a

02 Ağustos 2026 Pazar

DİĞER YAZARLARIMIZ

Beyoğlu’nda pazarda ‘Ürünlere zarar verdin’ tartışması: Kadın başından yaralandı esnaf tutuklandı

Beyoğlu’nda pazarda ‘Ürünlere zarar verdin’ tartışması: Kadın başından yaralandı esnaf tutuklandı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğan Can CESUR / İSTANBUL – BEYOĞLU’nda semt pazarında meyve ve sebze seçme nedeniyle kadın müşteriyle pazar esnafı arasında tartışma çıktı. İddiaya göre pazar esnafı Selahattin Ş. (55), Nurcihan Y.’yi (50), “Bacım bunları satıyorum, bunlardan ekmek yiyoruz. Ürünlere zarar vermeyin” diyerek uyardı. Tartışmanın büyümesi üzerine annesine küfür edildiğini öne süren Selahattin Ş., elindeki cismi Nurcihan Y.’nin başına attı. Başından yaralanan ve kanlar içinde kalan Nurcihan Y. hastaneye kaldırılırken, gözaltına alınan Selahattin Ş. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Olay, 27 Temmuz Pazartesi günü saat 19.00 sıralarında Kulaksız Mahallesi’nde kurulan semt pazarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre pazarda alışveriş yapan Nurcihan Y. ile pazar esnafı Selahattin Ş. arasında meyve sebze seçme nedeniyle tartışma çıktı. İddiaya göre Nurcihan Y.’nin tezgahtaki ürünleri seçerken ürünlere zarar verdiğini düşünen Selahattin Ş., “Bacım bunları satıyorum, bunlardan ekmek yiyoruz. Ürünlere zarar vermeyin” diyerek uyarıda bulundu. Uyarının ardından taraflar arasında başlayan tartışma kısa sürede büyüdü.

PAZARCI KADINI BAŞINDAN YARALADI

İddiaya göre tartışma sırasında Nurcihan Y., Selahattin Ş.’ye hakaret ve küfür etti. Hayatını kaybeden annesine küfür edilmemesini isteyen Selahattin Ş., hakaretlerin devam ettiğini öne sürdü. Selahattin Ş.’nin bunun üzerine eline aldığı cismi Nurcihan Y.’nin başına fırlattığı iddia edildi. Başına isabet eden cisim nedeniyle yaralanan Nurcihan Y. için çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

PAZARCI TUTUKLANDI

Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılan kadının başında açılma olduğu, hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Polis ekipleri tarafından gözaltına alınan Selahattin Ş. hakkında ‘Kasten yaralama’ suçundan işlem başlatıldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Selahattin Ş., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Devamını Oku

YENİ Partili Gökçen, Hacettepe Üniversitesi öğrencisine cinsel saldırı davasını Bakan Gürlek’e sordu

YENİ Partili Gökçen, Hacettepe Üniversitesi öğrencisine cinsel saldırı davasını Bakan Gürlek’e sordu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

(TBMM) – YENİ Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.’nın Muğla’da düzenlenen üniversiteler arası bir etkinlikte cinsel saldırıya uğradığı iddiasına ilişkin yürütülen yargılama sürecini TBMM gündemine taşıdı. Gökçen, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e  “Delillerin değerlendirilmesi açısından; DNA’ya dair inceleme sonuçları beklenmeden, dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuki dayanağı nedir? Bu durum, adil yargılanma ilkesi açısından Bakanlığınızca uygun görülmekte midir” diye sordu.

YENİ Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.’nın Muğla’da düzenlenen üniversiteler arası bir etkinlikte cinsel saldırıya uğradığı iddiasıyla başlatılan yargı sürecine ilişkin Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu.

Gökçen, önergesinin gerekçesinde, “Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.’nin, Muğla’da düzenlenen üniversiteler arası bir etkinlikte cinsel saldırıya uğradığı iddiasıyla başlatılan yargı sürecinde, kamuoyuna yansıyan ciddi usul ve değerlendirme sorunları bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Önergede, “Söz konusu olayda şüpheli olarak yargılanan Yunus Emre Öztürk hakkında; mağdurun kısa süre içinde şikayetçi olması, Adli Tıp raporlarında cinsel saldırı bulgularının tespit edilmesi, tanık beyanları ve sanığın çelişkili ifadeleri gibi açık ve somut deliller olmasına rağmen, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yalnızca iki celse sonunda beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca DNA inceleme sonuçlarının beklenmeden hüküm kurulması da yargılamanın sağlıklı yürütülüp yürütülmediği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır” denildi.

Gökçen, istinaf sürecine ilişkin de “Yargılamanın istinaf sürecinde ise Denizli Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesinin de, dosyaya sonradan sunulan ve mağdur lehine önemli bilimsel tespitler içeren raporları gerekçeli biçimde değerlendirmeden kararı onadığı yönünde iddialar bulunmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Önergede, mağdurun korunmasına yönelik bildirim yükümlülüğüne de dikkat çekilerek, “Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda mağdurun korunması ve gerekli sosyal destek mekanizmalarının devreye alınabilmesi için ilgili kamu kurumlarına bildirim yapılması büyük önem taşımaktadır. Ancak söz konusu yargılama sürecinde, hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na gerekli bildirimin yapılmadığı ya da geç yapıldığı yönünde ciddi iddialar kamuoyuna yansımıştır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, mağdurun korunmasına yönelik mekanizmaların işletilmemesi anlamına gelebileceği gibi, ikincil mağduriyet riskini de artırmaktadır” ifadelerine yer verildi.

“DNA’YA DAİR İNCELEME SONUÇLARI BEKLENMEDEN HÜKÜM KURULMASININ HUKUKİ DAYANAĞI NEDİR?”

Gökçen, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e şu soruları yöneltti:

“Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.’nin şikayeti üzerine yürütülen yargılamada, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na herhangi bir bildirim yapılmış mıdır? Yapıldıysa hangi tarihte yapılmıştır?

Söz konusu dosyada yargılanan Yunus Emre Öztürk hakkında yürütülen yargılama sürecinde, dosyanın istinaf incelemesini gerçekleştiren Denizli Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili ceza dairesi tarafından ilgili Bakanlığa bildirimde bulunulmuş mudur? Eğer bildirim yapılmış ise, bu bildirimin olay tarihi ve yargılama süreci dikkate alındığında gecikmeli yapılmasının gerekçesi nedir? Bildirim yapılmamış ya da geç yapılmış ise, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen hakimler hakkında herhangi bir idari veya disiplin soruşturması başlatılmış mıdır? Bildirim yapılmaması ya da gecikmeli yapılması durumunda mağdurların sosyal destek hizmetlerine erişiminde ne tür aksaklıklar yaşandığına dair Bakanlığınız tarafından hazırlanmış bir rapor var mıdır?

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin yargılamalarda, mahkemelerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirim yükümlülüğüne ilişkin uygulama nasıl denetlenmektedir? Son beş yıl içinde benzer nitelikteki davalarda ilgili Bakanlığa bildirim yapılmadığı veya geç yapıldığı tespit edilen kaç dosya bulunmaktadır? Bu dosyalarla ilgili hangi işlemler yapılmıştır?

Mağdurların korunması ve destek mekanizmalarının etkin işletilmesi amacıyla, yargı makamları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye yönelik bir çalışma yürütülmekte midir?

Delillerin değerlendirilmesi açısından; DNA’ya dair inceleme sonuçları beklenmeden, dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuki dayanağı nedir? Bu durum, adil yargılanma ilkesi açısından Bakanlığınızca uygun görülmekte midir?

Adli Tıp raporları, tanık beyanları ve diğer deliller değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasına ilişkin herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır? Mağdurun korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması sürecinde mahkemeler ile kolluk ve sosyal hizmet birimleri arasında yaşanan koordinasyon eksikliklerine ilişkin Bakanlık kayıtlarına yansıyan somut veriler nelerdir? Bu kapsamda son yıllarda tespit edilen aksaklıklara ilişkin Bakanlığınızca yürütülen herhangi bir inceleme, raporlama veya idari düzenleme çalışması bulunmakta mıdır?”

Devamını Oku

FİNANS

<a href="/finans/">FİNANS</a>
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Erdal SAĞLAM

(ANKARA) – 3 yılı aşkın süredir uygulanan programa rağmen, enflasyondaki düşüş başarılı olamadı. Uzun süredir uygulanan yüksek faiz ve ekonomide başlayan daralma bankaların batık kredi sorununun görünür hale gelmesine neden oluyor.

Başta sanayici ve KOBİ’ler olmak üzere, özel sektörden gelen şikayetlerin artmasına rağmen, faizler bir türlü düşürülemedi. Bunun nedeni enflasyonla mücadelede yaşanan başarısızlık. İran savaşı ve neden olduğu enerji maliyetleri başarısızlıkta rol oynadı.

Ancak hem uygulanan politika yanlışlıkları hem de sürecin çok uzaması temel sorunu oluşturuyor. Bununla birlikte siyasette yaşanan sertleşme ve yargı kararlarının yönetime karşı güvensizliğin artmasına, bunun ekonomik sıkıntıların büyümesine neden olduğu da açık.

Gelinen noktada, artık ileriye dönük ekonominin düzeleceğine ilişkin güvenin de giderek kaybolduğunu görüyoruz. Siyasi iktidarın ekonomideki başarısızlığa çözüm bulmakta çaresiz olduğu izlenimi büyüyor. Bu de batık kredi sorununun önümüzdeki dönemde ağırlaşacağı yönündeki tedirginliği artırıyor.

Batık kredi sorununun görünür hale gelmeye başlamasının, bu arada TL’nin aşırı değerlenmesi nedeniyle, döviz baskısından çıkışın zorlaştığına ilişkin büyüyen algının artık yabancı banka raporlarına da yansımaya başladığını görüyoruz.

Commerzbank geçen hafta yayınladığı raporda, “Türk bankacılık sektörundeki karlılığın zayıflaması ve sermaye tamponlarının daralmasının TL üzerindeki riskleri tırmandırdığı” analizini yaptı. Raporda, sektördeki kırılganlıkları finansal istikrar ve kur görünümü açısından yakından izlemek gerektiğinin altı çizildi.

BÜYÜME DİKKAT ÇEKMEYE BAŞLADI

Özetle, sistemik risk haline gelebilecek bir tehlikenin ön işaretlerini almaya başladığımızı söyleyebiliriz. Bankaların karlılığı uzun süredir düşmeyen enflasyon, enflasyonun varlık değerlerine aşındırmaya devam etmesi ve artan batık krediler nedeniyle düşüyor. Bankalar, reel sektörden gelen tepkilere rağmen ihtiyatlı davrandılar ama bu bile zayıflamayı önlemeye yetmedi.

Bankalar uzun zamandır, kredilerin batık kategorisine alınmaması adına, kredilerin yeniden yapılandırmasına büyük önem verdiler.

24 Temmuz verilerine göre, tüketici kredilerindeki batık kredi oranı yüzde 5’in üzerine çıktı, yüzde 5,5 oldu. Bunun yanında, yaşanan sıkışıklıktan en çok zarar gören kesim olan KOBİ’lerin kredilerindeki batık oranı da yüzde 3,93 olarak belirlendi. Bu oranların önümüzdeki birkaç ay içerisinde daha da büyümesi bekleniyor.

Batık kredi sorununun giderek görünür hale gelmesi, yabancı bankaların Türk bankacılık sektöründeki zayıflamaya ilişkin daha fazla uyarı yapmalarına neden olacaktır. Raporların Ekim ayından itibaren, kısa sürede bir çözüm bulunmaması halinde, hem sayı olarak artması, hem eleştiri dozunun ağırlaşması beklenebilir.

Bu süre içerisinde son uyarılara rağmen, sıcak para girişinin devam edeceği anlaşılıyor. Çünkü yüksek faizin devam etmesi ve ekonomi yönetiminin kurlardaki baskılamayı sürdüreceği açık. Dolayısıyla karlı olduğu için kısa süreli sıcak para girişlerinin devam etmesi bekleniyor. Ancak tüm bu sorunların sistemik risk haline gelmeye başlaması halinde, sıcak para girişlerinin de artık azalacağı tahmin ediliyor. Ancak o noktaya henüz yakın gözükmüyoruz.

ENFLASYON HALA YÜKSEK

Tüm sorunların odağında, enflasyonun 3 yılı aşkın süredir program uygulanmasına rağmen düşürülememesi yatıyor. Gelen ilk veriler, Temmuz ayı enflasyonunun da yüzde 2 civarında açıklanacağını gösteriyor.

İstanbul Ticaret Odası’nca (İTO), cumartesi günü İstanbul Perakende fiyat artışları yüzde 2,06 olarak açıklandı. İTO’ya göre yıllık enflasyon hala yüzde 35’in üzerinde. TÜİK’in yarın açıklayacağı enflasyon rakamının yüzde 1,8-1,9 olması beklenirken, Temmuz sonu itibarıyla yıllık enflasyon rakamı da yüzde 32 veya bunun hemen altında bir rakam olarak açıklanacak.

İran’daki çatışmaların yeniden canlanması, ham petrol fiyatlarının hala 90 dolarlarda seyretmesi, Hürmüz geçişiyle ilgili çözüm bulunamaması, Ağustos ayına ilişkin beklentileri de kötüleştiriyor.

Merkez Bankası “Temmuz’da yaşanacak yüksek enflasyonun geçici olacağı” görüşünde ama akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışların Ağustos ayı rakamını olumsuz etkilemesi de kaçınılmaz görülüyor.

Özetle, enflasyonla mücadele başarılı olmadığı gibi, uzun süren mücadelenin yarattığı yan etkiler durumu daha da ağırlaştırmış görünüyor. Önümüzdeki dönem, batık kredi gibi, ekonomideki sıkıntıların büyümesi kaçınılmaz.

Devamını Oku

Tepki çeken seyyar satıcıdan geri adım! Özür videosu yayımladı

Tepki çeken seyyar satıcıdan geri adım! Özür videosu yayımladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adana’da bir müşteriye, “Bir tane alıp bir de ambalaj istiyorsun.” sözleriyle tepki göstermesi nedeniyle eleştirilen seyyar satıcı, yayımladığı videoyla kamuoyundan özür diledi. Satıcı, yaşanan olaydan dolayı üzgün olduğunu belirterek, “Ben böyle bir insan değilim.” ifadelerini kullandı.

TEPKİLERİN ARDINDAN KAMERA KARŞISINA GEÇTİ

Adana’da çocuğuyla alışveriş yapan bir kadına gösterdiği tavır nedeniyle sosyal medyada gündem olan seyyar satıcı, eleştirilerin ardından bir özür videosu yayımladı.

Videoda doğrudan kameraya konuşan satıcı, yaşanan olay nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

“HÂLÂ ÜZGÜNÜM”

Özür videosunda satıcı şu ifadeleri kullandı: “Bugünkü yapılan video çekiminde çocuk ve annenin şeyine hâlen üzgünüm, hâlen üzgünüm, hâlen üzgünüm.”

Ardından sözlerini, “Beni gerçekten üzdü, ben böyle bir insan değilim “ifadeleriyle sürdürdü.

OLAY TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Seyyar satıcı ile kadın müşteri arasında yaşanan tartışma cep telefonu kamerasına yansımıştı. Görüntülerde satıcının, tek ürün alan kadına, “Ben normalde 5 taneden az satmıyorum, bir tane alıp bir de ambalaj istiyorsun.” diyerek tepki gösterdiği görülmüş, çocuğun “Ben bir tane ile doymam ki.” sözleri de dikkat çekmişti.

Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından çok sayıda kullanıcı satıcının tavrına tepki göstermişti.

Devamını Oku

Aydın’daki orman yangını 4’üncü gününde

Aydın’daki orman yangını 4’üncü gününde
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AYDIN’ın Çine ilçesinde çıkan ve havadan ve karadan müdahale ile büyük ölçüde kontrol altına alınan yangını söndürme çalışmaları 4’üncü günde sürüyor. Günün ilk ışıklarıyla birlikte havadan da 2 helikopterle müdahaleye tekrar başlandı.

Çine’nin Kavşit Mahallesi’nde 30 Temmuz’da, saat 15.00 sıralarında orman yangını çıktı. Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı ekipler başta olmak üzere alevlere uçak ve helikopterlerle, çok sayıda iş makinesi, arazöz, su tankeri ve orman işçisiyle müdahale edildi. Bölgede AFAD ekipleri, UMKE, jandarma, polis, itfaiye, sağlık ekipleri, DSİ ekipleri ve STK’lar da görev aldı. Alevlerin ulaştığı Kavşit Mahallesi’ndeki bazı yayla evleri zarar görürken, söndürme çalışmalarına katılan 2 kişi dumandan etkilendi. Yangın nedeniyle Mutaflar Mahallesi’nin bir kısmı ve Dutluoluk Mahallesi tahliye edildi. Tahliye edilen hayvanlar da ilçenin hayvan pazarında güvenli alana alındı.

3 YERLEŞİM YERİ BOŞALTILDI

Ekipler ikinci günde 9 helikopter, 3 uçak ile havadan, 42 arazöz, 9 su tankeri, 4 dozer, 315 personel ile alevlere müdahale etti. Aydın Valisi Osman Varol’un önceki gün yaptığı açıklamaya göre; 3 yerleşim yeri boşaltıldı. Yaklaşık 550 kişi güvenli alanlara tahliye edildi. 32’si sivil, 9’u kamu görevlisi olmak üzere toplamda 41 kişi sağlık kuruluşlarına başvurdu, içlerinde 4 kişinin orta derece sağlık problemi olduğu açıklandı. Söndürme çalışmaları 4’üncü gün olan bugün de sürdü. Günün ilk ışıkları ile birlikte 2 helikopter söndürme çalışmalarına yeniden katıldı.

Devamını Oku