CHP’li Canpolat: Barış, güven ve vicdanla kalıcı olur
CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, çözüm sürecine ilişkin, "Bugün hepimize düşen görev; kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil; insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hale gelir" dedi.
(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, çözüm sürecine ilişkin, "Bugün hepimize düşen görev kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil, insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hale gelir" dedi.
Canpolat, yaptığı yazılı açıklamada, gerçek barışın kimlik ve inanç özgürlüğüyle mümkün olacağını belirtti.
Canpolat, "Bugün hepimize düşen görev kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil, insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hale gelir. Bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim" ifadelerini kullandı.
Farklılıkların tehdit değil, ortak zenginlik olarak görülmesi, acıların paylaşılması, sevincin çoğaltılması ve geleceğin birlikte inşa edilmesi gerektiğini belirten Canpolat'ın "Yurtta Barış, Dünyada Barış" başlığıyla paylaştığı açıklamada şunlar kaydedildi:
"Bu topraklar, yüzyıllar boyunca farklı kimliklerin, farklı inançların, farklı dillerin ve kültürlerin ortak yaşamına ev sahipliği yaptı. Sevinçlerimizi de acılarımızı da aynı gökyüzünün altında paylaştık. Tarih boyunca bizi ayrıştırmak, birbirimize düşürmek ve ortak geleceğimizi zayıflatmak isteyen pek çok girişim oldu. Ancak bu ülkenin en büyük gücü farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabilme iradesidir.
Bugün, her zamankinden daha fazla birlik, kardeşlik, sağduyu ve barışa ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü çevremizde yaşanan savaşlar, çatışmalar ve insani trajediler sadece sınırların ötesinde kalmıyor; acısı, göçü, yoksulluğu ve şiddeti hepimizi etkiliyor. Suriye'de, Irak'ta ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlar, yüz binlerce insanın hayatını altüst etti. Bu acılar bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor; savaşın kazananı yoktur, gerçek zafer, barışı inşa edebilmektir.
"SİLAHLARIN SUSMASI KADAR ÖNYARGILARIN SONA ERMESİ GEREKİR"
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' sözü, yalnızca bir dış politika ilkesi değil, insanlığın ortak vicdanına seslenen evrensel bir çağrıdır. Bu söz, ülke içinde huzurun, adaletin ve toplumsal dayanışmanın, dünyada ise karşılıklı saygının, diplomasinin ve barışın temel alınması gerektiğini anlatır.
Dünyada yıllarca süren çatışmaların ardından barışın mümkün olduğunu gösteren örnekler vardır. Önemli olan geçmişin acılarını unutmadan, geleceği birlikte kurabilecek cesareti gösterebilmektir. Barış silahların susması kadar, önyargıların sona ermesi, insanların birbirini anlamaya çalışması ve ortak bir gelecek için el ele vermesidir.
"GERÇEK BARIŞIN TEMELİ KİMLİK VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜDÜR"
Bu ülkenin Kürtleri, Türkleri, Alevileri, Sünnileri, farklı etnik kökenlerden, inançlardan ve yaşam biçimlerinden tüm vatandaşları eşit haklara sahip, aynı geleceği paylaşan insanlardır. Kimsenin kimliğinden, inancından ya da düşüncesinden dolayı dışlanmadığı, herkesin kendini özgürce ifade edebildiği, hukukun üstünlüğüne dayanan bir toplum, gerçek barışın en sağlam teminatıdır.
Farklılıklarımız bizi zayıflatan değil, zenginleştiren değerlerdir. Birbirimizi dinleyerek, anlamaya çalışarak ve ortak insani değerlerde buluşarak daha güçlü bir toplum olabiliriz. Ayrıştıran değil birleştiren, nefret dili yerine sevgi ve saygıyı büyüten bir anlayış, geleceğe bırakabileceğimiz en değerli mirastır.
"GELİN, AYRIŞMAYA KARŞI DAYANIŞMAYI BÜYÜTELİM"
Bugün hepimize düşen görev kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil, insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hale gelir.
Gelin, bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim. Farklılıklarımızı bir tehdit değil, ortak zenginliğimiz olarak görelim. Birbirimizin acısını paylaşalım, sevincini çoğaltalım ve geleceğimizi birlikte inşa edelim.
Barış; yalnızca savaşın olmaması değil, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve insan onurunun güvence altında olduğu bir yaşamdır. Hep birlikte daha huzurlu, daha adil ve daha umut dolu bir gelecek için tek yürek olalım."