Depremzede aileler Kahramanmaraş’ta beraat ve ceza indirimlerine tepki gösterdi
6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden aileler, Kahramanmaraş Adalet Sarayı önünde beraat kararlarını ve ceza indirimlerini protesto etti. Aileler adına konuşan Tuğçe Demir, bu kararların gelecekte o binalarda yaşayacak insanları da etkileyeceğini söyledi.
Haber: Kurtuluş KARAASLAN
(KAHRAMANMARAŞ) - 6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden aileler, Kahramanmaraş Adalet Sarayı önünde deprem davalarındaki beraat kararlarına ve ceza indirimlerine tepki gösterdi. Aileler adına konuşan Tuğçe Demir, "Bugün verdiğiniz kararlar yalnızca geçmişte hayatını kaybedenlerin değil, yarın o binalarda yaşayacak insanların da kaderini etkiliyor" dedi.
6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden aileler, Kahramanmaraş Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı. Avukatlar ve siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı açıklamada aileler, deprem davalarında cezaların alt sınırdan belirlenmesini, iyi hal indirimlerini ve beraat kararlarını eleştirerek kamu görevlilerinin sorumluluklarının da etkili biçimde araştırılmasını istedi.
Hatay'ın Antakya ilçesindeki Rana Apartmanı'nda ailesini kaybeden avukat Eren Can, şunları söyledi:
"6 Şubat depremlerinin üzerinden neredeyse dört yıl geçmiş olmasına rağmen adalet hala sağlanmadı. Özellikle son dönemde, şu anda önünde bulunduğumuz Kahramanmaraş Adalet Sarayı'nda verilen kararlar vicdanları yaralamaktadır. Bizler, yakınlarını kaybeden aileler olarak bu kararları kabul etmiyoruz."
"DÖRT YILDIR ADLİYE KORİDORLARINDAYIZ"
Ebrar Sitesi'nde ailesini kaybeden Tuğçe Demir, aileler adına yaptığı açıklamada, yargı süreçleri boyunca delilleri ve sorumluluklara ilişkin belgeleri takip etmek zorunda kaldıklarını belirterek şöyle konuştu:
"Dört yıldır adliye koridorlarındayız. Sevdiklerimizi toprağa vermenin acısını bile yaşayamadan, kimi zaman ayakta duracak gücü kendimizde bulamazken adaletin sağlanacağı umuduyla mahkeme salonlarında mücadele ettik. Dört yıldır bulmadığımız delil, ortaya çıkarmadığımız ihmal, ispatlamak için uğraşmadığımız eksiklik kalmadı."
Yıkılan binaların projelerini, denetim belgelerini ve sorumluların imzalarını incelediklerini anlatan Demir, "Çünkü deprem kader değildir. Binlerce insanın ölümü; güvensiz kentleşmenin, denetimsizliğin ve yıllarca görmezden gelinen ihmallerin sonucudur" dedi.
"CEZALARIN CAYDIRICILIĞI NEDEN GERİ PLANDA KALIYOR?"
Bilirkişi raporlarında asli kusurlu olarak değerlendirilen sanıklara verilen cezaların alt sınırdan belirlenmesine tepki gösteren Demir, Kahramanmaraş'ta son dönemde verilen beraat kararları ve ceza indirimlerinin ailelerde kaygı yarattığını ifade etti. Demir, şunları söyledi:
"Binlerce insanın ölümünden sonra bile sorumlular gerektiği gibi hesap vermeyecekse daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor? Bilirkişi raporlarında asli kusurlu bulunan sanıklara neden cezaların alt sınırından hüküm kuruluyor? İnsan hayatının bu kadar ağır biçimde kaybedildiği davalarda cezaların caydırıcılığı neden geri planda kalıyor?"
Yıkılan binaların ruhsatlandırılması ve denetlenmesinde görev alan kamu görevlilerinin sorumluluklarının da araştırılmasını isteyen Demir, bazı kamu görevlilerinin mahkemelerde yalnızca imza attıkları yönünde savunma yaptığını belirtti.
"O İMZALARIN ALTINDA İNSANLARIN HAYATLARI VARDI"
Demir, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin şöyle konuştu:
"O imzalar yalnızca kağıtların üzerine atılmadı. O imzaların altında insanların evleri, hayatları, aileleri ve çocukları vardı. Bugün attığı imzanın sorumluluğunu taşıyamayanlar, yarın hangi binanın güvenli olduğuna karar verecek? Kentsel dönüşümü kimler denetleyecek? Biz çocuklarımızı hangi güvenceyle o binalarda uyutacağız?"
1999 Marmara Depremi sonrasındaki yargı süreçlerini de hatırlatan Demir, "1999'da Veli Göçer'i konuştuk. 2023'te aynı ihmallerin altında binlerce insanımızı kaybettik" dedi. Demir, sorumluların hesap vermemesinin yeni ihmallere zemin hazırlayacağını ifade etti.
"BİZİM KAYBEDECEK DAHA FAZLA CANIMIZ YOK"
Deprem davalarında verilen kararların gelecekte benzer binalarda yaşayacak insanları da ilgilendirdiğini vurgulayan Demir, açıklamasını şöyle tamamladı:
"Bizler, bu ülkenin insanlarının yaşamak için şansa, ölmemek için bir sonraki depremin büyüklüğüne mahkum edilmesini kabul etmiyoruz. Bugün verdiğiniz kararlar yalnızca geçmişte hayatını kaybedenlerin değil, yarın o binalarda yaşayacak insanların da kaderini etkiliyor. Biz bir sonraki depremde, bugün hesap vermeyen sorumluların neden hesap vermediğini yeniden tartışmak istemiyoruz. Bizim kaybedecek daha fazla canımız yok."
"BU İNSANLAR İNTİKAM PEŞİNDE DEĞİL"
Basın açıklamasına katılan YENİ Parti Kahramanmaraş İl Başkanı Ünal Ateş de ailelerin yargı süreçlerini takip ederken hukuk ve mühendislik alanlarında bilgi edinmek zorunda kaldıklarını belirterek şunları söyledi:
"Bu acılı ailelerin her biri birer hukukçu olmuş. Her biri birer mühendis olmuş. Dört yıldan beri bizler de elimizden geldiği kadar bu şehirdeki deprem davalarını ve toplumsal davaları takip etmeye çalışıyoruz."
Yıkılan binaların imar ve ruhsat süreçlerinde sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin de hesap vermesini isteyen Ateş, Proton Apartmanı davasını takip ettiğini belirtti. Apartmanın bulunduğu yerde sekiz kat izni olmasına rağmen 12 katlı bina yapıldığını öne süren Ateş, denetim sorumluluğunun araştırılmasını istedi.
Ateş, şöyle devam etti:
"Bu insanlar intikam peşinde değil. Buradaki aileler bir hınçla hareket etmiyor. Ama gerçekten suçlu kimse, sorumlu kimse mutlaka cezasını çekmek zorunda. Çünkü bir ülkeden adaleti çekip aldığınız zaman geriye hiçbir şey kalmaz."
"YA İŞİNİZİ DOĞRU YAPIN YA DA O KOLTUKLARI BIRAKIN"
Belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine, imar müdürlerine ve çevre, şehircilik birimlerinde görev yapan yetkililere seslenen Ateş, şunları kaydetti:
"Ya işinizi doğru düzgün yapın ya da o koltukları işini hakkıyla yapacak insanlara bırakın. Çünkü sizin yaptığınız hatalar ve denetimsizlikler yüzünden insanlar yakınlarını kaybediyor."
Kendisinin de Kahramanmaraş'ta depremi yaşadığını ve yakınlarını kaybettiğini belirten Ateş, ailelerin adalet mücadelesine destek vermeyi sürdüreceğini ifade ederek, "Adalet, adalet, adalet diyorum" dedi.
Depremde yakınlarını kaybeden aileler, yargı süreçlerini takip etmeye, beraat kararlarına ve ceza indirimlerine karşı hukuki haklarını kullanmaya devam edeceklerini belirtti.