe yangınına müdahale etti.

Belediyeden yapılan açıklamaya göre, İtfaiye Dairesi Başkanlığı, hava sıcaklığının artmasıyla artış gösteren yangınlara karşı 13 ilçede 271 personel ve 32 müdahale aracıyla çalışmalarını sürdürüyor.

İhbarlar üzerine olay yerine en kısa sürede ulaşan ekipler, yangınların yerleşim alanlarına ve tarım arazilerine sıçramasını önlemek için çaba gösteriyor.

Son 10 günde il genelinde meydana gelen 239 anız, ot ve bahçe yangınına müdahale ederek alevlerin büyümesini önleyen ekipler, vatandaşları da yangınlara karşı uyardı.

Anız yakmanın yangın riskini artırmasının yanında toprağın üst tabakasındaki faydalı mikroorganizmaları da yok ettiği uyarısında bulunan ekipler, kontrolsüz ateş yakılması ve yere atılan sigara izmaritlerinin de özellikle sıcak ve rüzgarlı havalarda büyük yangınlara neden olabileceğine dikkati çekti.

Devamını Oku

Dicle Nehri’nde nesli tehlike altında olan su samuru görüntülendi

Dicle Nehri’nde nesli tehlike altında olan su samuru görüntülendi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyarbakır’da, Dicle Nehri’nde nesli tehlike altında bulunan su samuru kayıt altına alındı.

Türkiye’de ve Avrupa genelinde akarsular, nehirler, göller ve kıyı bölgelerinde yaşayan yarı sucul etçil bir memeli olan Avrasya su samuru, 2020’de Uluslararası Doğayı Koruma Birliğinin “Tehlike Altındaki Türlerin Kırmızı Listesi”ne girdi ve “tehlikeye yakın” kategorisinde listelendi.

Dicle Nehri kıyısında kazdığı çukurlarda yaşayan, avlanması halinde avlayanlara para cezası uygulanan su samuru, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hevsel Bahçelerinin doğal yaşamını ve biyolojik zenginliğini kayıt altına alan fotoğraf sanatçısı Veysi Arcagök tarafından görüntülendi.

“Su samurunun olması doğal yaşamın büyük ölçüde korunduğunu gösteriyor”

Veysi Arcagök, AA muhabirine, Dicle Nehri’nde balıkçıl kuşunun fotoğrafını çekerken Avrasya su samuru gördüğünü, su samurunu görüntülemenin sevinci ve heyecanını yaşadığını söyledi.

Su samurlarının yaşamlarını sürdürebilmek için temiz suya ve sağlıklı ekosisteme ihtiyaçları olduğunu belirten Arcagök, şunları ifade etti:

“Hevsel Bahçeleri’nde kuş fotoğrafları çekerken balık avlayan bir su samurunu gözlemleme ve görüntüleme fırsatım oldu. Doğal ortamında doğal hareketlerle balığı yakalamasını izlemek oldukça heyecan vericiydi. Dicle Nehri’nde su samurunun olması doğal yaşamın büyük ölçüde korunduğunu gösteriyor. Geçen yıl lösistik (hayvanlarda renk maddesi eksikliği nedeniyle tüy, kıl veya derinin kısmen beyaz, soluk ya da benekli görünmesine yol açan genetik durum) bir leş kargasını da kayıt altına almıştım. Bu tür kayıtlar, Diyarbakır’ın sadece tarihi ve kültürel özellikleriyle değil aynı zamanda zengin yaban hayatıyla da öne çıkan bir şehir olduğunu gösteriyor. Bölgede su samuru yaşadığını biliyordum, ilk defa gördüm. Bu inanılmaz heyecan vericiydi.”

“Her bir canlının diğer canlılar üzerinde etkisi çok büyük”

Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Satar da nesli tehlike altında olan su samurlarının korunması gerektiğini söyledi.

Su samurlarının birçok canlıya yaşam alanı oluşturduğunu dile getiren Satar, şunları kaydetti:

“Su samurları nesli tehlike altında ve bunların korunması lazım. Bunların suda yaşayan diğer canlılara çok büyük faydası var. Suyun önüne bent kuruyorlar ve bu kurdukları bentte su derinleşiyor. Su azaldığı zaman canlılar buralarda yaşam alanı buluyor. Daha düzgün bir şekilde üreyebiliyorlar. Dolayısıyla bu canlılar çok faydalı türler. Nesli tehlikede olduğu için bunlara zarar verenler hakkında cezai işlem uygulanıyor. Her bir canlının diğer canlılar üzerinde etkisi çok büyük. Birini yok ettiğinizde birçok canlının da yok olacağını görürsünüz.”

Hayvanlara zarar verilmemesi gerektiğini vurgulayan Satar, “Avcılar bunları gördüğü zaman vuruyor. Bunlar koruma altında, bunlara zarar vermememiz lazım. Tüm canlıları korumamız, duyarlı olmamız lazım. Bu canlıların yaşam alanlarını da kirletmememiz gerekiyor.” dedi.

Devamını Oku

Yapay zeka mühendisliği programları sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştiriyor

Yapay zeka mühendisliği programları sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştiriyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yükseköğretim Kurulu, yapay zeka mühendisliği alanında attığı yeni adımlarla sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmeyi hedefliyor.

Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre, yapay zeka artık yalnızca teknoloji şirketlerinin değil savunmadan sağlığa, finanstan eğitime, üretimden kamu hizmetlerine kadar bütün sektörlerin üretim, karar alma ve hizmet süreçlerini dönüştüren temel teknolojilerden biri haline geliyor.

Dünyada şirketler yapay zekayı kullanan değil onu geliştiren, veriyi anlamlandıran ve gerçek problemlere çözüm üreten mühendisler arıyor. Türkiye’de Yükseköğretim Kurulunun attığı yeni adımlarla bu dönüşümün ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştiriyor.

Geleceğin meslekleri arasında yer alan yapay zeka mühendisliği, yalnızca yeni bir mühendislik alanı olmanın ötesinde, ülkenin dijital dönüşümüne yön verecek insan kaynağını yetiştiren stratejik programlar arasında yer alıyor.

Öğrenciler daha eğitimleri devam ederken savunma sanayisi ve teknoloji şirketlerinde görev almaya başlıyor. Mezunlar ise ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ başta olmak üzere Türkiye’nin stratejik kurumlarının yanı sıra pek çok farklı alanda yapay zeka tabanlı kritik projelerde çalışıyor.

Akademisyenler yapay zekanın artık bütün sektörlerin ortak teknolojisi olduğu konusunda görüş birliğine varırken, sektör temsilcileri de nitelikli yapay zeka mühendislerine olan ihtiyacın her geçen gün arttığını vurguluyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, yükseköğretim programlarının Türkiye’nin istihdam planlaması, iş gücü ihtiyacı, gelecekte öne çıkacak meslekler ve teknolojik dönüşüm dikkate alınarak yeniden planlandığını belirtti.

Özvar, bu kapsamda başta yapay zeka ve dijital tabanlı programlar olmak üzere yeni programlar açıldığını, yeni kontenjanlar oluşturulduğunu ve üniversitelerin sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştirecek şekilde dönüşüm sürecinin kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.

Erol Özvar, geleceğin becerilerini öngören, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden ve ülkenin kalkınma önceliklerini esas alan bu yaklaşımın, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki rekabet gücünü artıracak önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı.

Üretim süreçlerini dönüştüren mühendisler yetiştiriliyor

Yapay zeka alanında yaşanan hızlı dönüşümün merkezinde nitelikli insan kaynağının bulunduğunu belirten akademisyenler, Türkiye’nin sahip olduğu güçlü yazılım, savunma sanayisi ve sağlık teknolojileri ekosistemi sayesinde genç mühendisler için önemli fırsatlar sunduğuna dikkati çekiyor.

Hacettepe Üniversitesi Yapay Zeka Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunca Doğan, yapay zeka mühendislerinin yalnızca algoritma geliştiren kişiler olmadığını, veriyi işleyen, karar destek sistemleri tasarlayan ve üretim süreçlerini dönüştüren mühendisler olarak yetiştirildiğini belirtti.

Öğrencilerin eğitim sürecinde kodlama, algoritma geliştirme, veri işleme ve yapay zeka modelleme gibi alanlarda güçlü bir altyapı kazandığını belirten Doğan, mezunların savunma sanayisinden sağlığa, üretimden finansa kadar çok geniş bir yelpazede çalışma imkanına sahip olduğunu ifade etti.

Hammaddesi insan, çalışma alanı dünya

Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Akçapınar Sezer, yapay zekanın dokunamadığı hiçbir sektör kalmadığına dikkat çekerek sağlıktan savunma sanayisine, eğitimden tarıma, sanayiden turizme kadar çok farklı alanlarda yapay zeka tabanlı çözümler geliştirildiğini kaydetti.

Bu dönüşümün yapay zeka mühendislerine olan ihtiyacı her geçen gün artırdığını ifade eden Sezer, “Yapay Zeka Mühendisliği gençlere yalnızca yüksek istihdam değil aynı zamanda küresel ölçekte çalışma imkanı sunuyor. Bu meslek belirli bir fiziksel mekana bağlı çalışmaya zorlamıyor. Değişen çalışma modellerine uyum sağlayabilen, dünyanın her yerine hizmet üretebilen bir meslek.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin yalnızca yapay zeka teknolojilerini kullanan değil geliştiren ülkeler arasında yer alabilmesi için nitelikli insan kaynağının belirleyici olacağını vurgulayan Sezer, “Bizim en değerli hammaddemiz insan. Öğrencilerimizi yalnızca bugünün değil önümüzdeki 30-35 yılın teknolojilerine yön verecek mühendisler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Yerli ve milli yapay zeka çözümleri geliştirmek zorundayız”

ROKETSAN Yapay Zeka Müdürü Bilge Kağan Görür, yapay zekanın artık stratejik bir teknoloji haline geldiğini belirterek, “Yapay zekayı hayatımızın her alanında kullanmaya başladık. Problemlerimiz geleneksel yöntemlerle çözemeyeceğimiz kadar karmaşık hale geliyor. Bu tür durumlarda yapay zeka veriyle çözüm üretebildiğimiz yaklaşımlar sunuyor.” ifadelerini kullandı.

Savunma sanayisinde yapay zeka yatırımlarının hızla arttığını vurgulayan Görür, “Özellikle yeni mezunlar için yeni iş alanları oluşmaya başladı. Yerli ve milli yapay zeka çözümleri geliştirmek zorundayız.” değerlendirmesinde bulundu.

Yapay zeka ile birlikte işe alım kriterlerinin de değiştiğini belirten Görür, şunları kaydetti:

“Artık biraz iş değişti. Bir programlama dilini bilmeyen birisi bile çok hızlı adapte olabiliyor. Onun için biz daha çok sistematik düşünme, analitik düşünme ve problem çözme gibi yetenekleri arıyoruz.”

Öğrencilerin üniversite yıllarında gerçek projelerde yer almalarının önemli avantaj sağladığını vurgulayan Görür, mülakatlarda öğrenciliğinde bazı projeleri hayata geçirmiş kişilerin bir adım öne çıktığını anlattı.

Gençlere yüksek teknoloji alanlarına yatırım yapmaları çağrısında bulunan Görür, “ROKETSAN yüksek teknoloji üreten ve bu teknolojiyi ürünlerinde kullanan bir firma. Buna sadece ROKETSAN’ın değil, bütün savunma sanayisinin ihtiyacı var. Öğrencilerimizin de ileride buralarda çalışabileceğini düşünerek yüksek teknolojiye yatırım yapmalarını bekleriz. Öğrenciler bu ülkenin en önemli sermayesi. Belki beş yıl sonra, on yıl sonra bu arkadaşlarla birlikte çalışıyor olacağız.” ifadelerini kullandı.

Mezunlar stratejik kurumlarda görev alıyor

Yapay zeka mühendisliği programlarının uygulama odaklı eğitim anlayışı mezunların kariyerine de doğrudan yansıyor. Daha öğrencilik yıllarında kazandıkları teorik bilgi ve uygulama deneyimini çalışma hayatına taşıyan mezunlar, savunma sanayisi başta olmak üzere Türkiye’nin stratejik kurumlarında görev alıyor.

Yapay Zeka Mühendisliği mezunu Muhammed Görkem Kola, mezuniyetinin ardından önce HAVELSAN’da, ardından ASELSAN’da görev aldığını anlattı.

Yapay zeka mühendislerinin yalnızca savunma sanayisinde değil telekomünikasyon, bankacılık, havacılık ve teknoloji şirketleri başta olmak üzere veriye dayalı karar alma süreçlerinin bulunduğu çok sayıda sektörde görev alabildiğini belirten Kola, dijital dönüşüm hızlandıkça bu alandaki uzman ihtiyacının da sürekli arttığını ifade etti.

Öğrenciler daha mezun olmadan geleceğin teknolojilerini geliştiriyor

Yapay zeka mühendisliği öğrencileri de bölümü tercih ederken en önemli motivasyonlarının geleceğin teknolojilerini geliştiren ekiplerin içinde yer almak olduğunu ifade ediyor.

Öğrencilerden Yusuf Emir Cömert, eğitim sürecinde TUSAŞ’ta aday mühendis olarak görev aldığını, savunma sanayisinin büyük ölçekli projelerinde çalışma fırsatı bulduğunu belirtti.

Mezuniyet sonrasında da yüksek katma değerli teknolojiler geliştirmeyi hedeflediğini belirten Cömert, yapay zekanın geleceği şekillendirecek en önemli alanlardan biri olduğunu ifade etti.

Nurşah Satılmış, tercih döneminde ailesinin tıp fakültesini istediğini ancak bilinçli şekilde yapay zeka mühendisliğini seçtiğini vurgularken, Arya Zeynep Mete de bölümün sunduğu fırsatların tercihinde belirleyici olduğunu ifade etti.

Devamını Oku