31 Temmuz 2026 Cuma
Samsun’un Canik ilçesinde bulunan Millet Bahçesi’ne gelen emekli polis memuru C.G., yanında bulunan tabancayla başına ateş etti.
Silah sesini duyan ve parkta piknik yapan vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı olarak ambulansla özel bir hastaneye kaldırılan 54 yaşındaki C.G., doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Polis ekipleri olay yerinde inceleme başlatırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.



Fas’tan yüzerek İspanya’nın Kuzey Afrika’daki şehri Ceuta’ya girmeye çalışan yüzlerce düzensiz göçmen bölgede büyük bir krize yol açtı. Güvenlik güçlerinin müdahalesine rağmen şehre ulaşan göçmenler ile yerel halk arasında sokaklarda arbedeler yaşandı.
Artan gerilim ve kapasitesi dolan barınma merkezleri nedeniyle zor durumda kalan İspanya hükümeti bölgeye asker sevk etme kararı aldı. Sınır hatlarında ve sahilde güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılırken, göçmenlerin geri gönderilmesi için de çalışmalar başlatıldı.
İspanya’nın resmi haber ajansı EFE’nin haberine göre düzensiz göçmenler, Ceuta kentine yakın, Fas’taki Castillejos kasabası kıyılarından hareket etti. Faslı ve Cezayirli oldukları belirtilen, yüzmeye çalışan 800’den fazla düzensiz göçmene Fas’a ve İspanya’ya ait devriye botlarıyla müdahalede bulunuldu.
İspanya’nın deniz güvenliği ve kurtarma servisi, denizden 300’den fazla kişiyi kurtardı, 2 kişinin cansız bedenine ulaştı. Ayrıca İspanyol Kızılhaçı işbirliğiyle 117 kişi sudan kurtarıldı.
İspanyol güvenlik güçleri, yaklaşık 200 kişiye devriye botlarıyla eşlik etti. Faslı yetkililer, İspanya kıyılarına ulaşamayan göçmenlere yardım için deniz birlikleri görevlendirdi. Öte yandan Associated Press’in (AP) haberinde, çoğu Faslı olduğu belirtilen binlerce düzensiz göçmenin, Fas ile Ceuta arasındaki 3 kilometrelik Tarajal sınırına akın ettiği bildirildi.
Ceuta özerk kenti Başkanı Juan Jesus Vivas, sınıra daha fazla polis ve askerin konuşlandırılması talebiyle merkezi hükümete, ulusal acil durum ilan etmesi çağrısında bulundu.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, olaya ilişkin hükümetin mevcut tüm kaynakları seferber ettiğini belirtti.
Sanchez, “İspanya hükümeti, Ceuta’daki duruma acil yanıt vermeye tamamen kararlıdır.” ifadesini kullanarak, Faslı ve uluslararası yetkililerle koordinasyon halinde çalıştıklarını ve “normal düzeni en kısa sürede yeniden sağlamak” için gerekli tedbirleri hazırladıklarını kaydetti.
Sanchez, Ceuta özerk kenti Başkanı Juan Jesus Vivas ile hükümetin attığı adımları görüştüğünü ifade etti.
İspanya devlet televizyonu TVE’nin haberine göre, hükümetten yapılan açıklamada, Ceuta’ya düzensiz göçmen geçişlerinin artması üzerine güvenliğin sağlanması amacıyla silahlı kuvvetlerin bölgeye konuşlandırılmasına karar verildiği bildirildi.
Açıklamada, sınır güvenliğinde görev yapan 60 kişilik sivil muhafıza ilave olarak 20 personelin bölgeye sevk edildiği, gelecek saatlerde de toplam 40 personelden oluşan iki müfrezenin daha konuşlandırılmasının planlandığı belirtildi.
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Schengen Bölgesi’nin İspanya’ya kapatılmasından yana olduğunu ifade etti.
“Düzensiz ve kontrolsüz göçün” ulusal güvenliğe bir tehlike oluşturduğunu aktaran Tajani, “Ceuta’dan gelen görüntüler, Madrid hükümetinin 500 binden fazla düzensiz göçmene, İspanyol ve dolayısıyla Avrupa vatandaşlığı verme kararının ne kadar büyük bir hata olduğunu ve insan kaçakçılığını teşvik ettiğini göstermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan düzenlemeyle, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Değişikliği Konferansı’na ilişkin uluslararası anlaşma onaylandı. Düzenleme, konferansın organizasyonu kapsamında Türkiye’nin üstleneceği yükümlülükleri, katılımcılara tanınacak ayrıcalık ve muafiyetleri ile organizasyonun çevre yönetimi ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun şekilde yürütülmesine ilişkin esasları içeriyor.
TBMM Genel Kurulu Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden öğrenim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesini de içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin maddeler üzerine oylamaların tamamlanmasının ardından teklifin tümünün oylanmasından önce COP31 ve ilgili BM İklim Toplantılarına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’ne geçildi.
SUNAT: COP31 TÜRKİYE’NİN İKLİM VİZYONUNA KATKI SAĞLAMALI
Kanun teklifi tümü üzerine söz alan İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat, Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da dünyanın en büyük iklim organizasyonlarından birine ev sahipliği yapacağını belirterek, İYİ Parti olarak bu organizasyona destek verdiklerini söyledi.
Kanun teklifi üzerine TBMM Genel Kurulu’nda söz alan Sunat, organizasyonun Türkiye açısından önemli bir diplomatik fırsat olduğunu ifade ederek, “Burada bir uyarımız olsun: NATO toplantısında Ankara’yı boşaltmıştınız, inşallah Antalya’yı da bu uzun sürede, 9 ila 20 Kasım arasında boşaltmaya kalkmayın, turizme de ket vurmayın diye uyarıyoruz sizleri” dedi.
Organizasyonun başarılı geçmesini temenni eden Sunat, şunları kaydetti:
“Bu organizasyonun kusursuz ve büyük bir başarıyla geçmesini canıgönülden diliyoruz. Bu nedenle, bugün burada sekreterya bütçesini veya teknik harcama kalemlerini değil, Türkiye’nin iklim vizyonunu konuşmak isterim. Zira cevabını bulmamız gereken asıl soru şu: Bu zirve bittiğinde Türkiye ne kazanacak? Daha güvenli şehirler mi, daha güçlü bir tarım politikası mı, daha dirençli bir ekonomi mi, sosyal açıdan çevre dostu bir kalkınma mı yoksa sadece birkaç hatıra fotoğrafı mı?”
Uluslararası zirvelerin yalnızca görünürlük sağlayan organizasyonlar olmaması gerektiğini vurgulayan Sunat, “Uluslararası zirveler ışıltılı birer vitrin olarak kalmamalı değerli milletvekilleri, iyi bir gelecek inşa etmeli. Bunun için dünya liderlerini Antalya’da ağırlamadan önce dönüp bu Meclisin kendi ev ödevlerini de yapıp yapmadığına bakmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
DİNÇER: TÜRKİYE, COP31’E BUGÜNKÜ HALİYLE NE YAZIK Kİ HAZIR DEĞİLDİR
CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nin hukuki, idari ve operasyonel altyapısını oluşturan kanun teklifinin teknik açıdan gerekli olduğunu ancak asıl tartışılması gereken konunun Türkiye’nin iklim politikaları olduğunu belirterek “Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek olan ve on binlerce delegeyi ağırlayacağımız COP31 iklim zirvesinin hukuki, idari ve operasyonel temelini oluşturacak metni görüşüyoruz. Bu anlaşmayla birlikte iki hafta sürecek COP31 iklim zirvesinin uluslararası standartlara uygun, güvenli, erişilebilir ve kesintisiz şekilde yürütülmesi sağlanacak. Bu çerçeveyi Genel Kuruldan geçirmek elbette ki teknik bir gerekliliktir ancak asıl mesele bu değildir” dedi.
Türkiye’nin iklim politikalarının sorgulanması gerektiğini belirten Dinçer, şöyle konuştu:
“Asıl mesele bu teklif onaylandıktan sonra Türkiye’nin çevre mücadelesinde dünya karşısında söyleyecek bir sözünün olup olmadığıdır. Dünya kasım ayında gözünü Antalya’ya çevirdiğinde karşısında sadece ihtişamlı bir sahne mi bulacak, yoksa iklim krizinden en ağır şekilde etkilenmesi beklenen bir ülkenin gerçek mücadele iradesini mi görecek? Ben kürsüden üzülerek ifade ediyorum, bugünkü haliyle Türkiye bu zirveye ne yazık ki hazır değildir.”
Dinçer, Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda iklim krizinin etkilerini giderek daha ağır yaşadığına dikkati çekerek kuraklık, orman yangınları, sel felaketleri ve sıcak hava dalgalarının arttığını, önümüzdeki yıllarda daha derin bir su krizinin yaşanabileceğini ifade etti.
İktidarın çevre politikalarını eleştiren Dinçer, “COP31’e ev sahipliği yapacağımız bu dönemde bile AKP iktidarının doğal alanlarımızı madene, inşaata, enerji yatırımlarına fütursuzca açtığına tanıklık etmekteyiz” dedi.
Daha önce kabul edilen İklim Kanunu’nu da eleştiren Dinçer, “Bu kanunda ne kömürden çıkış vardı ne de adil geçiş düzenlemesi. İçeriği emisyon ticareti ve karbon piyasası mekanizmalarıyla sınırlı kaldığı için İklim Kanunu değil, bir karbon düzenleme kanunu olarak hatırlanmaktadır. İklim krizinden en ağır etkilenecek düşük gelirli yurttaşlarımız için tek bir koruma mekanizması bile bu kanunda öngörülmemiştir” ifadelerini kullandı.
GÖKALP: İKLİM KRİZİ AYNI ZAMANDA BİR ADALET KRİZİDİR
DEM Parti Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, insanlık bugün bir iklim kriziyle birlikte aynı zamanda bir adalet kriziyle karşı karşıya olduğunu söyleyerek “Çünkü iklim krizinin etkileri herkesi aynı biçimde vurmuyor. Kuraklıkla toprağını kaybeden çiftçi, sellerde yaşam alanlarını yitiren yoksullar, zorunlu göçe sürüklenen halklar, suya erişemeyen çocuklar, bakım yükü katlanan kadınlar ve ekolojik yıkım nedeniyle köyünü, bağını, bahçesini yitiren halklar bu krizin en ağır bedelini ödüyor” dedi.
İklim krizine en fazla neden olanların bu kesimler olmadığını ifade eden Gökalp, şunları söyledi:
“Dünyanın en büyük karbon salınımını gerçekleştiren şirketler, fosil yakıt tekelleri, savaş ekonomisini büyüten devletler ve sınırsız büyümeyi kutsayan kapitalist üretim modeli bugün doğayı, suyu, havayı ve yaşamı geri dönülmez biçimde tahrip etmektedir. Kapitalist modernitenin 21’inci yüzyıla bıraktığı en büyük yıkım, doğa ile toplum arasındaki kadim dengeyi bozması, en büyük adaletsizliği ise bu yıkımın bedelini asıl müsebbiplerine değil yoksul halklara ödetmesidir.”
Gökalp, iklim krizinin yalnızca karbon emisyonlarının azaltılmasıyla çözülemeyeceğini savunarak, “Bu nedenle iklim meselesi yalnızca karbon emisyonlarının azaltılması meselesi değildir. Bu mesele demokrasi meselesidir, sınıfsal adalet meselesidir, halkların kendi yaşam alanlarını savunma meselesidir; aynı zamanda siyasal, toplumsal ve ahlaki bir adalet krizidir” ifadelerini kullandı.
Teklifin tümü üzerine sözlerin tamamlanmasının ardından COP31 ve ilgili BM İklim Toplantılarına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’nin açık oylanarak kabul edildi ve kanunlaştı.
Böylece kanun ile COP31 İklim Değişikliği Konferansı’nın 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenmesi, konferans öncesinde gerçekleştirilecek hazırlık toplantıları için gerekli mekan, tesis, ekipman, altyapı ve hizmetlerin Türkiye tarafından BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası’na ücretsiz olarak sağlanması, konferansa katılacak taraf ve gözlemci devlet temsilcileri, Birleşmiş Milletler ve ihtisas kuruluşları yetkilileri ile diğer katılımcılara gerekli ayrıcalık ve muafiyetlerin tanınması, bu kapsamda vize ve ülkeye giriş işlemlerinin kolaylaştırılması ile konferansın çevre yönetimi standartları ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun şekilde gerçekleştirilmesine ilişkin Anlaşma’nın onaylanmasının uygun bulunması amaçlanıyor.
TBMM Başkanvekili Adan, Genel Kurul’da COP31 ve ilgili BM İklim Toplantılarına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edilmesinin ardından üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden öğrenim hakkı tanıyan “öğrenci affı” düzenlemesini de içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümünün oylanmasına geçti.
(İSTANBUL) – Başakşehir, UEFA Konferans Ligi 2. eleme turu rövanşında Finlandiya temsilcisi Inter Turku’ya deplasmanda 2-0 yenilerek Avrupa kupalarına veda etti.
Turku kentindeki Veritas Stadı’nda oynanan karşılaşmada ev sahibi ekibin gollerini 18. dakikada Tuominen ve 47. dakikada Jephta attı.
Inter Turku’da J. Laine, 88. dakikada kırmızı kart gördü.
İstanbul’da oynanan ilk karşılaşma 1-1 sona ermişti.
(İSTANBUL) – Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi 2. eleme turu rövanşında Danimarka temsilcisi Midtjylland’ı deplasmanda 2-0 mağlup ederek bir üst tura yükseldi.
İstanbul’daki ilk maçı 1-0 kazanan siyah-beyazlılar, rövanşı da 2-0 kazanarak toplamda 3-0’lık skorla 3. eleme turuna çıktı.
Beşiktaş’ın gollerini Milot Rashica ve Orkun Kökçü kaydetti.