CHP Ekonomi Politika Kurulu: Fonlardaki kaynaklarına erişemeyen şirketlere geçici likidite desteği sağlanmalı
CHP Ekonomi Politika Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Fon vurgununun yol açtığı mağduriyetler giderilmeli ve reel ekonomiye yönelik olumsuz etkileri sınırlandırılmalıdır. Fon mağdurlarının tasarruflarına en kısa sürede ulaşabilmeleri için tasfiye ve geri ödeme süreçleri hızlandırılmalı, ödeme takvimi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Fonlardaki kaynaklarına erişemediği için ödeme güçlüğü yaşayan şirketlere, üretim ve istihdamın olumsuz etkilenmemesi amacıyla, bankacılık sistemi üzerinden geçici likidite desteği sağlanmalıdır" denildi.
(ANKARA) - CHP Ekonomi Politika Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Fon vurgununun yol açtığı mağduriyetler giderilmeli ve reel ekonomiye yönelik olumsuz etkileri sınırlandırılmalıdır. Fon mağdurlarının tasarruflarına en kısa sürede ulaşabilmeleri için tasfiye ve geri ödeme süreçleri hızlandırılmalı, ödeme takvimi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Fonlardaki kaynaklarına erişemediği için ödeme güçlüğü yaşayan şirketlere, üretim ve istihdamın olumsuz etkilenmemesi amacıyla, bankacılık sistemi üzerinden geçici likidite desteği sağlanmalıdır" denildi.
CHP Ekonomi Politika Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamada, fon krizine ilişkin, "Finansal sistemin alt yapısına, bürokrasinin üst kademelerine oradan da iktidara kadar uzanan organize bir suç örgütüyle karşı karşıya olunduğu anlaşılmaktadır. 17 Eylül'de bazı fonların işlemlerinin durdurulması ve tasfiye kararlarıyla görünür hale gelen fon vurgunu, yalnızca belirli yatırım fonlarıyla sınırlı kalmamış; finansal piyasaları ve reel ekonomiyi farklı kanallardan etkileyen çok boyutlu bir soruna dönüşmüştür. Bu çerçevede, fon vurgunuyla birlikte Türkiye sermaye piyasalarına yönelik yurt içi ve yurt dışı yatırımcı güveni ciddi biçimde sarsılmıştır" denildi.
"ŞİRKETLERİN TOPLAM PİYASA DEĞERİ 173,5 MİLYAR DOLAR ERİDİ"
Açıklamada, "Fon vurgunuyla birlikte yatırımcıların tasarruflarına erişiminde ciddi güçlükler yaşanmaktadır. TCMB verilerine göre, kriz öncesinde yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının tasfiye kapsamındaki fonlarda toplam 116 milyar TL yatırımı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu firmaların reel sektör içindeki ağırlığı sınırlı olmakla birlikte, söz konusu kaynaklara erişimde yaşanan güçlükler, firmaların nakit yönetimini ve ödeme kapasitesini olumsuz etkilemektedir. Fon vurgununun etkileri yalnızca belirli hisse senetleriyle sınırlı kalmamış, Borsa İstanbul genelinde yaşanan değer kayıplarıyla birlikte finansal servet kanalını da olumsuz etkilemiştir. Ağustos-Ekim 2026 döneminde Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri 173,5 milyar dolar eriyerek 305,7 milyar dolara düşmüştür" denildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Fon vurgununun kalıcı ve güvenilir bir çözüme kavuşturulmasında yaşanan gecikmeler, varlık fiyatlarındaki düşüş, finansal koşullardaki bozulma ve yatırımcı güvenindeki zayıflama nedeniyle tüketim, yatırım ve üretim kararları üzerindeki olumsuz etkileri derinleştireceği görülmektedir. Bu nedenle, krizin daha fazla ekonomik ve toplumsal maliyet yaratmadan, kapsamlı ve güvenilir bir program çerçevesinde bir an önce çözüme kavuşturulması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda aşağıda sıralanan adımların ivedilikle atılması önerilmektedir:
Kurumsal sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap verebilirliğin sağlanması gerekmektedir. Yine bu kapsamda, organize suç yapılanmasının olası siyasi bağlantılarının bütün yönleriyle aydınlatılması zorunludur.
"SERMAYE PİYASALARINDA ŞEFFAFLIK SAĞLANMALI"
Sermaye piyasalarında şeffaflığın ve piyasa bütünlüğünün güçlendirilmesi sağlanmalıdır. Halka açık şirketlerin nihai ortaklık yapıları şeffaflaştırılmalı; yatırım fonları üzerinden kurulan dolaylı kontrol ilişkileri ve ilişkili taraf işlemleri etkin biçimde izlenmelidir. Fiili dolaşımdaki pay oranlarının gerçeği yansıtması sağlanmalı; koordineli işlemler ve yapay fiyat oluşumlarına karşı piyasa gözetimi güçlendirilmelidir.
Fon vurgununun yol açtığı mağduriyetler giderilmeli ve reel ekonomiye yönelik olumsuz etkileri sınırlandırılmalıdır. Fon mağdurlarının tasarruflarına en kısa sürede ulaşabilmeleri için tasfiye ve geri ödeme süreçleri hızlandırılmalı, ödeme takvimi kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Fonlardaki kaynaklarına erişemediği için ödeme güçlüğü yaşayan şirketlere, üretim ve istihdamın olumsuz etkilenmemesi amacıyla, bankacılık sistemi üzerinden geçici likidite desteği sağlanmalıdır.
Mağduriyetlerin giderilmesinde öncelik, hukuka aykırı kazançların ve sorumluların mal varlıklarından tahsil edilecek kaynakların kullanılmasına verilmelidir. Bu çerçevede Gönüllü İade Hesabında toplanacak olan kaynaklar, para, taşınmaz ve hisse senedi ayrımında, kamuoyuna düzenli biçimde açıklanmalıdır. Soruşturma kapsamında elde edilen haksız kazançlar, hukuk çerçevesinde sonuna kadar takip edilmeli; buradan elde edilecek kaynaklar, başta küçük yatırımcı fon mağdurlarının zararlarının tazmininde kullanılmalı, artan kaynaklar öncelikle toplumun en kırılgan kesimleri olan dul, yetim, malul, gazi ve şehit yakınlarına behemehal aktarılmalıdır.
"VERGİ ADALETİ İVEDİLİKLE SAĞLANMALIDIR"
Mevcut hükümet, enflasyon canavarıyla etkin bir biçimde mücadele edememekte; enflasyon emekli, dul, yetim başta olmak üzere toplumun sabit ve dar gelirli kesimlerini derinden etkilemektedir. Bu nedenle mesele artık acil müdahale gerektiren siyaset üstü bir konu olarak görülmeli, siyasi uzlaşı temelinde ele alınmalıdır. Devlet gelirlerinin büyük bölümünün dolaylı vergilerden karşılanması, gelir dağılımındaki adaletsizliği hızla arttırmaktadır. Vergi sisteminde dolaylı vergilerin payının azaltılarak, vergide geniş halk kesimlerini rahatlatacak şekilde, vergi adaleti ivedilikle sağlanmalıdır. Ayrıca, sabit ve dar gelirli kesimlerin yaşam maliyetinde önem arz eden temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının, yıllık artışlarından etkilenmeyecek bir düzeyde eşelmobil uygulamasıyla sabitlenmesi için acil yasal düzenlemeler yapılmasını öneriyor ve bu yönde gelecek teklifleri destekleyeceğimizi açıklıyoruz."