a

ASBÜ Rektörü Şam’daki toplantıda ortak hafıza için dört öneri sundu

Şam'da düzenlenen Türkiye-Suriye ilişkileri temalı uluslararası toplantıda ASBÜ Rektörü Arıcan dört çözüm önerisi paylaştı. Öneriler arasında araştırmacı ve gençlere yönelik ortak hafıza platformu, yaz okulları, dijital arşiv ve değişim programları yer alıyor.

ad826x90
ad826x90

Suriye’nin başkenti Şam’da, “Geçmişten Günümüze Türkiye- Suriye İlişkileri: Şam’dan Ankara’ya Dil, Edebiyat, Tarih, Bilim ve Felsefe” temalı uluslararası toplantı düzenlendi.

ad826x90

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi himayesinde Şam Üniversitesi Edebiyat Fakültesindeki etkinliğin açılışına Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği Müsteşarı Sarp Erzi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Şam İletişim Müşaviri Mehmet İhsan Özdemir ve TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala’nın yanı sıra çok sayıda akademisyen katıldı.

ASBÜ Rektörü Arıcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yüzyıldır uygulanan “emperyal politikaların” Türkiye ve Müslüman coğrafyalar arasında neden olduğu sıkıntılara değindi.

Dil, kültür, medeniyet ve hafıza müşterekliğinin korunması ve akademik işbirlikleriyle yeniden güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Arıcan, Müslüman coğrafyadaki tarihi bağlara, ortak miras unsurlarına ve geleceğe yönelik somut işbirliği adımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ad826x90

Yüzyıllık emperyal yapıların ve suni sınırların ayrıştırıcı etkisine rağmen ortak medeniyet bağlarının unutulmadığını dile getiren Arıcan, ilişkilerin yalnızca diplomatik ve siyasi temaslarla sınırlı kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Rektör Arıcan, bu bağların akademik, ilmi ve kültürel alanlarda derinleştirilerek sürdürülebilir kılınmasının önemine dikkati çekti.

ad826x90

Anadolu ile Bilad-ı Şam ( Suriye ) arasında Selahaddin Eyyubi, Sultan Baybars, Nureddin Zengi, Sultan Alparslan, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi tarihi şahsiyetler üzerinden kurulan kadim ilişki ağını hatırlatan Arıcan, şöyle devam etti:

“Farabi, Osmanlı’nın siyaset felsefesi, medreseleri ve hukuk sisteminin inşasında kritik bir rol oynamıştır. İbn Arabi ise Anadolu’yu dolaşarak Sadreddin Konevi ve Davut El-Kayseri gibi isimler aracılığıyla bölgede muazzam bir irfan geleneği oluşturmuştur. Bugün bölgedeki acılı dönemlerin sona ermesiyle birlikte Anadolu’nun ‘ensar’ anlayışıyla kardeşlerine kucak açması, ticari ve kültürel hayata katkı sağlayarak yeni bir mayalanma zemini oluşturma potansiyeli taşımaktadır.”

“Ortak mirası ihya için çözüm önerileri”

Ortak mirası ihya etmek ve ilişkileri kurumsal düzeye taşımak amacıyla dört ana başlıktan oluşan somut çözüm önerilerini paylaşan Arıcan, Şam Üniversitesi, Suriye Yazarlar Birliği, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi ve Türkiye Yazarlar Birliği işbirliğiyle ortak hafızadaki kilit isimlerin belirleneceği bir platformun kurulması ve bu içeriklerin dijital mecralara aktarılması için ortak hafıza platformu üzerinde çalışmaya başlanacağını söyledi.

ad826x90

Türkiye ve bölge ülkeleri arasında gençlerin katılımıyla kısa vadeli yaz okulları ve buluşmalar düzenlenmesinin planlandığını aktaran Arıcan, ortak miras üzerine okumalar yapılacağını ve ortak akıl geliştirileceğini belirtti.

Arıcan, bölge ve Anadolu kütüphanelerinde bulunan müşterek hafızaya dair külliyatın tek bir dijital arşiv çatısı altında toplanacağını ifade ederek, araştırmacıların ve gelecek nesillerin kullanımına sunulacağını aktardı.

Adalet, merhamet ve vicdan eksenli yeni bir insanlık ve bilim tasavvurunun inşası için lisansüstü düzeyde akademik işbirliklerinin artırılacağını söyleyen Arıcan, bu kapsamda akademik hareketlilik için “Farabi Değişim Programı”, irfan hareketliliğini teşvik etmek amacıyla da “İbn Arabi Değişim Programı” gibi mekanizmaların hayata geçirileceğini kaydetti.

-“Türk ve Suriye halkları arasındaki ortak kaderi somut projelere dönüştürmeliyiz”

Kolokyumun genel koordinatörü Prof. Dr. Ammar en-Nahar da Suriye ve Türk halkları arasındaki dil, tarih ve kültür ortaklıklarının soyut birer söylem olmaktan çıkarılarak iki ülkenin geleceğine hizmet eden somut projelere dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

ad826x90

Yapay sınırların ve engellerin aşılması için pratik işbirliği adımlarının hayata geçirilmesinin elzem olduğuna dikkati çeken Nahar, yüzyıllara dayanan ortak tarihin, ortak alimler, gelenek ve görenekler, şehir bağları ve paylaşılan vizyonlar üzerinden yeniden güçlü şekilde gündeme taşınması gerektiğini ifade etti.

Mevcut tarihi ve kültürel bağların yeni nesillere sarsılmaz bir “ortak kader” bilinci kazandırdığını belirten Nahar, “Tüm bu teorik birikimin ve kanıtların sahada karşılığı olan pratik uygulamalara dönüştürülmesi önemlidir. Türk ve Suriye halkları arasındaki ortak kaderi somut projelere dönüştürmeliyiz.” diye konuştu.

Geleceğe yönelik atılması gereken somut adımları sıralayan Nahar, Ankara’da bu etkinliğin devamı niteliğinde yeni bir konferansın düzenlenmesi, ortak araştırma merkezleri ve düşünce kuruluşlarının kurulması, karşılıklı burs programlarının hayata geçirilmesi ve bilgi-tecrübe paylaşımının kurumsallaştırılması gerektiğini kaydetti.

Türkiye’nin şehircilik ve teknik alanlardaki tecrübesine dikkati çeken Nahar, özellikle yeni vizyonlara ihtiyaç duyan Şam’ın şehir planlaması, altyapısının geliştirilmesi ve deprem gibi afet yönetimi konularında Türk uzmanlığı ile Suriye deneyiminin birleştirilmesi gerektiğini belirtti.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zeybekci: Bu fon meselesi maalesef yaklaşık olarak 6 kamu kurumunun ihmaliyle ilgili

HIZLI YORUM YAP