a

28 Temmuz 2026 Salı

DİĞER YAZARLARIMIZ

Muğla’da Güvenlik Güçlerinden 7/24 Orman Yangını Önleme Seferberliği

Muğla’da Güvenlik Güçlerinden 7/24 Orman Yangını Önleme Seferberliği
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MUĞLA’da ormanların korunması ve yangınların önlenmesi için güvenlik güçleri; orman teşkilatı ile koordinasyon içerisinde karadan, havadan ve denizden yürüttükleri entegre denetimlerle 7 gün 24 saat esaslı güvenlik kalkanı oluşturdu.

Yaz mevsiminde artan sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar nedeniyle yükselen yangın riskine karşı Muğla’da güvenlik güçleri sahada görev yapıyor. İnsan kaynaklı yangın riskinin en aza indirilmesini amaçlayan ekipler, ormanlık alanlardan şehir merkezleri ve turistik bölgelere kadar geniş bir alanda önleyici tedbirler uyguluyor. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan 3 bini aşkın personel, binden fazla önleyici kolluk devriyesiyle denetim gerçekleştiriyor. Jandarma Komando, Jandarma Özel Harekat (JÖH) ve Polis Özel Harekat (PÖH) ekipleri kritik ormanlık alanlarda yaya devriyesi yaparken, K-9 iz takip köpekleri de arama-tarama çalışmalarına katılıyor. Dar ve ulaşımı güç bölgelerde motorize ekipler ile yunus polisleri görev alırken, Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları (TOMA) ise kritik noktalarda su ikmali ve soğutma çalışmalarına destek vermek amacıyla hazır bekletiliyor. Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça, Milas ve Ula başta olmak üzere il genelinde ormanlara giriş yasağına yönelik denetimlerin yanı sıra anız yakılması ve arıcılık faaliyetlerinde kullanılan tütsü ateşlerine karşı kimlik ve araç kontrolleri de yapılıyor.

KIYI ŞERİDİNDEKİ ORMANLIK ALANLAR BOTLARLA DENETLENİYOR

Denetimler havadan ve denizden de destekleniyor. Orman Genel Müdürlüğü, emniyet, jandarma ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki İHA ve dronlarla ormanlık alanlar sürekli izlenirken, duman, ateş veya yasaklı alanlara izinsiz giriş tespit edilmesi halinde kara ekipleri yönlendiriliyor. Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanlığı ekipleri ise yangın söndürme helikopterleri ile amfibik uçakların deniz, göl ve barajlardan güvenli şekilde su alabilmesi için su alma bölgelerinde deniz trafiğini kontrol altında tutuyor. Kıyı şeridindeki ormanlık alanlar da botlarla denetleniyor.

‘CANLILARIN YAŞAM HAKKINI GÜVENCE ALTINA ALIYORUZ’

Yürütülen kapsamlı önleyici tedbirler ve saha denetimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Muğla Valisi İdris Akbıyık, yeşil vatanı korumanın milli bir görev olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Yüz ölçümünün yüzde 71’i ormanlarla kaplı olan cennet Muğla’mızın doğasını, biyolojik çeşitliliğini ve ormanlarımızı korumak en öncelikli sorumluluğumuzdur. Jandarmamız, emniyetimiz ve Sahil Güvenlik ekiplerimiz, orman teşkilatımız ile tam bir koordinasyon içerisinde 7 gün 24 saat esasına göre sahadadır. Karadan yaya ve motorize devriyelerimizle, havadan İHA ve dronlarımızla, denizden ise Sahil Güvenlik botlarımızla her bir metrekareyi titizlikle takip ediyoruz. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla hem hemşerilerimizin hem misafirlerimizin hem de bu topraklara emanet olan canlıların yaşam hakkını güvence altına alıyoruz. Tüm vatandaşlarımızdan ve Muğla’da ağırladığımız misafirlerimizden valilik kararlarımıza eksiksiz uymalarını, ormanlarımızda ve açık alanlarda ateş yakmamalarını, en küçük bir dumanı vakit kaybetmeden 112’ye bildirmelerini rica ediyorum. Yeşil vatan nöbetinde gece gündüz fedakarca görev yapan tüm kahramanlarımıza teşekkür ediyorum.”

Devamını Oku

FİNANS

<a href="/finans/">FİNANS</a>
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TİCARET Bakanı Ömer Bolat, “Türkiye- Irak ticaret hacmi 17 milyar dolar seviyesindedir. İnşallah orta vadede 30 milyar dolarlık bir hacme ulaştırma konusunda kararlıyız” dedi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Irak heyetinden; Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ticaret Bakanı Mustafa Nizar Cuma, Petrol Bakanı Basim Muhammed Hudeyir ve Ulaştırma Bakanı Vahab Selman Muhammed ile beraber Ankara’da düzenlenen ‘Türkiye-Irak İş İnsanları ile Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı.

Bakan Ömer Bolat, toplantının açılışında yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile Irak ilişkilerinin son 55 yılda bütün sektörlerde ekonomik entegrasyon çerçevesinde ilerletildiğini söyleyerek, “Türkiye-Irak ticaret hacmi 17 milyar dolar seviyesindedir. Irak ile Türkiye arasındaki ticaretimizi, liderlerimiz, değerli Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Irak’ın Başbakanı Sayın Ali Zeydi’nin riyasetinde inşallah orta vadede 30 milyar dolarlık bir hacme ulaştırma konusunda kararlıyız. Türkiye’nin dünyada gurur abidesi olan yurt dışı müteahhitliğinde, Türk müteahhitlerinin en fazla proje üstlendiği 3’üncü ülke Irak olmuştur. 1’inci Rusya, 2’nci Türkmenistan bulunmaktadır. Bugüne kadar 40 milyar dolar değerinde 1157 proje başarıyla tamamlanmıştır” dedi.

Türk müteahhitlerinin bugüne kadar dünyada 13 bine yakın proje ile toplamda 566 milyar dolarlık iş hacmine ulaştığını aktaran Bakan Bolat, “Bu da şunu göstermektedir ki Irak’ta yapılan projelerin toplam içindeki payı yüzde 7,5-8 oranında önemli bir oranda yer almaktadır. Diğer taraftan geçen yıl Türkiye ile Irak arasında ‘JETCO’ dediğimiz ortak ekonomi ve ticaret komitesinin kuruluşu anlaşmasını imzaladıktan sonra JETCO’nun ilk toplantısını Türk İhraç Ürünleri Fuarı ile birlikte geçen yıl Bağdat’ta gerçekleştirip, genel ticaret ve müteahhitlik heyeti programları da düzenlemiştik. Son yıllarda büyük bir huzur ve istikrar içinde kalkınma ve gelişme yolunda ilerleyen Irak ile yeni hükümetin kurulmasından sonra da inşallah hızlı bir şekilde çalışmaya ve birlikte ticaret, yatırım, müteahhitlik ve ulaştırma alanlarında iş birliği yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

‘ANLAŞMALARIN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ ÖNEM TAŞIMAKTADIR’

Körfez Bölgesi’nde yaşanan sıcak savaş ve jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını söyleyen Bakan Bolat, Irak ile Türkiye arasında Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın tam kapasite çalıştırılması ve Basra’dan Türkiye’ye uzanacak yeni bir petrol boru hattının inşasının önemine dikkat çekti. Bakan Bolat ayrıca, “Türkiye ile Irak arasındaki ikili ticaret koridoru ve Basra Körfezi Havalimanı’ndan başlayacak Kalkınma Yolu’nun Türkiye’ye, Türkiye üzerinden de Avrupa’ya uzanması, enerji ve ticaret koridorları noktasında Türkiye ile Irak’ın birbirleriyle ne kadar entegre olduklarını, bir an önce de bu koridorları işler hale getirmek için çalışmalar yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır” diye konuştu.

Bakan Bolat, 2 yıl önce imzalanan ‘Yatırımların Teşviki ve Korunması Anlaşması’ ile çifte vergilendirmenin önlenmesine ilişkin anlaşmaları hatırlatarak, “Bu anlaşmaların iç onay süreçlerinin tamamlanıp yürürlüğe girmesi büyük önem taşımaktadır. Diğer taraftan Türkiye ile Irak arasındaki ticaretini 30 milyar dolar seviyesine yükseltme noktasında, özellikle Irak’ta İbrahim Halil Gümrük Kapısı’nın Irak hükumetinin yürürlüğe koyduğu askı sistemine en kısa sürede entegre edilmesinin çok önemli bir katkı yapacağına inanıyoruz. Irak’ın TIR Sözleşmesi’ni uygulaması hususunda her türlü iş birliğine açık olduğumuzu ifade etmek istiyorum. 15 Nisan 2026 tarihinden bu yana da Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki transit vize rejiminin uygulanmaya başlamasıyla Türkiye’den Irak’a ve Irak’tan da Suudi Arabistan’a, Kuveyt’te ve bütün Körfez’e transit ticaretin kanalları açılmış bulunmaktadır. Yeni lojistik merkezlerinin, yeni şehirlerin kurulması anlamında yaklaşık 22 milyar dolarlık hacmi ile Türkiye-Irak ilişkilerinde çok önemli yatırımlar ve müteahhitlik çalışmalarını da hızlandıracağına inanıyoruz. Diğer taraftan JETCO toplantımızı bu yıl sonbaharda ev sahibi olarak Türkiye’de yapma konusunda kıymetli mevkidaşım Mustafa Nizar’a davetimizi bir kez daha yinelemek istiyorum” dedi.

‘YENİ HÜKÜMETİN GÜNDEMİNDE YER ALACAĞINA İNANIYORUZ’

Basına kapalı gerçekleştirilen toplantının ardından değerlendirmelerde bulunan Bakan Bolat, “Gümrük uygulamalarından kaynaklanan uzun beklemeleri, gümrükleme ve vergileme sıkıntılarını görüyoruz. Bunun yeni hükümetin gündeminde yer alacağına inanıyoruz. Önümüzdeki aydan başlayarak bu sürecin hali konusunda olumlu işaretler alıyoruz” diye konuştu.

‘ARANAN ÜRÜN ŞARTINDA TÜRKİYE’NİN DE YER ALMASI GEREK’

Bakan Bolat, “Irak’ta iş yaparken menşe şartı olarak; Amerikan, Avrupa birliği ve Japonya teknolojisi ve kalitesinin aranması konusunda Iraklı kardeşlerime sadece tek şey hatırlatmak istiyorum. Türkiye’nin bu yıl 282 milyar dolara ulaşacak mal ihracatının yüzde 94’ü sanayi ürünleri. ve bunun yüzde 55-60’ı da Avrupa, Birliği Kuzey Amerika ülkelerine yapılıyor. Gelişmiş ülkeler ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 30 yıllık bir gümrük birliği entegrasyonu var. Irak hükümetinden beklentimiz, aranan ürün şartı için Türkiye Cumhuriyeti’nin de mutlaka yer alması gerekmektedir. Yatırımlar, ekonomik ilişkilerimizin ticaret boyutunun yanında önemlidir. Fark ettiğimiz gibi söz alan Türk firmaları Irak’ta yatırımları olduğunu ve yeni yatırımlar planladıklarını ifade ediyorlar. Bu da Irak-Türkiye ekonomik ilişkileri açısından daha güçlendirici bir boyut olarak görülmelidir” ifadelerini kullandı.

‘Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın iç onay sürecini tamamladıklarını söyleyen Bakan Bolat, “Iraklı kardeşlerimizden, hükümetten beklentimiz ‘Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’ ile ‘Yatırım Teşvikleri ve Korunması Anlaşması’nın en kısa sürede iç onay süreçlerinin tamamlanmasıdır. Son 5 ayın Körfez’de yaşanan olayları, gerginlikleri ve yıkıcı etkileri göstermiştir; Türkiye ile Irak, uzun bir kara yolu ağına sahip olarak Körfez’deki ve Hürmüz Boğazı’ndaki sıkıntılı süreçler ile bir daha karşılaşmamak için mutlaka gümrük geçişleri, kara yolu ve demir yolu koridorlarını geliştirmelidir. Enerji ağlarını da genişletmeli ve arttırmalıdır. TIR karneleri 2 ülke arasındaki ulaşımın kolaylaştırılmasını ve hızlanmasını sağlayacaktır” dedi.

Devamını Oku

Türkiye’de hastanelerde dijital güvenlik ve hasta takibi nereye gidiyor? Uzmanı anlattı

Türkiye’de hastanelerde dijital güvenlik ve hasta takibi nereye gidiyor? Uzmanı anlattı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın dijitalleşme adımları, e-Nabız entegrasyonları, yapay zekâ destekli görüntüleme sistemleri ve akıllı randevu altyapıları, hastaneleri klasik sağlık kurumlarından veri odaklı teknoloji merkezlerine dönüştürüyor. Sektörde uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Gabay’a göre bu dönüşümün omurgasını dijital güvenlik, hasta takibi ve sistemler arası entegrasyon oluşturuyor.

Teknoloji olmadan büyük hastaneler yönetilemez

“Binlerce hastanın aynı anda bulunduğu şehir hastanelerini yalnızca insan gücüyle yönetmek mümkün değil,” diyen Gabay, özellikle RFID tabanlı takip sistemlerinin ve akıllı bilekliklerin hasta güvenliği açısından kritik rol oynadığını belirtiyor. Ona göre yanlış yönlendirme, kaybolma ve operasyonel gecikmelerin büyük bölümü, gerçek zamanlı veri akışının eksikliğinden kaynaklanıyor.

Albert Gabay, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’na bağlı çok sayıda hastanede yazılım ve donanım tabanlı sağlık teknolojileri projelerinin kurulum ve devreye alma süreçlerinde aktif rol aldı. Ayrıca Siemens Türkiye’nin RFID sistem tedarikçisi olarak yürütülen büyük ölçekli kamu projelerinde görev alarak, farklı hastane altyapılarının tek bir dijital ekosistem altında çalışmasını sağlayan entegrasyon çözümleri geliştirdi.

Bu projelerden en dikkat çekicilerinden biri, Ankara’da 3500 yataklı bir şehir hastanesi için geliştirilen aktif RFID bebek kaçırma önleme sistemi oldu. Sistem, doğum ve yenidoğan alanlarında 7/24 güvenlik sağlayarak yetkisiz çıkış ve eşleşme hatalarında anlık alarm üretiyor.

Açık API mimarisi ile sağlık dışında genişleyen dijital altyapı

Gabay’ın en önemli teknik katkılarından biri ise geliştirdiği açık API mimarisi. Bu yapı sayesinde hastane sistemleri yalnızca sağlıkla sınırlı kalmayıp yüksek güvenlik gerektiren farklı alanlara da uyarlanabilir hale geldi. Bu yaklaşım, RFID tabanlı sistemlerin farklı sektörlere hızlı şekilde entegre edilmesini mümkün kıldı.

Bu kapsamda müze güvenliği projelerinde envanter süreçleri günler süren manuel işlemlerden saniyeler içinde dijital denetime dönüştürülürken, eserler için gerçek zamanlı anti-tahrip sensörleri devreye alındı.

Benzer mimari, lojistik ve nakit taşıma güvenliği alanına da genişletilerek Türkiye’de patentlenen özel bir nakit güvenlik sistemi geliştirilmesine kadar uzandı. Gabay ayrıca bu altyapı ile endüstriyel ortamlarda da çözümler üreterek, yüksek sıcaklık ve zorlu endüstriyel koşullara dayanıklı RFID etiket teknolojileri geliştirilmesine katkı sağladı.

Albert Gabay: “Akıllı hastane, entegre veri ekosistemidir”

Uluslararası projelerde önemli görevler üstlenen Gabay, Türkiye’den geliştirilen çözümlerin Portekiz, Almanya, Suudi Arabistan ve Avusturya gibi ülkelere ihraç edildiğini belirtiyor. Siemens Türkiye ile yürütülen projelerde aldığı global ödüller de bu teknolojilerin uluslararası karşılığını güçlendiriyor.

Gabay’a göre geleceğin hastaneleri yalnızca dijitalleşmiş yapılar değil, tamamen entegre veri ekosistemleri olacak: “Akıllı hastane dediğimiz şey cihazlardan ibaret değil; tüm sistemlerin birbirini gerçek zamanlı anlayıp yönetebilmesidir.”

Kübra Çolakbüyük Kübra Çolakbüyük Haberler.com

Devamını Oku

FİNANS

<a href="/finans/">FİNANS</a>
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Erva GÜN

(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda, siyasi partilerin grup başkanvekilleri “Terörsüz Türkiye” süreci ve yasal düzenlemeleri değerlendirdi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, kamuoyuna verilen mesajlar ile hazırlanan yasa düzenlemeleri arasında çelişki olduğunu savunarak iktidarın söylemlerini eleştirdi. AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, şehit ve gazi haklarını iyileştiren yeni kanun teklifinin hazırlıklarının tamamlandığını ve imzaya açıldığını duyurdu.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul gündemine geçilmeden önce grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya, YENİ Parti’nin kuruluşunu tebrik ederek, CHP’nin grup yönetimine seçilen Grup Başkanı Faik Öztrak ile Grup Başkanvekilleri Sevda Erdan Kılıç ve Rahmi Aşkın Türeli’ye de görevlerinde başarılar diledi.

TBMM’ye bu hafta sunulması beklenen “çerçeve yasa”ya tartışmalarına değinerek, adli mahkumlara ilişkin beklentilere dikkati çeken Kaya, tToplumsal vicdanda, çerçeve yasaya ilişkin adımlar atılırken adli mahkumların yok sayılmasının karşılık bulmayacağını, cezaevlerinde sayıları 450 bine yaklaşan mahkumların bulunduğunu, bunların çoğunun kapasite ve kontenjanın üzerinde doluluk nedeniyle vardiyalı olarak cezalarını infaz etmek zorunda kaldığını söyledi.

Adli mahkumların taleplerini kendilerine ilettiğini belirten Kaya, “Adli mahkumlar sürekli bizlere ulaşıyor. Dolayısıyla, böyle bir çerçeve yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirildiği bir dönemde adli mahkûmların ıskalanmış olması ya da bunların hiç dile getirilmemiş olmasının gerçekten toplumsal vicdanda ciddi zararlara yol açacağını buradan ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

İYİ PARTİLİ POYRAZ’DAN “ÇERÇEVE YASA” ELEŞTİRİSİ

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in AK Parti MYK’sının ardından yaptığı açıklamada, “Terörsüz Türkiye” sürecinde yasal zeminin oluşturulduğunu ve “ince işçilik” aşamasına geçildiğine ilişkin açıklamasına tepki gösterdi. İktidarın daha önce kamuoyuna verdiği mesajlarla bugünkü gelişmeler arasında çelişki olduğunu savunan Poyraz, “Bize, vatandaşa ne denildi? Biz zaten dediklerinizi not alıyoruz da vatandaşa dediler ki: ‘Pazarlık yok, al ver yok'” dedi.

TBMM’nin yaklaşık bir aydır kamuoyunda bir kesim tarafından “kök yasa”, bir kesim tarafından ise “çerçeve yasa” olarak nitelendirilen düzenleme için bekletildiğini öne süren Poyraz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Öyle hiç bu mazeretlere, hikayelere falan gerek yok, burada hiç kimse hiç kimsenin aklıyla da dalga geçmesin. Bu yasada da özellikle halihazırda kendini feshettiği ilan edilen örgütün yöneticileri o kıyafetlerle örgütün merkezlerinde açıklamalar yapıyorlar gazetecilere her gün bir demeç veriyorlar. Her gün örgüt yöneticileri demeç verirken, her ne kadar iktidar tarafından bunlara ‘PKK mensubu’ deniliyor ise, bunlar PKK terör örgütünün üyeleri, PKK mensubu değil, bunlar bir sivil toplum örgütü değil, bunlar terör örgütü. Bunlar silah bırakmamış, örgüt devam ediyor. ‘Hiçbir al-ver yok’ diyor koca koca adamlar. Bugün parlamentonun gündemine ama öyle ama böyle teröristlere af, teröristlere infaz indirimiyle ilgili alıştıra alıştıra yasa teklifi getirilmeye çalışılıyor. Eğer bu ülkenin iktidar partisi sözcüsünün, Adalet Bakanı’nın, Meclis Başkanı’nın, Milli Savunma Bakanı’nın, komisyon başkanlarının sözüne itimat etmeyecekse bu vatandaş kimin sözüne itimat edilecek ya kimin sözüne itimat edecek?”

TÜRELİ: “TEK HANELİ ENFLASYON HEDEFİ GERÇEKLEŞMEDİ”

CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, seçimlerin ardından Haziran 2023’te uygulanmaya başlanan ekonomi programının üç yılını doldurduğunu belirterek, “Sonuca baktığımız zaman ortada gerçek bir başarısızlık var. Bunu söylemek istemeyiz, sonuçta ülkenin sorunlarının çözülmesini elbette hepimiz isteriz” ifadelerini kullandı.

2021 yılının Eylül ayında Cumhurbaşkanı’nın “Faiz sebep, enflasyon sonuç” yaklaşımıyla başlayan sürecin, Merkez Bankası tarafından talimat olarak uygulanmasının Türkiye’de enflasyonu artırdığını ve ekonomik dengeleri bozduğunu öne süren Türeli, kur korumalı mevduat sistemi nedeniyle Merkez Bankası’nın iki yılda 1,5 trilyon lira zarar ettiğini söyledi.

Seçimlerin ardından ekonomi yönetiminin değiştiğini ve yeni Hazine ve Maliye Bakanı’nın “irrasyonel politikalardan rasyonel politikalara dönüleceği” yönünde açıklama yaptığını hatırlatan Türeli, şu ifadeleri kullandı:

“2026 yılında tek haneli enflasyon seviyelerine ulaşacaktık, hatta Maliye Bakanı şöyle de söylüyordu: ‘Merak etmeyin enflasyon tek hanelere düştüğü zaman durumunuz iyileşecek’ ama bakıyoruz, nerede tek hane? Aldıkları zaman, o üç yıllık program başladığı zaman yüzde 38,21’miş, şimdi yüzde 32,11. O arada ne olmuş? Cari açık patlamış, büyüme hızı yavaşlamış, reel sektör kan ağlıyor, sanayicisi, KOBİ’si, iflaslar, konkordato ilanları yani böyle bir şey olmaz. İstikrar programı neden bu noktaya geldi? Çünkü istikrar programının tasarımı yanlıştı. Sadece talebi kısıcı, vatandaşların alım gücünü azaltma üzerine kurulu bir programın başarılı olmasına ihtiyaç yok. Bunun arz yönlü politikalarla desteklenmesi gerekirdi. Piyasalardaki tekelci ve oligopolist yapıların dönüştürülmesi, ortadan kaldırılması gerekirdi. Hiç bunlar yapılmadı ve maliyet işçinin, memurun, emekçinin, çiftçinin üzerine geldi. Bugün çok ciddi bir bölüşüm krizi var, belki cumhuriyet tarihinin en büyük bölüşüm krizini yaşıyoruz.”

GÜNAYDIN, EKONOMİYE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERDE BULUNDU

YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, YENİ Parti’yi Lozan’ın 103’üncü kuruluş yıl dönümünde kurduklarını hatırlatarak, kuruluş sürecine ilişkin bilgi verdi. Partinin siyasi birikimi itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilke ve devrimlerine bağlı olduğunu ifade eden Günaydın, “Artık Türkiye’de, siyasi tarihimizde bir YENİ Parti var ancak bu parti müktesebatı itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya bağlıdır” dedi.

Ekonomik göstergelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Günaydın, TÜİK’in göreli yoksulluğun 17 milyon 361 bin kişiyi etkilediğine yönelik verisini hatırlatarak, bu değerlendirmeye katılmadığını ifade etti. Günaydın, şöyle konuştu:

“TÜİK her zamanki gibi yalan söylüyor çünkü bu memlekette 10 milyon insan asgari ücret alıyor, 28 bin lira asgari ücrete mahum 10 milyon insan ve biz biliyoruz ki açlık sınırı 35 bin lira yani 10 milyon insan açlık sınırının altında ve siz onlara diyorsunuz ki: ‘Yılbaşından yıl sonuna kadar böyle devam edeceksiniz, size beş kuruş para vermeyeceğiz’. En düşük emekli aylığı alan 5 milyon insan var. 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükselttiniz, öyle mi? Bunun için mi açık tutuyorsunuz bu Meclis’i, bunun için mi bu turuncu koltuklarda oturuyorsunuz? İşsiz sayısı 12 milyon arkadaşlar, 12 milyon. Türkiye’nin en klasik sektörü olan tekstili bu memlekette tutamadınız, tekstil Mısır’a kaçtı. İnsanlar ürettiğine, üreteceğine bin pişman oldular. Yoksulluk almış başını gidiyor. Dünyada tarımın başladığı toprakları bütün tarım ürünlerinde dışarıya net bağımlı hale getirdiniz, çiftçinin yaşı 58, çiftçi iflas ediyor. Gıda enflasyonunda memleketi dünyanın 5’inci ülkesi haline getirdiniz, mutfakta çorba kaynamıyor. Peki, bütün bunlara karşılık ne yapıyorsunuz? 2 trilyon 740 milyar lirayı gözünüzü kırpmadan faize veriyorsunuz.”

USTA: “TERÖRSÜZ TÜRKİYE KONUSUNDA AYNI NOKTADAYIZ”

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, YENİ Parti’nin kurulmasının ardından oluşturulan grup yönetimine başarı dileklerini ileterek, CHP’de yeni görev alan grup başkanvekilleri ve grup yönetimini de tebrik etti.

“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Usta, AK Parti Sözcüsü, bakanlar ve TBMM Başkanı’nın süreç boyunca aynı tutumu ortaya koyduğunu vurgulayarak, “Gerek Parti Sözcümüz gerekse bakanlarımız gerekse Meclis Başkanımız Terörsüz Türkiye konusunda her zaman kararlılıkla aynı söylemleri ve aynı doğruları konuşmuştur. Bugün de yine aynı noktadayız, değişen hiçbir şeyimiz yoktur” diye konuştu. Şahin Usta, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Dileğimiz ve temennimiz, ülkemizin ve bölgemizin geleceği açısından önemli bir süreç olan Terörsüz Türkiye sürecinin hakkıyla tamamlanması, ülkemizin ve bölgemizin daha da güvenli daha da huzurlu bir ortam haline gelmesine vesile olmasıdır. Tarihin yanlış tarafında bulunmayı tercih edenlere saygı duyuyor ve onların yorumlarını kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.

Az önce şehit ve gazilerimizle ilgili birtakım düzenlemelere ihtiyaç olduğundan bahsedildi. Biz bu konuyla ilgili uzun süredir Milli Savunma Komisyonumuzun da başkanlığında kıymetli vekillerimizle çalışmalarımızı yapıyoruz ve tamamladık. Bugün itibarıyla da bu konuyla ilgili, şehit ve gazi haklarının yeniden düzenlenmesi ve haklarının iyileştirilmesiyle ilgili kanun teklifimizi de imzaya açmış bulunuyoruz. Dileğimiz ve temennimiz Meclisimizin bu konudaki sorumluluğunu da yerine getirerek yasalaşmasını sağlamak ve bekleyen şehit yakınlarımıza ve gazilerimize her türlü iyileştirmeyi en kısa sürede sunabilmeyi de arzu ediyoruz.”

Devamını Oku

Şırnak’ta otomobil devrildi: 4 ağır yaralı

Şırnak’ta otomobil devrildi: 4 ağır yaralı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde otomobilin şarampole devrilmesi sonucu 4 kişi ağır yaralandı.

Sürücüsünün kimliği henüz öğrenilemeyen 34 DFT 762 plakalı otomobil, Akdizgin köyü mevkisinde kontrolden çıkarak şarampole devrildi.

Kazada araçtaki 4 kişi ağır yaralandı.

İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından kentteki hastanelere kaldırılan yaralıların hayati tehlikesinin olduğu öğrenildi.

Devamını Oku