28 Temmuz 2026 Salı
GÜMÜŞHANE’de tamir etmeye çalıştığı traktörün hareket etmesi sonucu altında kalan Mustafa Savaş (40), hayatını kaybetti.
Olay, öğleden sonra merkeze bağlı Sungurbeyli köyünde meydana geldi. Bir yüklenici firmada orman işçisi olarak çalışan Mustafa Savaş, izinli ağaç kesimi yapılan alanda arızalanan traktörünü tamir etmek isterken, aracın hareket etmesi sonucu altında kaldı. İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde, traktörün altında kalan Savaş’ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Olay yerindeki incelemenin ardından Savaş’ın cenazesi, otopsi yapılmak üzere Gümüşhane Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Jandarma, kazayla ilgili soruşturma başlattı.
CHP İstanbul’da, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa dönmesiyle il başkanlığı görevinden ayrılan Özgür Çelik, 39 il yöneticisi ile birlikte İstanbul’daki 36 ilçe başkanı istifa etti.
Özgür Özel’in 90 milletvekili ile birlikte CHP’den istifa edip Yeni Parti’yi kurmasının yankıları sürerken, CHP’den kopuşlar da devam ediyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkemenin mutlak butlan kararıyla genel başkanlığa dönmesinin ardından İstanbul İl Başkanlığı görevinden alıp ihraç istemiyle disipline sevk ettiği isimlerden Özgür Çelik beklenen hamleyi yaptı.
Özgür Çelik CHP’den istifa etti. Çelik ile birlikte 39 il yöneticisi ile 36 ilçe başkanı da CHP ile yollarını ayırdı. İstifa eden isimlerin topluca Yeni Parti’ye geçmesi bekleniyor.
Öte yandan önceki gün, parti rozetini takacak yerel yöneticilerle ilgili ilk kez net rakam açıklayan Özel, Türkiye genelinden dev bir katılım dalgasının başlayacağını duyurmuştu.
Yarından itibaren büyük bir katılım sürecinin başlayacağını ilan eden Özgür Özel, Türkiye genelindeki belediye başkanlarının partiye geçiş iradesini şu sözlerle açıklamıştı: “Yarından itibaren 200’ün üzerinde belediye YeniParti’ye katılmak için ortaya irade koyacak.”
Turan Yiğittekin Haberler.com
Haber: Erva GÜN
(TBMM) – CHP’nin, er statüsünde görev yaparken şehit olan askerlerin aileleri ile erbaş ve er statüsündeki gazilerin yaşadığı sorunların araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesi TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. CHP’nin önergesi, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul gündemine geçilmeden önce, CHP’nin er statüsünde görev yaparken şehit olan askerler aileleri ile erbaş ve er statüsündeki gazilerin yaşadıkları ekonomik, sosyal, hukuki ve sağlık sorunlarının bütün yönleriyle araştırılması, mevcut eşitsizliklerin ortadan kaldırılması ve alınması gereken yasal ve idari önlemlerin tespiti amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesi görüşüldü.
Önerge üzerine grubu adına söz alan CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, iktidarın kanun çalışmalarında çoğunluğuna dayanarak hareket ettiğini öne sürerek, “Biz alıştık. AKP’nin çıkardığı kanun çalışmalarında ‘Yaptım oldu, işinize gelirse çoğunluğumuz var, biz ne istersek o olur’ anlayışıyla yürüttüğünüz çalışmalara da alışkınız” ifadelerini kullandı. Sarı, şehit ve gazi yakınlarının taleplerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Bugün sizlerden beklenenleri dikkate almazsanız ne yazık ki 10 bine yakın ailenin umudunu yine yok sayacaksınız” dedi.
“ŞEHİT VE GAZİLER ARASINDA BU AYRIMI HANGİ ÜLKE YAPIYOR?”
Şehit ve gaziler arasında hak farklılıkları bulunduğunu aktaran Sarı, iki üniversite mezunu kardeşten birinin kısa dönem er, diğerinin astsubay olarak görev yapması ve şehit olmaları durumunda farklı haklara sahip olmalarının adil olmadığını söyledi.
Sarı, “Bunlar Allah göstermesin, Allah muhafaza, şehit olduklarında er olarak görev yapanla bugün asteğmen olarak görev yapan arasında ciddi hak mahrumiyetleri var. Bu vicdani değil, bu adil değil. Allah aşkına, şehit ve gaziler arasında bu ayrımı hangi ülke yapıyor, dünyanın neresinde var?” diye konuştu.
“AYNI ÜNİFORMAYI GİYENLER AYNI HİZMETTEN MAHRUM BIRAKILIYOR”
Şehit ve gazilerin haklarının iyileştirilmesi gerektiğini kaydeden Sarı, aynı bayrak altında mücadele eden, aynı acıyı yaşayan ve aynı üniformayı giyen kişilerin bazı haklardan farklı şekilde yararlandığını söyledi. Sarı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ağzınıza şehit ve gaziyi aldınız mı anlata anlata bitiremiyorsunuz ama onların hakkını vermeye geldiğinde ne yazık ki o haksızlığın, hukuksuzluğun mimarısınız. Aynı bayrak altında mücadele eden, aynı acıyı yaşayan, aynı üniformayı giyen ama tazminat hakkında, sağlık hizmetlerinde, ortezde, protezde aynı hizmetten mahrum bırakılan bir kadronun, bir mağdurun, bir ailelerin, bir mağdur gazilerin sesi için buradayım zaten, bu kürsüye geldim. Sizlerden ricam, bu ayrışmayı ortadan kaldırmamız lazım.
Gazi ve şehitlerimiz arasında yürütülen bu ayrışma ne yazık ki kırgınlıklara vesile oluyor. Terör mücadelesinde olanlar ayrı, Kıbrıs’ta şehit olanlar, gazilerimiz ayrı, bugün 15 Temmuzda şehit olanlarımız ayrı ama siz, size yakın hissettikleriniz için yine ayrı bir ayrıcalıklı tavır sergiliyorsunuz. Ayak protezinin arızalandığını, silikonlarının parçalandığını ama ne yazık ki ona tanınan haklardan dolayı onu yenileyemediği için hüznünü paylaşan gaziyle oturdum, konuştum. ‘Benim çocuğumu, evladımı diğerlerinden ayırıyor’ diyen şehit yakınıyla konuştum. Niye bu ayrımı yaptığınızı merak ediyorum, soruyorum. Çözmek için fırsatımız var, bugün Komisyona gelen bir teklif var, bu teklifi hep birlikte mevzuatını düzenleyerek aşabilir ve çözebiliriz.
“HAKLARINI TALEP ETMEK İÇİN GÜVENPARK’TA DİRENİYORLAR”
Bugün protezleri için hastaneye giden ‘Protez hakkı dolmadı’ diye reddedilen, bugün gitmek istediği hastaneye ‘Senin statün yeterli değil’ diye kabul edilmeyen gazilerimiz var. Konunun muhatapları da arkamızda, bizleri dinlemekte, meydanda on beş günden beri çoluklarını, çocuklarını bırakmışlar, soğuk, sıcak, yağmur demeksizin bu haklarını talep etmek için Güvenpark’ta direniyorlar. Buyurun, hep beraber gidelim, gitmeye tenezzül etmiyorsanız, buyurun, onları davet edelim Meclis çatısı altında onları dinleyelim ama bu vicdansızlığa bir son verelim.
Bugün geldiğimiz noktada erbaş olarak bu görevi yapan askerlerimizin yaşamış olduğu haksızlığın çözülmesini bu Meclisimizden ve AKP Grubundan talep ediyorum, bu önergenin kabul edilmesini bütün siyasi parti temsilcilerinden talep ediyorum. Hep birlikte buraya ‘Evet’ oyunu vereceğinize inancımla yaşanılan sorunları hep birlikte aşabiliriz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse o milletin talebini de burada çözebiliriz.”
Milletvekillerinin önerge üzerine konuşmaların ardından yapılan oylamada önerge, AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.
(ANKARA) – Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav, Türk Musevileri Hahambaşı David Sevi’ye nezaket ziyaretinde bulundu
Avrupa Birliği Delegasyonu’nun Resmi twitter hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav, bugün Türk Musevileri Hahambaşı David Sevi’ye nezaket ziyaretinde bulundu. Görüşmede dinler arası diyaloğun, karşılıklı anlayışın ve din veya inanç özgürlüğünün önemi üzerinde duruldu.”
Haber: Beril KALELİ/Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) Cansız bedeni 2024 yılında bir halıya sarılı halde Büyükçekmece gölünde Sedef Güler’in annesi Gülizar Sezer, kızının sarılı olduğu halının delil olarak korunmak yerine kendisine teslim edilmesine, cinayete ilişkin davanın görüldüğü Bakırköy Adliyesi önünden isyan etti. Sezer “Benim çocuğumu elimden alıp da bu halıyı bana gönderip de burada beni ‘adalet’ diye yalvartıyorsunuz” dedi, “Çocuğum ağız burun kapama ve boğaza bası yoluyla katledildi. Sağken rehin alındı. Elleri sımsıkı bağlıydı. 17 metre zincire sarılıp ayağına ağırlık bağlandı. Bu gördüğünüz halıyla bana teslim edildi. Benim çocuğumun adaleti nerede?… Kimi koruyorlar? Kim var bu olayın arkasında?” sorularını yöneltti.
2024 yılında, 24 yaşındayken cansız bedeni zincire ağırlık bağlanarak bir halıya sarılı halde Büyükçekmece gölünde bulunan Sedef Güler’in annesi Gülizar Sezer, kızının sarılı olduğu halının delil olarak korunmak yerine kendisine teslim edilmesine ilişkin, cinayete davasının görüldüğü Bakırköy Adliyesi önünde açıklama yaptı. Sezer’e Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu üyesi kadınlar eşlik etti.
SEZER: BU HALIYI İKİ YILDIR KİMSEYE TESLİM EDEMİYORUM
Sezer, “2 yıl önce benim çocuğum iş görüşmesine gittiği yerde bu halıya sarılarak denize atıldı. ve halı bana kişisel eşya olarak gönderildi, diğer kızımla gönderildi ve ben 2 yıldır bu halıyı hiç kimseye teslim edemiyorum… Her seferinde ben o zulümle 10 dakika, 15 dakika, 20 dakika mahkeme görerek, hakaretler işiterek buradan çıktım, yargılanan ben oldum. Bu halı hep benim elimde oldu ve buranın başsavcısına ben bu halıyı söyledim. Bana söylediği cümle şu oldu, ‘Ya nasıl mümkün olur, bu halıyı size nasıl teslim ederler?’. E mümkün, ettiler. E ne olacak?; ‘Bir süre sizde kalacak. Dava bitene kadar’ (dedi).
“ÇOCUĞUMU ELİMDEN ALIP HALIYI BANA GÖNDERİP BENİ BURADA ‘ADALET’ DİYE YALVARTIYORSUNUZ”
Sezer, Güler’in ölümüne ilişkin davada mahkeme başkanının katil zanlısı Yavuz Güngör için “kadına karşı kasten öldürme” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kararına muhalefet şerhi koymasına da tepki gösterdi.
Sezer, “Yavuz Güngör ağırlaştırılmış müebbet aldı. Fakat hakim inisiyatif kullanarak şerh koydu. Sevgilisi olduğu kanaatine varmış. Nereden vardın? O delili, o kanaati bana bir gösterin. Benim çocuğumun, o adamın sevgilisi olduğunu bana bir gösterin, tamam diyeyim. Bana bunların açıklamasını yapın. Ama hiçbir açıklama yapmadan bana zulmedip de benim çocuğumu elimden alıp da bu halıyı bana gönderip de burada beni ‘adalet’ diye yalvartıyorsunuz. Ben susmayacağım, bunun hesabını sormaya devam edeceğim” şeklinde konuştu. Sezer şu ifadeleri kullandı:
“BENİM ÇOCUĞUM KENDİNİ KORURKEN KIRILAN TIRNAKLARININ ARASINDAN ÇIKAN DNA’LAR KİME AİTTİ?”
“Benim çocuğum orada rehin alındı. Elleri sımsıkı bağlıydı. ‘Uyuşturucudan öldü’ denildi. Benim çocuğumun uyuşturucudan ölmediği ispatlandı. Bugün katillerinin yarısı dışarıda. ve bir tanesi, Fırat Baykara gerile gerile haber gönderiyormuş cezaevinden. Ben de buradan gönderiyorum, bak halıyı elimde götürüyorum. Siz sardınız benim çocuğumu bu halıya. Siz katlettiniz benim çocuğumu. Sadece delil yok etmekten ceza aldı. Ben o cezayı kabul etmiyorum. Benim çocuğumun her yerinde Yavuz’un, Fırat’ın ve kimliği tespit edilemeyen bir tane erkeğin ve bir tane kadının DNA’sı vardı. Bu DNA’lar tespit edilmedi. Israr ile soruyorum; benim çocuğum kendini korurken kırılan tırnakların arasından çıkan DNA’lar kime aitti? Bunu bana neden açıklamıyor kimse?”
“BU YATAĞIN ORTASINI NEDEN KESTİNİZ?”
Güler’in öldürüldüğü evde bulunan yatağın ortasındaki bir parçanın kesilmiş olduğuna dikkat çeken Sezer, “Bu yatağın ortası neden kesildi. Burada kimin kanı vardı? Bu kan neden tespit edilmedi? Bunların hepsini sordum. Bu yatağın ortasını siz neden kestiniz. Neden Adli Tıp raporunda bunlar yok. Neden ben Adli Tıp raporunda hiçbir şeye erişim sağlayamıyorum?” sorularını yöneltti. Kızının cinayetine ilişkin pek çok delilin göz ardı edildiğini ifade eden Sezer şöyle devam etti:
“CESET YOK ETMEK NE ZAMANDIR İYİLİK SAYILIYOR?”
“Fırat Baykara her seferinde ajitasyon yaparak, ‘Benim hayatım mahvoldu; ben sadece bir iyilik yaptım’ (diyor). Ceset yok etmek ne zamandır iyilik sayılıyor. Her seferinde yalan yanlış ifadeler verdi.
“ORTADA BİR CİNAYET DAHA VAR AMA BUNU KİMSE SORMADI”
Yiğit Hüseyin Ayvalık yargılanıyor denildi. Hayır Yiğit Hüseyin Ayvalık yargılanmadı. Sadece kolluk kuvvetlerinde ifadesi alındı ve hiçbir şey yokmuş gibi salındı. ve ‘sana cinayetten bahsetti mi’ diye soru yönelttiklerinde kolluk kuvvetlerinde, ‘evet bir cinayet işlemişler ve sonrasında da bir kız uyuşturucu içmiş, ölmüş’… Ortada bir cinayet daha var. Ama bunu kimse sormadı.
Ve kızlar… Ben daha kolluk kuvvetlerinden çocuğumun katledildiğini öğrenmemişim. Kolluk kuvvetleri onların ifadesini alıyor; gülerek benim önümden eli sargılı bir şekilde geçiyor. O elde ne vardı? Benim çocuğumun tırnak izleri vardı di mi? Ama tanık olarak dosyaya eklendi. Kolluk kuvvetlerinden ifadesi alındı; çıktı gitti. Neden bunlar yargılanmıyor? Benim çocuğumun katledilmesine sebep olan bu kızlardır.
Güvenlik görevlileri. Bir kişi katlediliyor ve son konuştuğu kişi güvenlik görevlisi. O güvenlik görevlisinden benim çocuğum yardım mı istedi? Niye kimse sormadı? Neden benim çocuğumun dosyasındaki bütün dijital materyaller yok edildi.
“KİMİ KORUYORLAR”
Benim çocuğum uyuşturucu içip ölmedi. Ağız burun kapama ve boğaza bası yoluyla katledildi. Sağken rehin alındı. Elleri sımsıkı bağlıydı. 17 metre zincire sarılıp ayağına ağırlık bağlandı. Bu gördüğünüz halıyla bana teslim edildi. Benim çocuğumun adaleti nerede?… Kimi koruyorlar? Kim var bu olayın arkasında?”
KAV: BU HALI İNANAMAYACAĞIMIZ BOYUTTA BİR SKANDALIN SEMBOLÜ
Eylemde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav da bir konuşma yaptı. Kav şöyle konuştu:
“Bu halı, yani bizim delil diye nitelediğimiz ama artık delil olma vasfını maalesef ki incelenmediği için yitirmiş olan bu halı adaletin sembolü olabilirdi. Eğer Sedef’in cansız bedeni buna sarılı olarak bulunduğunda, o bedene neler yapıldığını açıklayacak bütün ipuçlarını taşıyan bu halı düzgün incelenseydi, soruşturma etkin yürütülseydi ve sorumluların sadece bir kısmı değil tüm hepsi gerekli cezayı almış olsaydı bu halı adaletin sembolü olabilirdi ama şu anda tam bir adaletsizliğin ve inanamayacağımız boyutta bir skandalın sembolü.
Suçluların yarısı dışarıda elini kolunu sallayarak dolaşıyor ve bu halı Sedef’in kız kardeşine gönderilebiliyor. Nasıl olabilir diyorsunuz değil mi? Nasıl olabilir diye biz de epey bir zamandır soruyoruz. Anne soruyor, cevap alınamıyor. Bütün bu süreçte halıyı gönderen, halının göndermesine göz yumanlar, göndermekte bir amaç varsa bu amacı güden o sorumlular zincirinin kim olduğunun ortaya çıkarılması gerekiyor artık.
Maalesef Gülistan’da gördüğünüz gibi inanamayacağımız düzeyde kamu görevlilerin suçları var adli tabibinden emniyet kolluk kuvvetlerine, valisine kadar, o yüzden de bu konuda aynen o özel bürolardaki Gülistan doku soruşturmasında olduğu gibi araştırılmak zorunda olan bir dosyadır.”