Emekli maaşlarına düzenleme hazırlığı…Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz: “Mevcut koşullarda bu artışlar şüphesiz ki yeterli olmayacaktır”

Önümüzdeki yıl emeklilerin durumunun iyileştirilmesine yönelik düzenleme yapılacağı açıklamaları değerlendiren Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, enflasyon beklentilerine bağlı olarak emeklilerin alacağı artışın yüzde 10-11 arasında kalabileceğini belirterek "Mevcut koşullarda bu artışlar şüphesiz ki yeterli olmayacaktır. Böyle bir dönemde bu artışlarla insanların hanelerini geçindirmeleri mümkün değil" dedi.

(ANKARA) - Önümüzdeki yıl emeklilerin durumunun iyileştirilmesine yönelik düzenleme yapılacağı açıklamaları değerlendiren Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, enflasyon beklentilerine bağlı olarak emeklilerin alacağı artışın yüzde 10-11 arasında kalabileceğini belirterek, "Mevcut koşullarda bu artışlar şüphesiz ki yeterli olmayacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2027 bütçesinde emeklilerin durumunun iyileştirilmesine yönelik düzenleme yapılacağı açıklamasının ardından, AK Parti Grubu'ndan emekli maaşlarına normal yıllık zammın yanı sıra "refah payı" veya "seyyanen zam" seçeneklerinin değerlendirildiği belirtildi.

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, söz konusu hazırlıklara ilişkin ilişkin ANKA Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede, emeklilere yönelik tamamlayıcı gelir modelinin uzun süredir üzerinde çalışılan bir konu olduğunu belirtti.

"EMEKLİ AYLIKLARININ GELDİĞİ NOKTADA BİR TIKANMA VAR"

Yılmaz, düzenlemeye ilişkin çalışmaları yaklaşık yedi-sekiz gün önce gündeme taşıdığını belirterek, "Aslında bu çalışmaların bu yılın başından beri yürütüldüğünü biliyorum. Yürütmede emekli aylıklarının geldiği bu tıkanma noktasında burada bir açılım geliştirme, özellikle tamamlayıcı gelir açısından bir açılım geliştirilmesi üzerinde çalışılıyor ve bu planlanmıştır. Uzmanlar çeşitli raporları hazırlayıp veriyorlar. Bu, yürütme içerisinde olan bir şeydi" dedi.

Emekli aylıklarının mevcut durumuna ilişkin değerlendirmede bulunan Yılmaz, "Emekli aylıklarının yüzde 60'ı asgari ücretin altında yığılmış durumda. En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira civarında. Bu da günün koşullarında çok yetersiz" diye konuştu.

Yılmaz, asıl yapısal sorunun ise en düşük emekli aylığının sosyal destek niteliğinde verilmesiyle ortaya çıktığını belirterek, emeklilerin yaşam koşullarının birbirinden farklı olduğuna dikkati çekti. Yılmaz, şöyle konuştu:

"HANENİN YOKSULLUK YA DA İHTİYAÇ SEVİYESİNE BAKMAK GEREKİYOR"

"Şimdi biz en düşük emekli aylığını verirken bir sosyal destek olarak veriyoruz değil mi? Yani 16-17 bin liradan 23 bin liraya çıkartıyoruz ve bunun maliyetini de bütçeden ödüyoruz, vergi mükellefi ödüyor. Fakat biz bunu yaparken buna konu olan emeklilerin gelirleri, geçimlik maliyetleri aynı değil. Dolayısıyla evi olan var, evi kirada olan var, ilave gelirleri olanlar var, bakmakla yükümlü oldukları olan var. Birçok faktör var. Bu bir aylık değil de sosyal destek niteliğinde bir ödeme olduğu için hanenin yoksulluk ya da ihtiyaç seviyesine bakmak gerekiyor. Bu çalışmalar bu minvalde yürüyor aslında."

Bu nedenle emekli aylığı veya en düşük emekli aylığına ilişkin sosyal destek ödemesinin farklılaştırılabileceğini belirten Yılmaz, "Her sene biliyorsunuz Meclis'ten kanun çıkıyor bununla ilgili. Sürekli olan bir şey değil. Dolayısıyla burada bir iyileşme çabası var. İyileşme çabası da bu tamamlayıcı gelir dediğimiz bir modeldir aslında" dedi.

"DAHA YOKSUL OLANLARA DAHA FAZLA ÖDEME"

Tamamlayıcı gelir modelinin nasıl uygulanabileceğini anlatan Yılmaz, emekli aylığının belirli bir yaşam maliyetinin altında kalması halinde hanelere ve emeklilere göre farklılaştırılmış ödeme yapılabileceğini söyledi. Yılmaz, "Ben emekli aylığını veriyorum haneye, kişilere. Daha sonra bunun belli bir yaşam maliyetinin altında olduğunu gördüğümden dolayı hanelere göre, emeklilere göre farklılaştırarak bunu vereceğim. Dolayısıyla buradaki temel espri de emekliler arasında mevcut gelir farklılaşmasını ya da yaşam maliyeti, geçimlik maliyetinin farklılaşmasını dikkate alan bir sistem. O yüzden de daha yoksul olanlara, daha ihtiyacı olanlara biraz daha fazla ödeme şeklinde bir şey olacak" ifadelerini kullandı.

Yılmaz, özellikle emekliler arasında yoksulluk düzeylerinin farklı olduğunu belirterek, bu kesime yönelik sosyal desteğin de farklılaştırılması gerektiğini vurguladı ve "Emeklilerin, özellikle emeklilerin içinde çok yoksul olan var, derin yoksul olan var, tek başına yaşayan haneler var. Bugün 1 milyona yakın, 800-900 bine yakın emekli derin yoksul. TÜİK'in rakamlarına göre 2,2 milyon yaşlı yoksulu var, 65 yaş üzeri. TÜİK'e göre bu rakam 3,5 milyona çıkıyor. Ama yoksul olanlar çok daha kırılgan, normal emekli olmayanlara göre" dedi.

"EMEKLİLERİN ALACAĞI ORTALAMA ARTIŞ YÜZDE 10-11 ARASINDA"

Emekli maaşlarında yapılması beklenen artış hakkında da konuşan Yılmaz, "Eğer ekim, kasım ve aralık ayı enflasyonları beklendiği gibi gelirse, biraz yüksek gelecek. Ama ona rağmen emeklinin ocak ayında alacağı ortalama artış yüzde 10-11 arası. Ben yüzde 10,5'te tahmin ettim. Çalışanların alacağı zam da yüzde 8,5" dedi.

Bu oranların emekli ve çalışanların hane geçimini sağlaması açısından yeterli olmayacağını vurgulayan Yılmaz, "Şimdi bu yüzde 8,5 ve yüzde 10'luk artışlar, 100 bin lira maaş alsanız 10 bin lira, 50 bin lira maaş alsanız 5 bin lira oluyor. Dolayısıyla böyle bir dönemde bu artışlarla insanların hanelerini geçindirmeleri mümkün değil" ifadelerini kullandı.

Yılmaz, mevcut sistemin tıkanması nedeniyle özellikle emeklilere yönelik sosyal tamamlayıcı ödeneğinin gündeme geldiğini belirterek, "Bu sistem böyle tıkandığı için ve bundan da en fazla mağduriyeti emekliler gördüğü için onlara sosyal tamamlayıcı ödeneği, gelir tamamlayıcı ödeneği yapılıyor" dedi.

"KİRA, EK GELİR VE YAŞANILAN BÖLGE DİKKATE ALINMALI"

Emeklilere yönelik yapılacak düzenlemede tek tip artış yerine farklı ihtiyaçları dikkate alan bir formül oluşturulması gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Bu emeklilerin evleri kira mı, başka gelirleri var mı, bakmakla yükümlü oldukları, tek başına yaşayıp yaşamadıkları, yaşadıkları bölge, oradaki satın alma gücü. Bunları dikkate alan bir tamamlayıcı ödenek formülü yapılmalı" dedi. Yılmaz, böyle bir modelin emeklilerin ihtiyaçlarına göre daha doğru bir destek mekanizması oluşturabileceğini belirtti ve "Ama mevcut koşullarda bu artışlar yeterli olur mu diyorsanız, şüphesiz ki yeterli olmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

"ÇALIŞAN YOKSULLARA DA SOSYAL DESTEK VERİLMELİ"

Yılmaz, emeklilere yönelik tamamlayıcı gelir modelinin yanı sıra düşük gelirle yani asgari ücret seviyesinde gelirle çalışanlara yönelik sosyal destek mekanizmalarının da gündeme alınması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, "Yoksul, asgari ücret seviyesinde bir gelir elde edip evi kira olan, çocukları okuyan ya da asgari ücret seviyesinde gelir elde edip tek başına yaşayan kadın, düzenli geliri olmayan kadın gibi aileler. Bunlara da negatif gelir vergisi dediğim bir sosyal destek verilmeli istihdam üzerinden. Yani kişinin evi, kirası var, bir kadın tek başına yaşıyor ya da dört çocuk var o hanede, onlara Batı'da olduğu gibi negatif gelir vergisi uygulamalı" önerisinde bulundu.